Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

27.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Ne kadar yırtınsak da, Rum; ne takvime gelir, ne hakeme!

New York’ta beklenen 3’lü Zirve de gerçekleşti, Allah kerim 5’liye… Ancak kafalarda bir takım soru işaretleri de giderilemedi. Genel Sekreter Ban Ki-Moon, 2016’da bir çözüme varılması konusunda çaba gösteren liderleri kutlarken, her konuda destek vermeye hazır olduğunu yineledi.

Genel Sekreter’den başka türlü bir açıklama zaten beklenmezdi… Anastasiadis cephesine bakacak olursak, Rum lider, memnuniyetini ifade ederek, görüşmede ne takvim ne de hakemlik sunulduğunu ve sürecin Kıbrıs’a ait bir süreç olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise “Zaman unsurunun ne kadar önemli olduğunu, 2017’ye sarkmasının getirebileceği tehlikeleri zaten sıklıkla ifade etmekteydik, bunu bir kez daha anlattık” dedi. Akıncı, Genel Sekreterin Aralık sonunda görev süresini dolduracağını ifadeyle, Ban Ki-Moon’un zamanın ne kadar önemli olduğunun altını çizdiğini kaydetti.

Öyle anlaşılıyor ki, Anastasiadis 3’lü zirveden sonra yapılan açıklamaya bayıldı. Nitekim Akıncı, “Toplantı çok daha tatmin edici olabilirdi, eğer zaman unsurlarını da koyabilseydik. Yani bu tarihe kadar bu, şu tarihe kadar şu diye, ancak Rum tarafının öteden beri takvimler konusunda sıkıntıları var, istekli davranmıyorlar” şeklinde konuştu.

Toplantı sonrası iki liderin yaptıkları açıklamalarda aradaki farkı görebilmek mümkün… Daha geçen gün yazmıştık… Rum tarafı ne takvime gelir, ne de hakeme! Gerçi “2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılması yönünde çaba sarf ediliyor ve bazılarına göre bu da dolaylı bir takvim gibi görünüyor, ama gene de süreç ‘ucu açık’ bir şekilde devam edip gidiyor.

Niye?

Çünkü zaman akıp gitse de, Rum tarafının kaybedecek bir şeyi yok. Yarım yüzyıldan beri ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tekeline almış, ‘uzun süreli mücadele’ ilkelerine sadık kalarak yolunda ilerliyor. BM üyelik hakkı ona ait. AB üyelik hakkı da ona ait. Ne ambargo altındalar, ne de izolasyon! Tanınmışlık başta olmak üzere; her üç şapkayı da takarak, devletin nimetlerini tepe tepe kullanıyorlar. Böyle bir avantaja sahipken, bu nimetleri Türklerle paylaşmak da neyi nesi oluyor? Bu konularda Kıbrıs Türk tarafının hakları zerre kadar dikkate alınıyor mu?

Örneğin Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis’in New York’ta, 11 Ekim’de Kahire’de yapılacak Güney Kıbrıs-Yunanistan ve Mısır işbirliğine yönelik üçlü zirve için temaslarda bulunduğu açıklandı. Üçlü zirvede başta doğalgaz olmak üzere; savunma işbirliği ve birçok konularda imzalanan anlaşmaların uygulamada gelinen noktalar ele alınacak.

Şimdi anlıyor musunuz Anastasiadis’in memnuniyetinin nedenlerini…

Beri yandan Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocas, adadaki Türk kuvvetlerinin büyük bir bölümünün, çözümün ilk gününden itibaren Kıbrıs’tan ayrılması gerekeceğini söyledi. Kocas, Anstasiadis’in istediği ve kendilerinin de destek oldukları şeyin, ordunun büyük bölümünün, çözümün ertesi günü adadan ayrılmaya hazır olması şeklinde olduğunu ifade etti. Yunanlı bakan ayrıca toprakların iadesiyle birlikte, Türkiye kökenlilerin büyük bir kısmının da derhal adadan ayrılması gerekeceğini ifadeyle, ‘Küçük bir miktar da olsa kalacak mı?’ sorusuna “Hayır herhangi bir parça kalmayacak” yanıtını verdi.

Bunları söyleyen ne ABD Dışişleri Bakanıdır, ne de Rusya Dışişleri Bakanı! Görüşmelerde ne olup bittiğini en iyi bilenlerden Yunanistan’ın Dışişleri Bakanı Nikos Kocas’tır.

Çözüm konusunda sorunlara ne kadar olumlu ve iyi niyetli yaklaşırsak yaklaşalım, resmi ağızlardan bunları duydukça niye takvim ve hakemlik istenmediği daha iyi anlaşılmaktadır. Hedef büyüktür ve adanın yeniden şekillendirilmesine yönelik çabaların nice soru işaretlerine neden olduğu da görülebilmektedir. Kocas ayrıca “Türk bayraklarıyla karşı karşıya kalmadan bir çözümü destekliyoruz” diyor.

Bu sözleriyle Beşparmak’lardaki Türk bayrağını kastediyor. O bayrağın yerinde Yunan bayrağı olsaydı, böyle konuşmazdı, değil mi? Bu, Kıbrıs’ta kendi toprağımızda Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakkı ve bayrağının bile çok görüldüğünün kanıtı değil de nedir?

Hani ‘Ev alacağına iyi komşu al’ derler ya; Kıbrıs Türkü maalesef bu yönden şanssızdır. Halbuki tarihe bakıldığında her zaman vurguladığımız gibi bu halk, Kıbrıs adasında en az Rum halkı kadar hak ve söz sahibidir!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.