HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Akay CEMAL

Akay CEMAL

02.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kıbrıslı Türklerin ilk kadın hekimi: Aydın Sennaroğlu

Hani ‘millet siyasetten usandı’ derler ya; biz de bugün siyasetten bahsetmemeye karar verdik. Her Allah’ın günü, ‘yok o bunu dedi, yok bu öyle söyledi’ şeklindeki demeçler, söylevler, açıklamalar zamanla okuyucuyu, dinleyici ve izleyiciyi sıkar değil mi?

Hem de maccez gibi! Bizim çocukluğumuzda pastellinin yanında, sıkıştırılmış (vakum) üzümden oluşan, hafif ekşimtırak, adına ‘maccez’ dediğimiz ürün de satarlardı… Köyde ekmeğin üzerine sürer, yerdik. Daha çok Rumlar satardı…

Her neyse; bugün ‘Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’ yayını, Dr. Filiz Besim’in hazırladığı bir kitaptan söz edeceğiz. Kapak tasarımı Doç. Dr. Gökçe Keçeci tarafından çizilen 208 sayfalık ‘Kıbrıslı Türklerin İlk Kadın Hekimi: Dr. Aydın Sennaroğlu’ adlı kitabın önsözünde Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr. Filiz Besim özetle şöyle diyor:

“O, sanki yaşamın tüm umutsuzluklarına karşın; hep ayakta bir umut kaynağı gibiydi. Üzerine aldığı görevi her ne pahasına olursa olsun bitiren tam bir görev insanıydı. Hekimliğe olan adanmışlığı aslında insanlığa ve bu topraklara olan tutkusuydu. Onun kriterleri çalışkan ve dürüst olmaktı. O eğitimci bir ailenin kızıydı. Babası Hasan Behçet’in bu adada eğitime yaptığı katkılar çok büyüktü… Kıbrıslı Türk hekimler yakın geçmişimizde gerek toplumsal mücadele, gerekse siyaset arenamızda ciddi roller üstlenmiş kişilerdir.”

Kitapta Filiz Besim’in de ifade ettiği gibi, Baf’ta başlayan, Lefkoşa ve İstanbul’da şekillenen renkli, bir o kadar da disiplinli bir yaşamın detayları anlatılıyor.

Ahmet Tolgay arkadaşımız da, kitabın 7’nci sayfasındaki yazısında, “Bu kitap, Kıbrıs Türk edebiyatının seçkin şairlerinden olan Özdemir Sennaroğlu’nun şiirsel, kısa ama etkileyici yaşam serüvenini yeni nesillerle buluşturma gibi edebi bir misyonu da yerine getiriyor. Aydın hanımın bu kitapta sadece tüberkülozla olan savaşımını okumak bile, onun hekimlik kariyerinin önünde saygıyla yerlere kadar eğilmemize yeterlidir” diyor.

Kitabın arka sayfasında da Dr. Bülent Dizdarlı, İsmail Bozkurt ve Stella Acıman’ın, Dr. Aydın Sennaroğlu ile ilgili görüşlerine yer veriliyor.

‘İçindekiler’ bölümünde irdelenen konu başlıkları şöyle sıralanıyor: “Çocukluğu, ortaokul yılları, Kandilli Kız Lisesi yılları, Tıp Fakültesi yılları, Kıbrıs yılları, Lefkoşa Genel Hastanesi anıları, 1963 olayları, toparlanma dönemi, bir erik öyküsü, mücahit doktor, annelik, ‘sen haline şükret’, ikinci hamilelik, Melena, tüberkülozda yaratılan mucize, tüberkülozu nasıl yendi, tarama ekibi, anılar, çalışma arkadaşları neler söylediler?, Özdemir Sennaroğlu’nun ölümü, Özdemir Sennaroğlu kimdir? Dr. Levent Sennaroğlu, Alphan Sennaroğlu, Aysın Behcet, Feride Hikmet, Türkan Aziz, Firdevs İslamoğlu, dostları Dr. Aydın Sennaroğlu’nu anlatıyor, şiir Pencerem.”

1939 yılında doğan Dr. Aydın Sennaroğlu, ilkokula Piskobu’da (Yalova) başladı ve Baf’ta bitirdi. Piskobu Türk-Rum karşılık bir köydü. Aydın’ın annesi köyde en çok Hasan Kahya’nın eşi ve kızları ile görüşüyordu. Şimdilerin Havva R. Cemil’i ve Işın R. Cemil, Hasan Kahya’nın kızı ve torunlarındandır. Rum anneler de Türklerin yanında çalışırdı. Hasan Kahya, Osmanlı zamanında Sudan’dan gelen siyahileri Piskobu’ya yerleştirdi. Köyde ırk ayrımı yoktu ve kadın-erkek eşitliği vardı. Kadınlar da, erkekler de baş başa çalışıyorlardı…

Aydın Sennaroğlu, geçmişteki Baf’ı anlatırken, 1953 depremine de değiniyor, 1963 çarpışmalarında bütün Türklerin Mutallo’ya göç ettiğini, birçoğunun da Lefkoşa’ya gelip yerleştiğini anımsatıyor. Anne ve babasının, çocuklarının yetişmesinde büyük pay sahibi olduklarına da değinen Sennaroğlu, Kandilli Kız Lisesi’nde, aralarında yıllar sonra Türkiye’nin gündeminde yoğun yer alacak iki kişiden söz ediyor: Dr. Türkan Saylan ve Çolpan İlhan. “Onlar iki sınıf altımdaydı. Türkan Saylan’ın iyi nutuk attığını hatırlarım” diyor. Yaz tatillerini Baf, Poli ve Girne’de geçiren Dr. Aydın, İstanbul’da tahsilde iken kendisi dahil, o dönemde tüm kızların birer Zeki Müren hayranı olduğunu da kaydediyor.

Kitabında toplumun bir dönem ileri gelenlerinden Melahat Hacıbulgur’dan da övüyle söz eden Aydın Sennaroğlu, toplumlararası çatışmaların başlamasıyla Genel Hastane’de Başhekim Dr. Fesa’nın uyguladığı muameleyi, Türk doktorlara karşı güvensizliğini anlatır. Ne kendisi, ne de Dr. Ayten görevlerini terk etmeyi düşünmezler. Bir bölümde şunları dile getiriyor: “Binbaşının eşi ve çocukları Kumsal’da katledilmiş, Kaymaklı tarafındaki sınır çatışmalarında da Hüseyin Ruso şehit edilmişti. Durum çok gergindi. Ben, Dr. Saffet Ratip, Dr. Dikengil kahvehanelerde hasta muayene ediyorduk. Naim Adiloğlu kliniğinde Dr. Kaya, Dr. Naim Adiloğlu, Dr. Vedat Keus devamlı ameliyat yapıyorlardı…”

Bu sütuna daha fazlası sığmaz ki! Kitapta bir tarih gözler önüne seriliyor. Mutlaka okunması gerek.   Teşekkürler Filiz Besim.

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.