HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

15.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Mont Pelerin ve KKTC’nin 33’üncü kuruluş yıldönümü

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kuruluşunun 33’üncü yıldönümü kutlu olsun. Kolay kurulmadı bu devlet. Nice aşamalardan geçildi, gökten zembille de inmedi.

Anımsadığım kadarıyla Ada’nın kuzeyinde bir Türk devletinin ilan edilmesi, dünyayı şoke etmiş, yalnız Rum ve Yunanlıların değil, aynı zamanda başta garantörlük görevini hiçbir zaman yerine getirmeyen İngiltere, bu arada ABD ve diğer ülkelerde ‘nasıl olabilir?’ diye soru işaretlerine neden olmuştu…

Ancak devletin ilanıyla Kıbrıs’ın kuzeyinde bir toplumun yaşadığı ve bu toplumun da yıllar boyu haksızlığa uğrayan Kıbrıs Türk halkı olduğu bir kez daha anlaşıldı. Dünyada bunca devlet varken, Kıbrıslı Türklerin de niye bir devleti olmasındı? Ancak böyle bir hakkı Kıbrıs Türk halkına çok görenler, başkalarına ses çıkarmazken, bizim Rumların egemenliğindeki ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yamalanmamızı istiyor, bu konuda her türlü çabayı göstermekten kaçınmıyorlardı… Halen de öyle!

Aradan bunca yıl geçti… 33’üncü yıldönümünde geriye dönüp de baktığımızda, kat edilen mesafe az değildir. Arzu edilen noktaya gelindi, halkın beklentileri karşılanabildi mi? Evet bir yola girildi, birçok değerli eserler ortaya konuldu, ama yapılanların yeterli olmadığını söyleyebiliriz. Anavatan Türkiye’nin yardım ve katkılarıyla bu ülkede çok şeyler yapıldı, başarıldı. Bunları inkâr edemeyiz. Bu konuda en çarpıcı örnek, ‘Asrın Projesi’ diye nitelenen Anamur Suyunun deniz altından döşenen borularla adaya getirilmesidir.

Bu toplum KKTC’nin 33’üncü yılına gelene kadar birçok konularda nice başarılara imza attı. Her zaman vurguladığımız gibi, üniversite sektöründe Rum tarafını fersah fersah geride bıraktı… Daha nice konularda gözle görülür elle tutulur başarılı icraatlarda bulunuldu. Ama her şeye rağmen arzu edilen veya beklenen düzeye erişilemedi. Tüm sektörlerde esaslı bir ‘devlet politikası’ saptanarak, yeniden yapılanmaya gidilemedi, devlet çarkının daha iyi ve daha verimli çalışmasını sağlayacak olan reformlar gerçekleştirilemedi.

Hiçbir şey yapılmadı demek de doğru değildir ve insafsızlık olur.

Kimileri, özellikle de ‘varsın çözüm olsun da, nasıl olursa olsun’ düşüncesinde olanlar, gelecekteki olası tehlikeleri dikkate almadan ahkâm kesenler, “KKTC’nin kuruluş yıldönümünü son kez kutluyoruz” gibisinden ellerini ovuşturmakta, adeta mum yakmak için sabırsızlanmaktadırlar. Bu özgürlük ortamından yararlanarak, KKTC’nin altını oymak için var güçleriyle çalışanlar, içten ve dıştan aldıkları talimatlarla Türkiye ile Kıbrıs Türkünün arasını açmaya uğraşanların, elbette KKTC’yi hazmetmelerini beklemek saflık olur.

Bizde durum bu merkezde iken, Güney’de değil kendi devletinin altını oymak, toz kondurmak dahi kabul edilemez. Hiçbir Kıbrıslı Rum, kendinde böyle bir cesareti bulamaz. İşte aradaki fark bu!

Şunu kabul etmek gerekir ki, eğer Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı bugün Rum tarafının lideri karşısında masada oturup da, Kıbrıs sorununu tartışıyorsa, Kıbrıs Türkünün bu adadaki geleceğini müzakere ediyorsa, tek dayanağı bugün 33’üncü yıldönümünü kutladığımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Yoksa; kimse bizi adam yerine koymaz, itibar etmezdi.

Bu gerçekleri bilmek gerek! Dr. Küçük, Rauf Denktaş ve Osman Örek’in 15 Kasım 1983’te devletin ilanıyla birlikte halkı selamlaması ve Dr. Küçük’ün hasta haliyle “Bu günleri de gördüm ya, artık ölsem de gam yemem” sözlerini unutabilmek mümkün mü?

 

***

 

Anastasiadis nasıl dönecek?

 

İsviçre’nin Mont Pelerin kentinde yer alan çetin müzakerelerden sonra, zamanında Spiros Kiprianu gibi bir haftalığına izin isteyen Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, İsviçre’ye yeniden nasıl döneceği merak konusu… Toprak kriterlerinde öteden beri saptanmış olan kriterler vardır. Bunlar yüzdelik, verimlilik ve yeterliliktir. Bu konuda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan bir ışık mı aldı da, izin istedi bilemiyoruz. Ancak Anastasiadis’in işi kolay değil. Bakalım Kilise ne buyuracak? Hrisostomos, Anastasiadis’e ‘Go ahead’ mi diyecek, yoksa?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeniden aday olacak olan Anastasiadis’in Ortodoks Kilisesinin başını ve ‘Ret Cephesi’ni özellikle de DİKO’yu ikna etmesi, olurlarını alması lazım. AKEL’e gelince; ‘Görüşmeleri destekliyoruz’ şeklindeki teranelere bakmayın. AKEL’in bu aşamada ne düşündüğü önemlidir. Nitekim AKEL cephesinde ‘Beşli Toplantı’ya bir karşı duruş vardır. İkinci büyük parti konumundaki AKEL’in tavrı Anastasiadis için çok önemlidir.

Yeşil ışık alır mı, almaz mı bilemeyiz de, bir zamanlar Rum liderlerinden Spiros Kiprianu’nun da, toprakta

‘% 29+’ kâğıdını Denktaş’tan büyük bir heyecanla aldıktan sonra “Atina’ya gidip sormam lazım” diyerek New York’tan ayrıldığını ve geri dönmediğini de unutmuş değiliz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.