KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

23.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

KKTC’nin orman fakirliği zenginliğe dönüştürülebilir

KKTC’nin orman fakiri olduğunu hep yazar, dururuz. Hele bu köşede ülke ormanının yeterli olmadığını, her yıl bu mevsimde dikilen fidanların bile ormanı fakirlikten kurtaramadığını anımsatırız.

Bu vesileyle fidan diken ve dikecek olan tüm kurum ve kuruluşları, öğretmen ve öğrencilerimizi, askerlerimizi kutlarız.

Orman bir ülkelerin doğal güzelliği, zenginliğidir. Ormanı olmayan ülkelerde bet bereket yoktur. Ne yeterli yağış alır, ne de oksijen! Ha çöl, ha ormansız ülke! Onlar yeşile özlem duyarlar. Ama öyle ülkeler de var ki, çölü bile yeşile büründürdüler, ülkeye kazanımlarda bulundular. İsrail bu ülkelerin başında gelir. Çölü cennete çevirdi adeta…

Orman Mühendisleri Odası’nın açıklamasına göre; KKTC’de orman alanı sadece yüzde 23.1 oranında… Orman Dairesi’nde personel eksikliği bulunduğundan dolayı ormanlarda etkin denetleme ve koruma yapılamadığı bir yana, yangınlara karşı yüksek kabiliyetli araçların kullanımı eğitimsiz geçici personele bırakılıyor.

Orman Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı İrfan Tansel Demir’in, ‘Dünya Ormancılık Günü’ nedeniyle yayımladığı bildiride yer alan bu gerçekler cidden üzücüdür. Demir, “Tüm uyarılara rağmen hükümetlerimiz gerekli önlemleri zamanında almamakta, ormancılık uygulamalarının yürütülmesine ve geliştirilmesine imkân tanıyacak iradeyi ve mali kaynağı ayırmakta isteksiz davranmaktadırlar” dedi.

Gelmiş geçmiş hükümetlerin ormana bakış açılarını gerçekten sorgulamak gerek. Bir yandan insan kaynaklı ağaç kesimleri, bir yandan keçiler, beri yandan zararlı böcekler ve yangınlar yetmezmiş gibi, betonlaşma olayı, taş ocakları orman arazilerini kemiriyor. Ormandan her gün bir şeyler alıp götürmekteler.

Bazı belediyeler, inşaat sahiplerine ağaç dikme zorunluluğu getirdiyse de, bu uygulama ormanı kapsamamaktadır. Bu bakımdan fidan dikimi artarak devam ettirilmeli, dikilen fidanların da ormana kazandırılabilmesi için gerekli koruma ve kollama eksiksiz yapılabilmelidir. Yoksa; genç fidanlar ekildikten sonra susuz kalırsa, keçilere yem olursa, taş ocaklarının tozunda boğulursa ya da yangına kurban giderse bir kıymeti kalmaz ve fidan dikenlerin emeği de boşa harcanmış olur.

Her zaman ifade etmeye çalıştığımız gibi, her sektörde olduğu gibi, orman konusunda da devletin belirli bir politikası olması lazım. Eğitimde, sağlıkta, sanayide, tarımda, ormancılıkta bir devlet politikası esastır. Öncelikle bu ülkede amacımız ormanı tüketmek midir, çoğaltmak mıdır, ona karar vermemiz gerekir. Burada yetiştirilen fidanlara ek olarak, Türkiye her yıl binlerce fidan göndermektedir. Bunların yarısı bile orman arazilerine kazandırılmış olsaydı, bugün orman fakiri olmaktan kurtulurduk.

Orman, turizmde bugün önemli bir faktördür. ‘Güneş, kum ve deniz’ olayı artık tek cazibe merkezi olmaktan çıkmış olup, belirli yaş grubundaki turistler ormanı tercih etmekte, dağ yürüyüşlerine, dağ sporlarına daha fazla ilgi duymaktadırlar. Bundan dolayı çoğu ülkelerde ormanın yeşil örtüsü içinde turistik tesisler yapılmakta, ancak planlı ve programlı olmasından ötürü orman alanları olumsuz yönde etkilenmemektedir.

Orman arazilerine gerekli özeni göstermezsek, ‘orman da ne canım; ormansız da olur’ gibi saplantılardan kurtulamadığımız takdirde, ileride gölgesinde dinlenebileceğimiz ağaç bulmakta zorluk çekeceğiz.

Ormanlarımızı gözümüz gibi korumalı, gelecek nesillere fakir değil, fakat orman zengini bir ülke bırakmalıyız.

Mart’ın 22’si hem ‘Dünya Su Günü’, hem de Dünya Ormancılık Günü’ olarak kutlanmaktadır. Su yönünden fazla bir diyeceğimiz olmamasına rağmen, elbette daha önce olduğu gibi, bu vesileyle de düşüncelerimizi aktarmaktan geri kalmayacağız. Zaten son günlerde su konusuna sıkça değinmiştik… Keşke su alanındaki zenginliğimiz orman alanında da olabilse. O konuda Türkiye imdadımıza yetişti ve asrın projesi ile Anamur Suyu’na kavuşmuş olduk.

Daha birçok yere henüz ulaşmadı, ama eninde sonunda ulaşacağını umuyoruz. Ulaşana kadar da kaç ağaç dayanabilir, kaçı kurur, kaçı kurtulur belli olmaz! Ancak kurumasa bile verimden düşer. Bu gerçeği bilerek hareket etmek lazım.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Türkiye’den gelen suyun tarımsal amaçlı da kullanılması için çalışmaların sürdüğünü söyledi, KKTC’nin tarım alanına yön verecek ‘Suda Tarımsal Master Planı’nın önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacağını açıkladı.

Bizde öteden beri işlerin yavaş yürütüldüğünü biliyoruz. Örneğin Türkiye’de bir yol çalışması, bütün gece de devam ettirilerek en kısa sürede bitirilir ve ne trafiğe, ne yayalara ve ne de kente fazla bir mağduriyet yaşatılmaz. Ancak bizde bir projenin bitirilmesi için günler haftaları, haftalar ayları, aylar da yılları takip eder. Herkese gına gelir. Başka ülkelerdeki uygulamaları da dikkate alarak, artık silkinmeli, zamanı bu kadar hovardaca harcamaktan kaçınmalıyız.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.