Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

13.09.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kotak ‘şekerli’ deyince, Nalbantoğlu hemen uyarmıştı…

Rahatsızlığım nedeniyle değerli dost merhum İsmet Kotak’ı anma törenine katılamadım. Ancak orada yapılan konuşmaları dinledim, kadim dostum Ahmet Tolgay’ın, onu çok iyi tarif eden Kotak’la ilgili yazısını da okudum.

Mağusa’dan çıkan ve sesini Ada’nın her yerinde, hatta Türkiye ve bazı dış ülkelerde duyuran İsmet Kotak, Kıbrıs Türk toplumunun varoluş mücadelesine önemli katkılarda bulunan, iz bırakanlardandır…

Altıncı ölüm yıldönümünde kabri başında gerçekleştirilen anma töreninde, sırasıyla Özel Tahsin, Lütfi Özter, Hasan Erhan, Meryem Çavuşoğlu, Ersin Tatar, Nazif Borman, Zorlu Töre, Okyay Sadıkoğlu ve oğlu Serhat Kotak onu anlattılar.

Özetle ilk Sendikalar Yasası ve Sosyal Sigortalar Yasası’nın Kotak tarafından hazırlandığı ifade edilirken, kooperatifçiliğinden önemle bahsedildi. İsmet Kotak’ın çalışma hayatında tükenmez bir enerjiye sahip olduğu, konuşmacıların üzerinde durduğu ortak nokta idi.

Nitekim Tatar, “Kıbrıslı Türkler arasında tanıdığım en enerjik insandı. Rahmetli bu enerjisini bana da aşıladı” ifadesini kullanırken, Sadıkoğlu da, Kotak’ın bir ‘maraton koşucusu’ olduğunu, onu sinerjisi, enerjisi ve bilgeliğiyle anımsadığını söyledi. Konuşmacılar, genç nesillerin de Kotak’ı ve verdiği mücadeleyi bilmesi gerektiğini ifadeyle, “Bizlere bu günleri kimsenin ikram etmediğini sonraki nesiller de bilmeli” denildi.

İsmet Kotak gazeteci - yazardı, kooperatifçi, örgütçü ve hepsinden önemlisi mücadeleci biriydi. Türklüğün bu topraklarda var olabilmesi, tutunabilmesi için ne gerekiyorsa yapmaktan geri kalmadı. En zor günlerde Gazimağusa’da ‘Canbulat Radyosu’nu devreye koydu. Gazetecilik-yazarlık aşkı 1950’li yıllarda başlamıştı. Ankara’dan buradaki gazetelere haberler, yorumlar geçmekteydi…

Sonraları haber ve yorum dergisi ‘Olay’ı, daha sonra da yine Mağusa’da kendi matbaasında ‘Kıbrıs Postası’ gazetesini yayınladı. İlk kez büyük boy dört renkli ofset bir gazete olan ‘Kıbrıs Postası’ , yerel basında bir çığır açmıştı…

Kotak, o günlerde beni ‘Halkın Sesi’nden transfer etmişti… Daha kimler yoktu ki? Şener Levent, Erten Kasımoğlu ve niceleri… Spor Şefi de rahmetli Ayer Delideniz idi. O dönemde Gazimağusa’da oturan ve Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapan Şener Levent, haftada iki gün izin yapar, o günlerde sorumluluğu ben ve Erten Kasımoğlu üstlenirdik. Haftanın iki günü İsmet Kotak’ın kadim dostu Celal Bayar ile Mağusa’ya gider, gazeteyi baskıya verdikten sonra da Lefkoşa’ya dönerdik…

Bakanlık ve milletvekilliği görevlerinde de bulunan İsmet Kotak, Meclis kürsüsüne çıktı mı, mikrofon zangır zangır titrerdi… Aynen Naci Talat’ın, Fuat Veziroğlu ve Ergün Vehbi’nin çıktığı gibi… İkna kabiliyeti vardı ve konunun etrafında dolanmadan, dolambaçlı yollara sapmadan kestirmeden gider, sonuç alıncaya kadar da meselenin peşini bırakmazdı… Öyle sanıyorum ki, enerjik çalışma ve mücadelede Rauf Denktaş’ı örnek almıştı…

O zor günlerde İsmet Kotak bir ara Bakanlar Kurulu’nun çiçeği burnunda en genç üyesiydi… Bakanlar Kurulu’nun adı da o dönemde ‘Genel Komite’ idi. Dr. Fazıl Küçük başkan, Rauf Denktaş da başkan yardımcısıydı… Osman Örek, Niyazi Manyera, Fazıl Plümer, Oğuz Ramadan Korhan, Rüstem Tatar, Burhan Nalbantoğlu, Şemsi Kâzım, Ahmet Mithat Berberoğlu ve daha kimler yoktu ki!.. Genel Komite toplantılarına Bayraktar da girerdi. Genel Komite’nin sekreteri de Osman Güvenir idi.

Her neyse; İsmet Kotak, Genel Komite toplantısına ilk girdiğinde, tüm üyeler kahvesini söylemiş, sıra Kotak’a geldiğinde, ‘kahveyi nasıl içersiniz?’ diye sorulunca, Kotak da ‘Şekerli’ demişti… Diğer üyeleri bir gülmedir almıştı… Bu sırada önce Nalbantoğlu, sonra da Denktaş, “Aman ha, sakın Doktor (Dr. Fazıl Küçük) duymasın. Sadeden başka bir kahveye izni vermez” demişler ve Kotak’ın da kahveyi değiştirmesini tavsiye etmişlerdi…

Bunun üzerine İsmet Kotak da o günden itibaren kahveyi sade içmeye başlamıştı…

Kotak’ın hızlı bir çalışma temposu, mücadele azmi vardı… Sorunu bitirmek ve çözüm sağlamada üzerine yoktu. Bu ve benzeri daha nice özelliklerinden ders alınması gerektiği inancındayız.

Oğlu Serhat Kotak’ın, “Babamla ilgili anlatılanları duyunca utanıp daha da çok çalışmam gerektiğini anladım” demesi boşuna değildir.

Bir kez daha rahmet ve saygıyla anarız.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.