Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

10.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Önce New York, sonra da Atina’da ‘Üçlü Zirve’

Başlık sizi şaşırtmasın… Önümüzdeki günlerde Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak hem New York’ta ‘Üçlü Zirve’  yapılacak, hem de Atina’da! Kıbrıs sorununa ilişkin son gelişmeler her iki zirvede ele alınacak, ancak Atina’daki zirveye Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Anastasiadis katılmayacaklar…

New York’ta 26 Eylül’de yapılacak 3’lü zirveye Akıncı’nın yanı sıra, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon katılacak.

Cumhurbaşkanı Akıncı, üçlü zirvede temel hedefin, beşli bir konferansa doğru yol almak olduğunu söyledi ve bu zirvenin çok uzak bir tarihe ertelenmemesi gerektiğini ifade etti.

“Tercihen ekimde bu 5’li zirveyi de gerçekleştirmemiz gerekir. Bizim anlayışımız budur” diyen Akıncı, 48 yıldır süren müzakerelerde gelinen aşama dikkate alındığında, çözümsüzlüğün artık 8 ay bile sürmemesi gerektiğini kaydetti.

Tatlısu Belediyesi’nin 11’incisini düzenlediği Uluslararası Harnup Festivali’nin açılış töreninde konuşan Akıncı’nın, ‘gönderme’ niteliğindeki bazı sözleri, iyimserlikle birlikte, bazı beklentiler bakımından da anlamlıydı… Bu sözleri şöyle özetleyebiliriz:

“Kıbrıs’ta iki toplumun huzur içinde yaşamasının, barışın nimetlerini paylaşmasının hedef olması gerekir. Hayatta tek taraflı bir şey olmaz. Çözüm de iki taraflıdır. Karşılıklı uzlaşma, adalet anlayışı bunu gerektirir. Kuracağımız düzen bir kere daha bozulmasın diye bunun sağlanması şarttır. Aynı tavrı ve yaklaşımı, gerçekçi ve makul bir yaklaşımı umarım Güney’den de görürüz.”

Herkesin de umudu o yönde! 48 yıldır süregelen müzakerelerde iyi niyeti binlerce kez gösteren hep Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye oldu. Kıbrıs Rum tarafı ise, Yunanistan ve İngiltere’den çok daha fazla hak sahibi olan Türkiye’yi dışlama politikasına sarıldı, bu yolda ‘Düşmanımın düşmanı benim dostumdur’ ilkesini bir yerde rehber edindi. En basit örneği İsrail ve Mısır’la ilişkileri…

26 Eylül’de gerçekleştirilmesi beklenen New York 3’lü zirvesi, belirleyici olacağından elbette çok önemlidir. Kıbrıs konusunda gidilecek köyün minareleri daha net biçimde ortaya çıkacaktır. Zaten Akıncı’nın işaret ettiği 5’li zirve de, 3’lü zirvenin sonuçlarına bağlıdır.

Çözüm konusunda bu denli uğraş verildiği ve yoğunlaştırılmış müzakerelerin yer aldığı bu dönemde 29 Eylül tarihinde, yani New York 3’lü zirvesinden 3 gün sonra Atina’da doğalgaz ve enerji konusunda 3’lü zirvenin yapılacak olması neye hizmet etmektedir? İsrail ile Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın Enerji Bakanlarının katımlıyla gerçekleştirilecek olan zirvede, İsrail ile Güney Kıbrıs’ın sözde ‘Münhasır Ekonomik Bölgesi’ (MEB) içerisindeki doğalgazın, borularla Yunanistan’a, oradan da Avrupa’ya taşınması projesi ‘East Med Pipeline’ projesi görüşülecek.

Bildiğimiz kadarıyla Türkiye ile ilişkilerini düzeltme yolunda olan İsrail, boru hattının Türkiye üzerinden geçerek doğalgazın Batı’ya ulaşmasından yana… Hem ulaşım hem de maliyet bakımından Türkiye’nin tercih edilmesini anlatmaya çalışıyorlar, ama anlamadıklarından değil, sırf Türkiye’yi doğalgaz ve enerjiden de dışlama politikasından dolayı daha dereyi görmeden paçaları sıvamayı yeğliyorlar. Özellikle bu kritik dönemde, böyle bir toplantının düzenlenmesi ve doğalgazın borularla Yunanistan’a, oradan da Avrupa’ya taşınması konusunun ele alınması nasıl izah edilebilir?

Olası bir çözümden önce yangından mal kaçırırcasına yalnız Türkiye’yi değil, Kıbrıs Türk tarafını da dışlayıcı bu tür tavırlar hoş değildir. Akıncı, barışın nimetlerinden iki tarafın da paylaşmasının hedef olması gerektiğini söylerken, aklımıza takılanlar bunlar da oldu. Böylesi bir zihniyet, daha doğrusu dışlama politikası, bunca iyi niyeti, uğraşı berhava etmekten başka bir işe yaramaz!

***

Kavgada hiçbir zaman kârlı çıkılmaz!

Yeri gelmişken Ali Bağlarbaşı isimli bir okuyucunun elektronik posta ile gönderdiği mesaja da yer vermek isterim. Mesaj şöyle:

“Çok net bir olaylar tekrarını yaşamak ve yaşatmak için çok sebepler bulabiliyoruz. Bu bizim bakış açımızla ilgili tabii ki. Kavga çıkarmak için bahaneler yaratmak çok işimize geliyor. Kaygımız yok., güçlü bir desteğimiz var: Türkiye. Geleceğimiz için çok tutarlı ve barışma endeksli olmalı. Çünkü kavgada hiçbir zaman kârlı çıkılmaz. Gaz konusunda her şey açıklandı, haklar her vatandaş için eşit kabul gördü. Biz kendimizi iki kişi gibi görüp de hak istememiz olmaz. Kıbrıs’ta enerji kaynaklarının kontrolü ve hakları kavgasında büyükler devrede. Bizim tek ısrarımız, hakkımızı almadan, vazgeçme yoluna sokulmadan yürümemiz gerekir. Kıbrıs’ta barış olmadan da böyle bir sonuç alınamaz!”

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.