HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

16.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kıbrıs’ta ‘Çekil de kendime yer edeyim’ tuzaklarına dikkat!

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in de ifade ettiği gibi, Kıbrıs sorunu şu anda kritik bir dönemeçte…

Aynı şeyi zaten Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da defalarca dile getirdi. Anastasiadis, Cenevre’deki konferansa tam hazırlıklı gideceklerini söyledi. Rum tarafı ‘tam hazırlıklı’ gider de, Türk tarafı ‘yarım hazırlıklı’ mı gidecek? Akıncı’nın da tam hazırlıklı gideceği muhakkak!

Cenevre için her iki taraf da harıl harıl çalışıyor.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, konferansa katılımın, mutabakatta açıkladıkları şekilde olduğunu, genişletmeye gerek olmadığını belirtti ve “Bürgenstock formatına sadık kalınırsa sıkıntı olmaz” dedi.

Varılan uzlaşma gereği liderler 9 Ocak’ta Cenevre’de buluşacak, 11 Ocak’a kadar görüşecek, 12 Ocak’tan itibaren de beşli konferans başlayacak.

Kıbrıs Rum tarafı, Cenevre konferansının ‘Beşli’ yerine ‘Çoklu’ olmasında ısrarlı… BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin de katılımını istiyor. AB’nin gözlemci olarak yer almasına ise, tarafların bir itirazı yok! Halbuki Türk tarafının da buna itiraz etmesi gerekmez miydi? Kıbrıslı Türklere verdiği sözleri yerine getirdi mi ki, görüşmelere burnunu sokacak? Hangi yüzle?

Her neyse; Cenevre için burnumuza bazı kokular geliyor. İyi mi, kötü mü o ayrı mesele. Ancak güvenlik, daha doğrusu Türkiye’nin garantörlüğünün sulandırılmaya çalışıldığı, geçiş dönemlerinden söz edildiği şu günlerde, halkımızın kafasını kurcalayan nice sorular vardır.

Cumhurbaşkanı Akıncı, bir süre önce yaptığı açıklamada, “Sığınacağımız tek liman Türkiye’dir” demiş ve Kıbrıs Türk halkının, Türkiye’nin garantörlüğünde ısrar ettiğini dünya kamuoyuna aktarmıştı…

Böyle olmasına rağmen, Kıbrıs’ın yanı başındaki coğrafyayı ateşleyenlerin bu stratejik adaya hakim olabilme çabası içinde olduklarını da bilmeyen yoktur. Nedense buradaki İngiliz üslerini görmezden gelenler, bu üslere toz kondurmayanlar, sadece Türkiye’yi ve Türk askerini görmekte, dillerine dolamaktadırlar. Yunanistan’ın ve İngiltere’nin buradaki varlıkları ise gündeme taşınmamakta, gözlerden ırak tutulmaktadır.

Halbuki Irak halkı her şeye rağmen, Saddam Hüseyin’i arar hale gelmişse, Irak’ı yaşanmaz duruma getirenlerin hangi ülkeler olduğunu çok iyi bilmektedir. Diktaya karşın, Irak halkı hiç bu günkü kadar mutsuz olmamıştı… Aynı şekilde Libya halkı, diktaya rağmen bu günkü kadar mutsuz olmadı. Benzeri oyunlar şimdi Suriye’de oynanıyor. Ülke paramparça… Özellikle Halep’teki insanlık dramını görüyorsunuz. Birilerinin hırsı uğruna huzurdan eser kalmadı.

Ancak Suriye’de İran’ın hesapları ve Rusya’nın kazanımları, dengeleri değiştirmedi değil. Etrafımızda tüm bu olaylar süredursun, Kıbrıs için hazırlanan tezgâhlarda çok dikkatli olmak gerektiğinin bir kez daha altını çizmek isteriz. Çünkü bu adada İngiltere’nin kendi üslerinden başka bir şeyi düşünecek hali yoktur. O üsler Kıbrıs toprağı sayılmamakta, ‘egemen üsler’ olarak anlaşmalarda yerini almaktadır. Ancak 42 yıldan beridir bu adada barışın sigortası olan bir güç vardır ki, o da Türk Silahlı Kuvvetleridir. Ada’daki barışın teminatıdır!... Ne İngiltere bu görevi üslenmiştir, ne de Yunanistan! Hele Yunanistan Ada’yı kana bulamaktan başka ne yaptı ki!

Bunlar herkes tarafından iyi bilinmektedir. Kıbrıs Türk halkının geleceği üzerinde pazarlıklar yapılırken, bu güne kadar Kıbrıs’ta barış, huzur ve güvenin Türkiye tarafından sağlandığı gerçeğini açıkça vurgulamak ve birtakım tuzaklara karşı dikkatli ve uyanık olmak lazım. Çünkü başta güvenlik ve garanti olmak üzere; Kıbrıs Türk tarafının hassas olduğu bazı konularda ‘sulandırma’ çabalarının olduğuna ilişkin bilgiler vardır. Bunların ne denli doğru veya yanlış olduğunu bilmiyoruz.

Ancak Kıbrıs’ta ‘Çekil de kendime yer edeyim’ politikasına yatanların da bu gerçekleri iyi bellemesi lazım.   Önceki gün düzenlenen panel münasebetiyle Türkiye’den adamıza gelen bir grup meslektaşla dün Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ömer Paç ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Yılmaz Yıldırım’a da nezaket ziyaretlerinde bulunduk. Meslektaşlarımız daha sonra Karaoğlanoğlu ve Boğaz Şehitliklerini ziyaret ederek, kendi illerinden gelip de savaşa katılan ve şehit olanların kabirlerini görebilmek için adeta seferber oldular. Mezar başlarına çiçekler koyarak, dua ettiler.

Diyeceğimiz; Mücahitle Mehmetçiğin akıttığı kan sayesinde bugün bu ülkede herkes huzur ve güven içinde yaşamını sürdürmektedir. Bu ortamı çatışma ortamına dönüştürebilecek sinsi çabalar içinde olanlar karşısında geçmişte olduğu gibi Cenevre’de de dik duruş sergilemek boynumuzun borcudur.

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.