HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Akay CEMAL

Akay CEMAL

17.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Lalelere dokunmayın!

Ülkede her ne halse kırar-döker olduk. En ufak bir olayda hemen parlar, etrafımızdakileri kırmaktan çekinmeyiz. ‘Neden böyle olduk’ sorusuna en iyi yanıtı herhalde psikologlar verir.

Yıkmakta, sökmekte üstümüze yok! Bu denli sorumsuzluk, gerek insana, gerekse doğaya karşı haince davranışlar, vatan sevgisinden nasibini almayanlara mahsustur.

Çevre konusundaki duyarlılık ve bilinçlendirme kaplumbağa hızıyla da olsa, mesafe katediyorsa da, çevre kirliliğini ortadan kaldırmak, temiz bir çevreye kavuşabilmek için değil kırk, daha binlerce fırın ekmek isteriz. Adamın avlusundaki ağaç bir bakıyorsunuz, aniden ortadan kayboluyor. Ne gören var, ne de bilen! Sorumsuzun biri, doğa düşmanı fırsatını yakaladığı gibi, ağacı kesivermiş!..

Bu olayı Avrupa’da birine anlatsanız, bir tuhaf olur, anlamakta zorlanır. Çünkü oralarda kanun var, nizam var… Ağaç ve doğa sevgisi var!

Kim bilir cezası ne olur? Birkaç kuruşla paçayı kurtaramaz.

Kuzey Kıbrıs, dünyanın en zengin bitki örtülerinden birine sahiptir. Nice çiçek türleri bu topraklarda yetişmekte, onların fotoğraflarını çekebilmek için her yıl yüzlerce turist bu toprakların dağlarında, bayırlarında dolaşmaktadır. Orkideler ve ‘Medoş Laleleri’ de özel bir konumdadır ve değerli olduklarından dolayı koruma altındadır. Gel gör ki, İsmail Volkan arkadaşımızın haberine göre; bazı duyarsız ve ‘doğa düşmanları’ laleleri soğanlarıyla birlikte kökünden sökerek götürüyorlar.

Halbuki bu laleler zaten yok olma tehlikesiyle karşı karşıya… Onları koruyacağımıza, gözümüz gibi bakacağımıza, hele de festival öncesinde hoyratça söküp götürmek, bu topraklara, bu vatana yapılan en büyük ihanettir.

Dünyada ‘Tulipa Cypria’ adıyla bilinen Medoş Laleleri için geleneksel hale gelen festivalin yarın Tepebaşı’nda 13’üncüsü düzenlenecek. Lalelerin sayısının her geçen gün azaldığına dikkat çeken Tepebaşı Kültür Sanat ve Doğayı Koruma Derneği yetkilileri, laleleri soğanlarıyla birlikte sökenlerin polise bildirilmesini istedi.

Nesli tükenmekte olan bir çiçek türünü koruma görevi öncelikle devletin işidir. Her ne pahasına olursa olsun korunması ve Kıbrıs’ı simgeleyen bu lalelere zarar verenlerin ibret verici cezalara çarptırılmaları gerekir. Ayrıca kendi ülkesinin doğasına, bitkisine bu denli düşmanca duygular besleyenlerin kamuoyunda teşhir edilmesi gerektiği inancındayız. Başka ülkelerde bu ve benzeri suçları işleyenlere güneş yüzü gösterilmez!

***

Kıbrıs’ın 3 garantörü var, Suriye’nin de 3 garantörü var…

Yanı başımızda altı yıldır süren savaşın izlerini silmek kolay olmayacak. Kaldı ki savaş henüz bitmiş değildir. Suriye’deki savaşın mağdurları hiç kuşkusuz yine Suriye vatandaşlarıdır. Kentler viraneye çevrildi, ocaklar söndürüldü, insanlar yok edildi. Geride hayata tutunabilmek için çırpınan binlerce öksüz ve yetim kaldı.

Bir süre öncesine kıyasla savaşın şiddeti azaldı, genelde ateş-kes sağlandıysa da, çeşitli gruplar arasındaki çatışmalar durmuş değildir.

Savaşın altıncı yılında bilanço oldukça ağırdır. 310 bin ölü, 5 milyona yakın da mülteci… Ölenlerin sayısı bir KKTC nüfusu kadar… 5 milyona yakın Suriyeli de ülkelerini terk ederek, başka ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Çoğu horlandı, eziklik duydu, yeni koşullara ayak uydurabilme mücadelesini sürdürdü. Sadece Türkiye’ye sığınanların sayısı 4 milyon civarında…

Savaşın yaralarını sarmak uzun zaman alacak. Ancak Suriye üzerinde oynan oyunlar ve bölgedeki dengeler çatışması duracak değildir. Esasen her ülke üzerinde oyunlar tezgâhlanmıyor mu?

Suriye’de oluşturulabilecek istikrar, elbette tüm bölge için olduğu kadar, bölgedeki ülkeler için de olumlu sonuçlar doğuracaktır. Astana’da yapılan toplantıya Türkiye, ABD, Rusya, İran ve Suriye devleti temsilcileri katılırken, Türkiye, Rusya ve İran da Suriye’nin garantörü olarak belirlendi.

Bu önemli bir görev… Aynı zamanda bu adada bir Türk toplumu olmasından dolayı Türkiye’nin garantörlüğünü hazmedemeyen Rum tarafına da anlamlı mesaj niteliğinde… Bir diğer deyişle ‘Sen kim oluyorsun da, Yunanistan’la birlikte Türkiye’nin garantörlüğüne karşı çıkıyorsun?’

Dahası işine öyle geldiğinden ‘garantörlüğün’ modasının geçtiğini iddia ediyorsun. İşte yepyeni, capcanlı bir örnek: Kıbrıs’ın üç garantörü varsa, Suriye’nin de üç garantörü var!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.