Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

22.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

İsmail Bozkurt’tan ‘KAZA’ İki Rum kızı, 2 de Türk genci

Ne Mont Pelerin, ne de Cenevre! Varsa da, yoksa da KKTC kardeşim… Değil İsviçre’ye, Amerika’ya da gidilse, hani yanlış anlaşılmasın; ‘tilkinin dönüp dolaşacağı yer’ Kıbrıs değil midir?

Bir de merak konusu olan, önceki gün Obama ile birlikte koltuğunu devreden ABD eski başkan yardımcısı Joe Biden’in, eskiden olduğu gibi yine zırt pırt Anastasiadis ile Akıncı’yı arayıp aramayacağı…

Bir gün de Kıbrıs sorununa değinmeyelim dedik, ama gene de birkaç kelime etmeden duramadık.

Her neyse; elimde değerli dostum İsmail Bozkurt’un ‘Kaza’ isimli bir romanı var. Bugün 180 sayfalık bu kitaptan söz edeceğiz. Arka kapakta, siyah zemin üzerine beyaz harflerle ‘Kaza’dan bahsedilirken şöyle deniliyor:

“1963 – 2003 yılları arasında, Kıbrıs’ın iki kesimi arasında sınırlı geçişler olabiliyordu. 23 Nisan 2003’te, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarının tek yanlı kararıyla, iki taraf arsında pasaportla geçişlere izin verildi ve sanki dolu bir barajın kapakları açılırcasına karşılıklı gidiş gelişler başladı.

O yoğun trafikte kazaların da yaşanması çok doğaldı. Marulla ile Ayhan, birbirlerinin farkına böyle bir kazayla vardılar. Dişe diş bir kavgayla başlayan ve agresif diyaloglarla devam eden ilişkileri, onları yakın tarihle yüzleştirirken bir yandan da giderek tutkulu bir sevdanın kahramanları haline dönüştürür. Ardından gelişen olaylarla aynı amaca yönelik bir kaçışta, bu kez aynı istikamette bulurlar kendilerini… Artık gerçekleşen hiçbir kaza bu aşka engel olamazdı. Tutkulu bir sevdanın eşliğinde, yakın tarihle yüzleşilen bu romanda, zaman zaman polisiye heyecan, zaman zaman ise politik gündemin sıcaklığını duymak mümkün. Tarihi gerçeklikler, küçük bir kazanın verdiği heyecandan doğan aşktan ağır değildir bazen…”

Bir ‘Anahtar Ajans’ yayını olan ve kapak tasarımını Çağrı Kutgüner’in yaptığı eserde, İsmail Bozkurt’un her zamanki sadeliği özgeçmişini ‘özetin özetinin özeti’ şeklinde yazmasından belli… Kısaca bahsedelim:

“Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Daha lise öğrencisi iken toplumsal olaylarla ilgilenmeye başladı. Kısa adı TMT olan Kıbrıs Türklerinin gizli direniş örgütü Türk Mukavemet Teşkilatı’nda yer aldı, mücahit komutanlığı yaptı. Milletvekilliği, bakanlık, parlamento başkanlığı, parti başkanlığı gibi siyasal görevlerde bulundu. Gazete ve dergiler çıkardı. Roman, öykü, deneme, gezi türlerinde kitapları vardır. Ayrıca otuz kitabı yayıma hazırladı. Köşe yazarlığı yapıyor. Çok sayıda ödül kazandı. Roman ve öyküleri Azerice, Özbekçe, Bulgarca, Makedonca, Gagauzca ve Rusça’ya çevrildi. Kaza, beşinci romanıdır.”

Akıcı bir üslupla kaleme alınan roman, bir çırpıda okunabilecek nitelikte… Kitapta Birsen Karaca, Mihrican Aylanç, Mehmet Çevik, Nuran Kekeç, Orkun Bozkurt, Yalçın Vehit ve Yeşim Dede Mear’a katkılarından dolayı teşekkür eden İsmail Bozkurt’un, birinci bölümde kazanın şekli, sonraki bölümlerde gelişmeleri ve sonuçları anlatılıyor. İlginç paragraflardan bazı alıntılar şöyle:

“… İki araba da değişik marka jiplerdi. Darbeyi yiyip bahçe duvarına toslayan arabanın plakası Güney, diğerininki Kuzey Kıbrıs’a aitti. Güney plakalı arabadaki iki genç kız, emniyet kemeriyle bağlı olduklarından yedikleri darbeden zarar görmediler. Attıkları çığlıklar arasında araba duvara toslayıp durunca bir süre sersemleyip şaşkınlık yaşadılar ve yerlerinden kıpırdayamadılar. Yara bereleri yoktu. Kuzey Kıbrıs plakalı arabada iki genç erkek vardı. Sürücü koltuğundaki genç, duramayarak ara yoldan anayola dalınca, arkadaşının çığlığı çınlamıştı kulaklarında: “Ne yapan be Ayhan?”

İkisi de emniyet kemerlerini takmamışlardı. Bu arada ani frenle Ali’nin kafası cama çarpmış, kaşı patlayarak kanamaya başlamıştı… Çevreden koşuşanlar, kazazedelerin arabalardan dışarı çıkmasına yardım ettiler.

Her kafadan bir ses çıkarken, Güney Kıbrıs plakalı arabanın sürücüsü kız, arabadan iner inmez hışımla orada oluşan topluluğa Rumca ‘Hangi barbar yaptı bunu?’ diye bağırdı. Bu sırada Ayhan arabadan indi ve kıza Rumca bilmediğini söyledi, ‘kazaya ben sebebiyet verdim, özür dilerim” dedi.

Ama Rum kızı sesini yükselttikçe yükseltiyor, polisin gelmesini de reddediyor, zaten Kıbrıs Türk polisini tanımadığını tekrarlayıp duruyordu… Arkadaşı Angela, ‘Marulla’ diye araya girmeye çalıştıysa da ‘sen karışma Angela’ şeklinde cevabını alıverdi.

Kalabalık dağılırken söylenenler birbirine karıştı. ‘Amma hırçın kız’ dedi birisi. “Hırçınlık değil bu, gâvurluk. Bunlar Türk’ü insan olarak görmezler. Kabahat kapıları açanlarda” dedi öteki.

Bu arada Marulla ile Angela kazadan sonra bir süre suskun kaldılar, sonra da kendi aralarında tartıştılar. Angela da Türkleri sevmezdi, ama Marulla’nın bu aşırı bağnazlığını da benimsemezdi.”

Soluk soluğa okuyacağınız bir kitap… Yaşanmış olayların bir yerde romana dönüştürülmesi de diyebiliriz.

Eline sağlık İsmail gardaş.

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.