Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

05.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Mont Pelerin öncesi hava ve KKTC’de sağlık turizmi

Mont Pelerin için hazırlıklar tamam… Gerek Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, gerekse Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, hem siyasi partilere, hem de halka son durum hakkında bilgi verdiler, dosyalarını toparlayarak valizlere koydular. İsviçre öncesi halkın bilinçlendirilmesi iyi oldu. Kafa karışıklığı kısmen de olsa giderildi.

Esas konu toprak… Kriterler görüşülecek ve tarafların bu konudaki tavrı daha net biçimde ortaya çıkacak. Mont Pelerin öncesinde özellikle Rum tarafında haritalar adeta havada uçuştu. Verilecek yerlerden bahsedildi, köy isimleri yayınlandı. Halkın kafasını karıştıran da bu oldu.

Bu arada BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, “Mont Pelerin, yolun sonu değil, ama oradaki görüşmeler başarılı olursa final aşamasına ilerleyebiliriz demektir” şeklinde görüş beyan etti.

Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos ise, İsviçre öncesi Anastasiadis ile yaptığı görüşmede, Rum lidere bazı nasihatlerde bulundu ve toprak müzakerelerinde ayak diremesi gerektiğini söyledi. Başpiskopos, “Toprakta yüzde 25’ten daha da azını vermek elimizden gelse, evet; ama bize de bağlı değil. Müzakere olacak ve çetin olacak” dedi. Başpapaz “İsteyecek, ayak direyecek ve bastıracağız” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik de, İsviçre görüşmeleri öncesinde Türkiye adına net bir tavır sergiledi ve “Garantörlük Türkiye açısından tartışmaya açılmayacak bir meseledir” dedi. En azından havalarda uçanların bu gerçeği bir kez daha bir Türk bakandan duymasında yarar vardır.

Şu anda fazla da yorum yapmak istemiyoruz. Gidişatı gördükten sonra değerlendirmelerimizi yapmaya çalışacağız. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, burada da hayat devam ettiğine göre; kendi gündemimize odaklanmakta fayda vardır.

Sağlık sektöründe olumsuz gelişmeler yanında, bazı olumlu gelişmeleri de not etmeden geçemeyeceğiz. Nitekim Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu, dünyada 87 ülke, 148 ofisi birbirine on-line bağlayan sağlık turizmi online rezervasyon sistemi Map2heal’in KKTC’ye genişletilmesinin tarihi bir açılım olduğunu söyledi. Bakan Ataoğlu, BM Dünya Turizm Örgütü’nün öngörülerine bakıldığında, turizm sektörünün önümüzdeki 20 yılda büyümeye devam edeceğini ve 2020 yılı itibarı ile 2 trilyon dolar hacme ulaşacağını belirtti.

Sağlık Turizmi Konseyi Kurucu Başkanı Ahmet Savaşan da, söz konusu sistem sayesinde sağlık turizminin çok daha hızlı gelişmesine olanak yaratılacağına vurgu yaptı.

Dünyadaki çeşitli turizm dalları arasında, sağlık turizminin giderek daha büyük ilgi ve pay sahibi olduğu bir gerçektir. Özellikle gelişmiş ülkeler, bu konuya büyük hassasiyet göstermekte, herhangi bir ülkeye ziyarete gidecek olan turistlerin sağlık sorunu ile karşılaşmaları halinde, neler yapılabileceğini önceden bilmek istemektedirler. Bu nedenle turist kafilelerinin sigortalanması da zorunluluk arz etmektedir. Örneğin Türkiye’de oluşturulan sağlık sistemi sayesinde büyük kazançlar elde edilmekte, hatta bazı tedavilerin Batılı ülkelere kıyasla daha ehven olması çeşitli milletlere mensup turistleri Türkiye’ye yönlendirmektedir.

Ülkemiz, turizm için önemli bir potansiyel olmasına rağmen, sağlık turizmi konusunda gerekli yasal ve altyapısal düzenlemeler yerine getirilmiş değildir. Kuzey Kıbrıs yılın 365 günü turizme elverişli olmasına rağmen, iklim avantajının hakkını tam olarak verdiğimizi söyleyemeyiz. Günümüzde turizm, güneş, kum ve denizden ibaret değildir.

Turizm dünyada başlı başına bir sektör, bir endüstri haline gelmiş bulunuyor. Türkiye dışında yabancı ülkelere direkt uçuşlar olmaması, her ne kadar dezavantaj ise de, bu alanda üstesinden gelebileceğimiz sorunlara da henüz çözüm bulmuş değiliz. Bunların başında ‘Turizm Örgütü’ gelmektedir. Bu güne kadar yaz da yaz, söyle de söyle dilimizde tüy bitti. Başta devlet olmak üzere; Turizm sektörü ile ilgili kuruluşların bir araya gelerek, bir turizm örgütünü hayata geçirilememesi bu kadar zor mudur?

Rum tarafı, bir takım avantajlar yanında, turizmde her geçen yıl daha da ilerleme kaydediyorsa, turizm gelirlerini artırıyorsa, bunda Rum Turizm Örgütü’nün payı büyüktür. Turizmle ilgili kuruluşlar, dünyadaki turizm hareketlerini daha iyi bilmekte, yakından takip etmekte ve pazarlamayı da becermektedirler. Bu noktadan hareketle bizde ‘devlet beceriksizdir’ demek istemiyoruz. Zaten böyle bir oluşum, devletin destek ve kollaması ile ayakta durabilir. Örgütü oluşturacak kuruluşların deneyimli elemanları ile istişare edilecek, işbirliği yapılacak ve ülkenin tanıtımıyla birlikte turizm en iyi bir şekilde pazarlanacaktır.

Devletin sırtındaki yükün hafifletilmesi ve devletin turizm sektöründen çok daha kazançlı çıkması gerektiği düşüncesindeyiz. Elimizin altında bunca deneyimli turizmciler varken, üniversite sektöründe olduğu gibi, turizm sektöründe de mutlaka başarı sağlanabilir. Her şeyi devlet yapacak diye de bir kural yoktur. Devlet-özel işbirliği nice sorunlara çözüm getirebilir. Yeter ki bir an önce eksiklikler tamamlansın, kollar sıvansın!

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.