KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

23.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Mont Pelerin’in sonucunu geçen pazar günü yazmıştık

Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarının sürdüğü İsviçre’nin Mont Pelerin kentindeki ikinci zirvede de bir sonuç çıkmadı ve hayal kırıklığı yaratıldı. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı başkanlığındaki Kıbrıs Türk heyetinin son ana kadar sürdürdüğü iyi niyet karşılık bulmadı ve Rum tarafının maksimalist tavrından vazgeçmemesi nedeniyle olumlu bir sonuç elde edilemedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, zirvenin çöküşü ile ilgili olarak Rum tarafını suçladı. Federal Devlet’in kıyı şeridi uzunluğu ve iade edilecek toprağa dönecek Rumların sayısı konuları, uzayan anlaşmazlığın ana nedenlerindendi…

Esasında bu sonuca, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın, geçen hafta Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’le Atina’da düzenledikleri ortak basın toplantısında, beşli konferansa, garantileri kaldırmak için gideceği ön şartını ileri sürmesi neden oldu. Her şeye rağmen toprak konusunda Kıbrıs Türk tarafının yaptığı açılımlara karşı, Rum tarafı adım atmayınca ilerleme de kaydedilemedi. Rum Lider Anastasiadis, masaya Rumlara verilecek topraklara dönecek olanların sayısını 100 bin olarak koyunca ortam yine gerildi.

Ama en önemlisinin; Akıncı’nın, ikinci zirve öncesinde “Bir haftalık arada, Kıbrıs Rum tarafı ile Yunanistan’dan pelen haberler bende, maalesef endişeler yaratmış bulunmaktadır” demesiydi… Ve biz de şöyle yazmıştık geçen Pazar günü:

“Yunanistan Başbakanı Çipras ve Rum Lider Anastasiadis’in özellikle garantiler konusu başta olmak üzere; bazı konularda önkoşullara sarılmaları kafaları karıştırmaktadır ve bunların kabulü mümkün değildir. Koşul içeren tavırlar sürece olumlu değil, ancak olumsuz etkiler yapabilir.”

Nitekim de öyle oldu. Bir diğer deyişle gidişatın ne olduğunu ve nereye varacağını yazmıştık… Kaldı ki, Lefkoşa’da sihirli değnek yokken, Mont Pelerin’de mi olacaktı?..

 

***

 

Çözüm olsa da, dayak faslı

fasılalarla sürecek…

 

Her zaman yazıyor ve iddia ediyoruz. Bu ülkede 20 Temmuz 1974’ten beri barış vardır. Hem de barışın dik alası! Varsa bunun aksini kanıtlayabilen beri gelsin. Barış başkadır, çözüm başkadır. İkisini birbirine karıştırmamak, ayırt etmek gerek. Bizde maalesef ayırt etmek bir yana, güya sürece destek verilmek isteniyor. Verilsin verilmesine de, barış dediğin; ne ateş yakmakla olur, ne de pankart açmakla! Öyle olsaydı, öncelikle Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da ve dünyanın diğer yerlerinde olurdu…

Ama olmuyor. Oralarda barış değil, savaş vardır. Kıbrıs’ta ise bunun tam tersi savaş değil, barış hüküm sürmektedir. O da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sayesinde… Hem de yarım yüzyıla yakın bir süreden beri… Kırk üç yıldan bu yana kaç kişinin burnu kanadı? Barış olmasaydı, iki taraf arasında bunca kapı açılabilir miydi? Barış olmasa, kapıların açıldığı 2003 yılından bu güne on binlerce Kıbrıslı Türk Güney’e, on binlerce Kıbrıslı Rum da Kuzey’e geçebilir miydi?

Bunlar adanın gerçekleridir. Ama barış amacından saptırılır ve ırzına geçilirse, işte o zaman felaket kapıya dayanır. Tekrar ediyoruz. Barış başkadır, çözüm başkadır!

Bu gerçekleri yine bir Kıbrıslı Türk’ün, Rumlar tarafından darp edilmesi haberi üzerine kaleme almak gereksinimi duyduk. Taksici Ali Karapaşa, önceki gün Lefkoşa’nın Rum kesiminde motorlu iki Rum genci tarafından hastanelik edilinceye kadar dayak yedi. Rum polisi saldırganları arıyormuş… Bulsa ne yazar, bulmasa kaç yazar? İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın konferansını bile Molotof kokteylleriyle darmaduman edenlere ne ceza verildi de, bunlara da verilecek? Eğer bulunurlarsa…

Demek istediğimiz, değil şimdilerde; ortaklık günlerinde bile bu tür saldırılar, darplar vardı… Çözüm de bulunsa yine olacak. Çözüm bir yere kadar bu gibi saldırganları frenleyebilir, ama nereye kadar? Çözümle birlikte her şey güllük gülistanlık olacak değil ki! Bu yüzden önce beyinlerdeki barışı ve çözümü şekillendirmek zorundayız. Özellikle Rum toplumu içinde giderek artan fanatiklerin durumunu dikkate alarak, neler yapılması gerektiğini Rum yönetimi düşünmeli, taşınmalı ve bu adada Kıbrıs Türk halkının da en az kendileri kadar yaşam hakkı olduğunu onlara anlatmalıdır.

Eğitim sistemi değiştirilmediği ve Rum liderliği güven artırıcı önlemler çerçevesinde üzerine düşeni yerine getirmediği takdirde, başlıkta da vurguladığımız gibi, Kıbrıslı Türklere saldırı ve darp fasılları çözüm olsa da, fasılalarla devam edecektir. Yazmadı, uyarmadı demeyin!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.