HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

01.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Karşılıklı suçlamalar mevzi kazandırmadığına göre…

Kıbrıs sorununa ilişkin müzakere sürecinde son viraja girilirken, dikkatler bu kez Rum tarafından çok, Türk tarafına çevrilmiş bulunuyor. Nedeni de, Cumhurbaşkanlığı ile hükümet arasında karşılıklı suçlamaların yer alması…

Halbuki bu kritik süreçte, Kıbrıs Türk tarafının tek bir yumruk olması gerekirken, ortadaki dağınıklık hiç de hayra alamet değildir.

Önümüzdeki günlerde görüşmeler tamamlanacak ve dikkatler New York’a çevrilecektir. BM merkezinde Genel Sekreter Ban Ki-Moon ile Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in katılımıyla üçlü bir zirve gerçekleştirilecektir.

Deneyimli görüşmeci, Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı Kudret Özersay, Cumhurbaşkanı Akıncı’ya müzakere süreci konusundaki görüşlerini içeren bir mektup gönderdi. Mektupta, bulunacak olan çözümün karşılıklı kabul edilebilir ve her iki toplumun da içine sindirebileceği bir çözüm olması gerektiğinin altı çizilerek, bazı eleştiri ve önerilerde de bulunuldu.

Özersay diyor ki, “Son aşamaya geçmek için ilerleme şartını kabul etmeyin, farklı bir yol mümkün. Prosedürde ilerleme sağlamak için, garantilerde esneme algısı yaratmak tehlikelidir. Çerçeve anlaşmasına değil, kapsamlı çözüme odaklanın. Doğal gaz ‘çantada keklik’ yapılırsa çözüm ihtimali azalır.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, müzakere masasında Kıbrıs Türk halkının geleceğini tehlikeye atabilecek, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini içermeyen, iki kesimliliği sulandıran bir anlaşmaya imza atmayacağını biliyoruz. Hatta yeri gelmişken şunu da vurgulayalım, başlangıçta Cumhurbaşkanlığı Sözcüsünün ‘Garantiler tabu değildir’ şeklindeki açıklamasının karşı tarafa önemli bir koz verdiğini de ifade edebiliriz. Nitekim Özersay, garantilerde esneme algısı yaratmanın ne denli tehlikeli olduğunu son yapılan tartışmalarda bir kez daha seslendirmiş bulunuyor.

Diyeceğimiz Akıncı’nın eli müzakere masasında ne denli güçlü olursa, Rum tarafının oyunlarına gelinmez ve sahip olduğumuz hakların da gerisine adım atmayız. Hükümet müzakere süreci konusunda bir takım kaygılarda bulunurken, demek ki zihinlerde bazı soru işaretleri yatıyor. O soru işaretlerini giderecek olan ne Anastasiadis’tir, ne de Mavroyannis! Gidermesi gereken Akıncı, Özgürgün ve Serdar Denktaş’tır… Bu kritik aşamada oturup da gelinen noktayı birlikte değerlendirmekle yükümlüdürler. Bunu yaparken de ortada kesinlikle art niyet olmamalıdır! Kamuoyu önünde tartışma ve karşılıklı suçlamaların bir anlamı yoktur!

İlla ki müzakere heyetinde temsil edilme durumu olabilir mi? Niye olmasın?.. İnanıyoruz ki, o zaman Akıncı da okların hedefi olmaktan kurtulur. Geçmişte temsiliyet yok muydu? Mesela Kenan Atakol hükümet adına görüşmelere katılmaktaydı… CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat inkâr etse de, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın yürüttüğü görüşmelerde bulunmuştu… Erhan Erçin müzakere heyetinde yer almıştı…

Önemli olan burada zıddiyet yaratmak değil, karşılıklı anlayış ve sağduyunun olmasıdır. Hatta samimiyetlerinden kuşku duymadığımız deneyimli eski görüşmeciler Ergün Olgun, Osman Ertuğ ve Kudret Özersay gibiler de tutanakları değerlendirerek, Akıncı’nın heyetine güç, destek ve katkı sağlayabilir… Bu, kesinlikle “Akıncı’ya ve heyetine güvenimiz yoktur” anlamına alınmasın. Böyle bir düşünce aklımızın ucundan dahi geçmez! Ama madem ki zihinlerde bazı soru işaretleri vardır, hodri meydan dercesine bir politika sergilenmesi de yararlı olur diye düşünüyoruz.

Sonuçta iki taraf arasında bir uzlaşmaya varılıp varılamayacağı, son aşamada netliğe kavuşacaktır. Şimdiden yürekleri kaldırmayalım ve bir nebzecik de olsa geçmişi anımsatalım.

Dönemin ‘Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’ Başpiskopos Makarios, 1977’de Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la, iki kesimliliği imzaladığında, kendisine yöneltilen sorular “Bu durumda tüm göçmenler evlerine dönemeyecek mi?” şeklindeydi... Makarios da sorulara hiç tereddüt etmeden ‘Hayır’ yanıtını vermişti…

Makarios’taki bu açık sözlülüğü, zaman zaman ‘Maraş verilmezse… Güzelyurt verilmezse’ diye şartlar öne süren Anastasiadis’te bulabilmek mümkün mü?

Kaldı ki bizler, içimizdeki tartışmaları, görüş ayrılıklarını kamuoyu önünde tartışmak yerine, çözüme kavuşturmanın toplum yararına olacağını idrak edecek kadar olgun insanlarız…

 

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.