HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

13.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Leymosun’dan Girne’ye; Girne’den de Leymosun’a ‘alo’ denilemezse…

Ulaş Barış’ın haberine göre, Güney Kıbrıs susuzluktan kırılıyor. Rum Su İşleri Dairesi Başkanı Nikos Neokleus, “baraj ve göletlerdeki toplam doluluk oranı ekim ayı itibarıyla yüzde 21 düzeyinde seyrediyor” dedi.

Su oranının, çok büyük kuraklığın yaşandığı 2008 yılından bile geride olması Rum yetkilileri endişelendiriyor. Neokleus, “Durum 2008 yılında tankerlerle Yunanistan’dan su taşımak zorunda kaldığımız durumla aynıdır” şeklinde konuştu ve halka suyu dikkatli kullanması çağrısında bulundu.

Aynı adada ve aynı iklimde yaşadığımıza göre; kuraklığın, susuzluğun ne demek olduğunu çok iyi biliriz ve bu vesileyle Kuzey Kıbrıs’a suyu taşıyan anavatan Türkiye’ye bir kez daha şükrediyoruz. Elektrik ve gaz olmadan da yaşayabilmek mümkün, ancak susuz yaşayabilmek imkânsız! Örneğin ABD, dünyanın dışındaki gezegenlerde su olup olmadığını saptamak için milyarlarca dolar harcıyor. Çünkü su olmazsa hayat da olmaz!

Bu bakımdan ‘Anamur Suyu’nun kıymetini bilelim.

Gelelim geçen gün biri İstanbul’da, öteki de Kahire’de olmak üzere atılan tarihi imzalara…

Mısır, Güney Kıbrıs ve Yunanistan liderleri El Sisi, Anastasiadis ve Çipras, enerji, tarım, turizm ve deniz taşımacılığı alanlarında bir dizi projenin uygulanması yönünde anlaşma imzaladılar. Beri yandan TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun da, Türkiye ile KKTC arasında kapsamlı enerji işbirliği anlaşmasına imza koydular. Hayırlısı olsun derken, Atun’un şu sözleri dikkat çekiciydi:

“İnşallah başka bir Türk akımı projesi de, hem suyun, hem elektriğin, hem de gazın KKTC üzerinden başka noktalara sevk edilmesini sağlar. Güney Kıbrıs’a ‘gelsinler, buyursunlar bir ortak iletim merkezi tesis edelim, Türkiye ile enterkonnekte olalım ve bu enerjiyi onlarla paylaşalım’ çağrısında bulunmuştum. Bu çağrımı yineliyorum. Görüyoruz ki, her geçen gün onlar için ortada duran muhtemel çözümler değer kaybediyor. Türkiye’den boru hattıyla Doğu Akdeniz gazının bağlanması en uygun olanıdır. Bu, barış projesine de yol açabilir, kalıcı bir çözüm de olabilir.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da aynı şeyleri devamlı surette tekrarlamıyor mu? Ama anlayan, duyan kim?

Aslında anlıyor ve duyuyorlar da işlerine gelmiyor. Doğalgaza hem sahip çıkmak, hem de Yunanistan üzerinden Avrupa’ya taşınmasında ısrar ediyorlar. Yalnız garantörlük ve askeri varlık konusunda değil, fakat her alanda Türkiye’yi dışlamak için şeytanla da olsa işbirliğini tercih ediyorlar. Bu, “Adanın nimetlerinden Kıbrıslı Rumlar olarak sadece biz yararlanabiliriz. Çünkü biz hükmedeniz, siz de buna uymak zorunda olan bir azınlıksınız” anlamındadır.

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Yukarıda sözünü ettiğimiz zihniyet geçerli olmasa, bunca yıldır Kıbrıs konusunda bir uzlaşmaya varılmaz mıydı? Bal gibi de olurdu. Ancak onlar paylaşımda yokturlar, dolayısıyla ortaklıkta da samimi ve iyi niyetli değillerdir.

Örneğin Leymosun’a (Limasol) giden Kıbrıslı bir Türk, biraz gecikti mi merak etmesinler diye evini arayıp konuşmak ister. Ne mümkün! Girne’de vakit geçiren bir Rum, Baf’taki ailesini arayıp konuşmak ve derdini anlatmak ister. Ne mümkün! Başka ülkelerde bu durumu anlatsanız, size gülerler. ‘Olamaz öyle şey’ derler. Ama burası Kıbrıs ve burada oluyor. Avuç içi kadar bu adada bu sorun bile başarılamadı… Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı yakın geçmişte bu konuya değinirken, karşı taraftan tatmin edici bir cevap alamadığını söylemiş ve “bu siyasi irade gerektiren bir konudur” demişti…

Yok efendim Rum Meclisi’nde yasa yapılması, karar alınması gerekirmiş ve saire… İstek ve iyi niyet olsa başarılamaz mı? Ama Rum liderliği meseleye öyle bakmıyor, siyasi iradesini ortaya koyamıyor. Böyle bir halde Kuzey Kıbrıs’la eşit düzeye gelecekleri kaygısını taşıyorlar. Akıncı’nın Putin’le tanışmasını, el sıkışmasını bile çok görüyorlar.

Sunat Atun, elektrik ve doğalgaz konusunda ortak iletim merkezi oluşturulması çağrısına devam ededursun, Güney’de bu düşünce hakim olduğu ve GSM enterkonnekte sistemde bile bir arpa boyu yol kat edilemediği sürece değil ortak iletim merkezi; Leymosun’dan Girne’ye; Girne’den de Baf’a ya da Leymosun’a bile ‘alo’ denilemez! Bu, aynı adada mesafeler çok yakın olmasına rağmen, iki toplumun arasının ne kadar uzak olduğunun göstergesi değil midir?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.