Cyprus Today sol
  • 18 Ocak 2018, Perşembe 9:01
AkayCEMAL

Akay CEMAL

Kaygı verici gelişmeler ve bizdeki zavallılık…

Oldum olası Ortadoğu hiç durulmadı, hep kaynayan kazan oldu. Örneğin Filistin-İsrail sorunu yarım yüzyılı geçmesine rağmen bir çözüme bağlanamadı. Çünkü ‘Genişleme ve doyumsuzluk’ söz konusu. Ya Irak ve Suriye? Oraları ne zaman duruldu ki?..

Türkiye aynı bölgede, stratejik bir konumda ve Irak’la Suriye’ye sınır komşusu olması nedeniyle direk ve dolaylı olarak bölgedeki gelişmelerden etkilenmektedir. Son olarak ABD’nin 30 bin kişilik ‘Suriye Sınır Güvenliği Gücü’ oluşturma girişimi, bölgedeki tansiyonu tırmandırmış bulunuyor. Üstelik bu gücün Türkiye sınırına yakın bir bölgede konuşlandırılacağının açıklanması, bazı derin hesapların habercisidir.

ABD ve İsrail, öteden beri bölgede bir Kürt devleti oluşturulmasını istemektedir ki, bu da Suriye’nin parçalara bölüneceği ve toprak bütünlüğünün ortadan kalkacağına işaret sayılmaktadır. Barzani’nin, aylar önce ‘Kuzey Irak Kürt Devleti’ ile ilgili referandumu, dünyada sadece İsrail tarafından onay görmüş, uluslararası camia Barzani’nin attığı adımı benimsemeyince sonuç fiyasko olmuştu… Ancak ABD Başkanı Donald Trump, bir süre sonra bunun rövanşını başka şekillerde ve cephelerde almak istercesine Kudüs’ün, İsrail’in başkenti olarak ilan edilmesi kararına en güçlü desteği vermişti. Kararın hemen ardından Tel Aviv’deki ABD elçiliğinin Kudüs’e taşınması talimatı gelmişti…

Ancak bu karar da ABD’ye beklediği desteği sağlamamış ve BM’nin kararlarına rağmen böyle bir girişime prim verilmemişti… Bu konuda ismi cismi dahi bilinmeyen bazı ülkeler Trump’ın kararına destek olmuştu ki, bunların desteği sırıtmıştı bile. Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden dördü de Kudüs kararını reddetmişti…

Uluslararası kamuoyunun benimsemediği kararlarda ısrar etmek, Trump’a bilmiyoruz da, ABD’ye bir kazanç sağlayabilir mi? Bu noktada ABD’nin bölgede bir güç oluşturma hamlesinin neyi amaçladığını sormak gerek. Üstelik de Suriye’de IŞİD’in temizlenmesinden sonra böyle bir adımın atılması tuhaf ve de düşündürücü değil midir?

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İran, Türkiye ve Rusya’nın Astana’daki görüşmelerde Suriye’de çatışmasızlık bölgeleri oluşturarak, krizi kontrol etmeye çalıştıklarını, bu konuda önemli kazanımlar da el edildiğini söyledi.

Sözcü, “ABD, bölgedeki yıkıcı politikalarını gözden geçirerek, geç kalınmış olsa bile en kısa sürede Suriye’deki güçlerini geri çekerek, ülke halkının geleceği konusunda kendinin karar vermesinin önünü açmalı” dedi.

Bölgedeki güçler el ense çekerken, Yunanistan’la kol kola giren Kıbrıs Rum Yönetimi’nin şımarıklığının nedenlerini anlayabilmek zor değildir. ‘Doyumsuzluk ve genişleme’ politikası onların kimyasında vardır.

Türkiye, Suriye’deki tırmanışların yarattığı baş ağrısı ile uğraşırken, onlar da Türkiye ve KKTC etrafında bir çember oluşturma çabalarını ha bre sürdürmektedirler. Nitekim Türkiye ve KKTC’nin tüm itirazlarına rağmen Doğu Akdeniz’i tek yanlı parselleyen Rum tarafı, şimdi de Ada’nın batısını, Antalya açıklarını Yunanistan’la birlikte paylaşmaya hazırlanmaktadır. Güney’deki denizler yetmezmiş gibi, sıra Türkiye ile KKTC arasındaki denize gelmiş bulunuyor.

Ve Kıbrıslı Türklere zırnık koklatmayan, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın geçenlerde vurguladığı gibi, tüm fonlara da mali katkıyı durduran AB, ‘East Med’ adı verilen projeye ekonomik destek için kesenin ağzını açtı. AB, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz kaynaklarının Yunanistan’a, İtalya’ya ve diğer Avrupa ülkelerine götürülmesi amacıyla Rumlara 100 milyon Euro katkı yapma kararı aldı. AB ayrıca fizibilite çalışmaları yapan İtalyan-Yunan Konsorsiyumu ‘IGI Poseidon’ şirketine de 35 milyon Euro destek atışı yapacak

Tüm bunlar olurken, Rum Yönetimi tabii ki şımaracak, tabii ki daha da silahlanacak ve eksiklerini tamamlama yoluna gidecek. Hedef Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak ve Kıbrıs’ı yutmaktır. Bu görevi yerine getirmek için de canla başla ve Yunanistan’ın desteğiyle çalışmaktadır. Son olarak önceki gün Güney Kıbrıs’ta Nikos Anastasiadis, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ve Ürdün Kralı Abdullah ile gerçekleştirilen ‘Üçlü Zirve’ ve yapılan anlaşmalar, atılan imzalar neyin nesidir? Türkiye’yi yalnızlaştırma, dışlama ve egemenliklerini Adanın kuzeyine de yayarak, Kıbrıs sorununu da böylelikle noktalamak değil midir?

Yanı başımızda bunlar olurken, bizim hala hükümetçilik oyunlarıyla zaman geçirmemiz, istikrarlı bir sürece adım atamamış olmamız ayıptır, beceriksizliktir, acizliktir, zavallılıktır! Daha başka da diyecek olduk, ama dilimiz bir türlü varmadı.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 19 12 4 3 20 40
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 20 12 4 4 19 40
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 19 13 1 5 15 40
4 BİNATLI YSK 19 9 7 3 12 34
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 19 10 1 8 3 31
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 19 7 8 4 3 29
7 CİHANGİR GSK 19 7 5 7 0 26
8 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 19 6 7 6 2 25
9 TÜRK OCAĞI LİMASOL 19 8 1 10 1 25
10 BAF ÜLKÜ YURDU 19 5 8 6 8 23
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 19 6 5 8 -1 23
12 LEFKE TSK 19 6 3 10 -5 21
13 YALOVA SK 19 5 5 9 -5 20
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 19 6 2 11 -22 20
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 20 3 6 11 -20 15
16 OZANKÖY SK 19 2 5 12 -30 11
yukarı çık
Pop Up ek