Cyprus Today sol
  • 20 Ocak 2018, Cumartesi 10:34
AkayCEMAL

Akay CEMAL

Kendimize sahip çıkmaz isek, daha çok çöküş olur!

Efendim, Lefkoşa’da Surlariçi’nde Kumarcılar Hanı’nın arkasında bulunan eski bir bina ansızın çöküvermiş!.. Şans eseri can kaybı ve yaralanan olmamış. Bereket ki, işçiler 10 dakika önce dışarı çıkmışlardı…

Vakıflar İdaresi’ne ait olan ve Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) tarafından organize bal ve macun satışı ile pastane olarak kullanılmak üzere kiralanan eski bina tadilat çalışmaları sırasında yıkılmış!.. Hem de eski kiracıdan kalan rafların sökülmesinin ardından!

Vakıflar İdaresi Emlak Şube Müdürü Ahmet Doğukan, Surlariçi’ndeki birçok bölgenin üçüncü derecede sit alanı olduğunu ve yıkılan binanın yerine aslına uygun yeniden bina yapılacağını ifade etti.

Başkentte Surlariçi’nde öyle binalar var ki, ağır vasıtaların yaratabileceği bir titreşimle yerle bir olması hiçtendir. Osmanlı döneminden kalma nice cumbalı binalar var ki, seyrine doyum olmaz. Turist kafileleri ellerinde fotoğraf makineleriyle durmadan o tür binaları çekiyor, geziyor ve bilgi alıyorlar. Bunlar yanında nice Lüzinyan ve Venedik evleri var ki, Kıbrıs kültürüne zenginlik katmaktadır.

Kaç kez yazdık, özellikle cumbalı evlere, Türklere ait eserlere karşı bir ilgisizlik var. Adeta kendi kaderlerine terk edilmiş durumdalar… Çoğu ayyaşların, uyuşturucu müptelalarının meskeni oluvermiş… Eski Eserler Dairesi, ‘Aman dokunmayın’ diyor. Dokunsan da, dokunmasan da zaman içinde çöküp gidecek. Türk eseri varsın gitsin, kimin umurunda? Ama iş kiliseye geldi mi, AB kesenin ağzını açar, restorasyonu için her türlü olanağı sağlamaya çalışır.

Halbuki Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan iken Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın cenaze törenine katılmak üzere geldiği KKTC’de şimdi yıkılan binanın bulunduğu güzergâhtan da geçerken, o tarihi ve kendine özgü mimarisi olan binalara hayran kalmış, bunların özenle korunması gerektiğini dile getirmişti…

Biz koruyor muyuz, yoksa yıkılmalarına seyirci mi kalıyoruz?

Vakıflara ait binalar bakımsızlıktan ve zaman aşımından dolayı yıkılırken, vakıf arazisi üzerine inşa edilen Maraş’ta hiç mi bir şey yapamazdık? Rum Yönetimi, Yunanistan’la birlikte bölge ülkeleriyle Türkiye aleyhinde çember oluşturur ve KKTC ile Türkiye arasındaki denizlerde de hak iddia ederken, Türkiye’nin ve KKTC’nin Maraş konusunda artık bir karar vermesi gerekmiyor mu? Eldeki evraklar, tapular oranın bir Türk toprağı, vakıf malı olduğunu kanıtlamıyor mu? O halde…

Pek tabii ki, şu yıkımın, çöküşün bir de siyasi boyutu vardır. Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis, egemenlik hakkının kendilerinde olduğunu söylüyor ve Kıbrıslı Türklerin bunu kabul etmesi ve sakin kalmasını istiyor. Kasulidis, “Egemenlik haklarının kullanımında söz sahibi olmak için sahte devleti ilan etmemeyi seçebilirlerdi” diyor.

Sonuçta, Kıbrıslı Türklerin kendilerine azınlık ve yama olmasını isteyen Rum bakanın ortaya koyduğu zihniyet devam ettiği sürece, bu ülkede siddin sene daha bir çözüme varmak mümkün değildir. Zaten Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Bir on yıl daha müzakere edilse Rum tarafının bir uzlaşmaya yanaşmayacağı anlaşılmıştır” demedi miydi?

Kasulidis’in açıklamasından da anlaşılıyor ki, onların tek istediği bu adanın üzerinde olduğu gibi, hava sahasında ve karasularında tüm egemenlik hakları kendilerine ait olsun ve doğalgazda olumlu bir sonuç çıkarsa, bundan Türklere de bir paycık ayrılabilir. O da ancak Kıbrıs sorununun çözümünden sonra olabilir!

Bu noktada Kasulidis’e ‘Anan güzel mi?’ diye sormak gerekmez mi?

Ancak kabul etmek gerek ki, adamlar çıktıkları yolda kendilerinden emin vaziyette adım atıyorlar. Bir de AB’den maddi yardım alıyorlar ki, keyifler gıcır. Ama bir gerçek var ki, tanınsa da tanınmasa da, Kuzey’deki devletin varlığını hazmedemiyorlar. Gözlerine diken gibi batıyor. ‘Şu Kuzey’deki devlet de olmasa ve egemenliğimizi oralara da yayabilsek, Kıbrıslı Türkleri de kendi devletimize yamalayabilsek’ diye hayıflanıyorlar.

Tüm bunlara rağmen biz kendimize gelebiliyor muyuz? Birbiri ardına çöken tarihi binalara bile sahip çıkabiliyor muyuz? 43 yılda 37 hükümet kurmuş bir toplum olarak, tek yaptığımız erken seçim şarkıları söylemek, ardından hodri meydan çekmek ve sandığa gitmek!

Bu ülkede zamanın hiç mi değeri yoktur sizce


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 19 12 4 3 20 40
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 19 13 1 5 15 40
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 19 11 4 4 13 37
4 BİNATLI YSK 19 9 7 3 12 34
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 19 10 1 8 3 31
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 19 7 8 4 3 29
7 CİHANGİR GSK 19 7 5 7 0 26
8 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 19 6 7 6 2 25
9 TÜRK OCAĞI LİMASOL 19 8 1 10 1 25
10 BAF ÜLKÜ YURDU 19 5 8 6 8 23
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 19 6 5 8 -1 23
12 LEFKE TSK 19 6 3 10 -5 21
13 YALOVA SK 19 5 5 9 -5 20
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 19 6 2 11 -22 20
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 19 3 6 10 -14 15
16 OZANKÖY SK 19 2 5 12 -30 11
yukarı çık