KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

03.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Pakistan’da verilen mesajlar algılanır ve uygulanırsa…

Gerek Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, gerekse Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve de Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun Pakistan’ın başkenti İslamabad’da önemli mesajlar verdiler.

Konuşmalarında, bizim öteden beri üzerinde sıkça ve hassasiyetle durduğumuz insanlık dışı, haksız ambargolar ve izolasyonlar konusuna değindiler.

Erdoğan, “Haksız izolasyona tabi tutulan KKTC ile dayanışmanın artırılması” çağrısında bulundu ve KKTC’nin Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİK) bünyesindeki ‘Geçici Gözlemcilik’ statüsünün sürekli hale getirilmesi gerektiğini, birliğin bazı faaliyetlerinin KKTC’de düzenlenmesinin de teşvik edilmesi gerektiğini kaydetti.

Aynı konularda görüş beyan eden Akıncı da, KKTC’nin daha yakın ilişkiler geliştirmek istediğini ifadeyle, “Biz kesinlikle halkımızın daha fazla ekonomik, kültürel ve sosyal etkileşim içinde olmasını görmek istiyoruz” dedi. Atun da, izolasyonların, müzakere sürecinden bağımsız şekilde bir an önce kaldırılması çağrısında bulundu.

Evet; yabancı birine bu ülkenin ambargolar ve izolasyonlar altında olduğunu anlatmaya kalkıştığınızda yüzünüze tuhaf bir şekilde bakar ve anlamakta zorlanır. Çünkü burası demokratik bir ülke… Tanınsa da, tanınmasa da bir devlette olması gereken kurumların hemen hemen tümüne sahip… Parlamenter sistemle yönetiliyor, Cumhurbaşkanından milletin vekillerine, hatta muhtarına varıncaya kadar seçimle göreve getiriliyorlar.

Böyle bir ülkeye ve de halkına izolasyon uygulamak, halkını dünyadan soyutlamak, Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) adına suç değil midir, insanlığın en büyük ayıbı değil midir? Bundan güdülen amaç nedir? KKTC, ne dilediği zaman nükleer füze denemesi yapan Kuzey Kore’dir, ne de bazı ülkeler gibi terörün destekçisidir!

O halde bu izolasyonlar niye?

İzolasyonların ve bu kararı alanların tek bir amacı vardır, o da buradaki halkı dünyadan soyutlayarak, ekonomik, kültürel, sportif ambargolar uygulayarak dize getirmek, etkisiz kılmaktır, çökertmektir. Çok beklerler. Madem ki Kıbrıs sorununa ilişkin müzakereler Ada’da var olan ve kabul edilen iki toplum arasında sürdürülmektedir, madem ki Kıbrıs Türk tarafı çözüm için çaba göstermektedir, niye bunlar dikkate alınmamaktadır?

Kıbrıs Türk halkı en son 24 Nisan 2004 Annan Planı referandumunda, sunulan çözüm önerisine ‘Evet’ demesine, Rum halkı ise ‘Hayır’ demesine rağmen, izolasyonlar kaldırılacağına tam tersi olmuş, Rum tarafı AB üyeliğine alınarak ödüllendirilirken, Türk tarafı da ‘Evet’ dediği için cezalandırılmıştı… Böyle bir haksızlık dünya üzerinde görülmüş değildir. Dahası AB yetkilileri, referandum sonuçlarının ardından “Madem ki Kıbrıslı Türkler evet demişlerdir, ambargoları ve izolasyonları kaldıralım” diye karar vermişler, ancak bu konuda verdikleri söz de yerine getirilmemişti…

Kısacası Kıbrıs Türk halkının AB’ye ve çözüme olan ilgisi haklı olarak giderek azaldı, izolasyonların esas amacının Kıbrıs Türkünü şu veya bu şekilde Rumların yönettiği ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yamalamak ve böylelikle bu sorundan kurtulmak olduğu ortaya çıktı.

Zaten Akıncı ile Anastasiadis arasında yapılan müzakere sürecinde Rum tarafının can alıcı noktalarda uzlaşıya yanaşmaması, azınlıktan, çoğunluktan söz ederek ortaklıktan kaçınması, yukarıda işaret ettiğimiz amaçlar doğrultusunda hakimiyetçi bir siyaset izlendiğinin göstergesidir.

Sonuç olarak, bunların izolasyonları kaldıracağına dair en ufak bir belirti yoktur. Atun’un dediği gibi, izolasyonların müzakere sürecinden bağımsız şekilde bir an önce kaldırılması gerekir. Aslında insan hakları bunu emretmektedir. Ama Avrupa’nın, ya da Rum ve Yunan’ın işine gelir mi?

Ancak EİT’e üye etkili ülkelerin bu konuda izolasyonları uygulayanlara baskı yapması, girişimlerde bulunması ve hesabını sorması gerektiği inancındayız.

Pakistan’ın başkentinde bu konuda konuşmalar yapıldı, önemli ve anlamlı mesajlar verildi. Kıbrıs Türkünün içinde bulunduğu durum anlatıldı. Atun, buradaki üniversitelerde 6 bini EİT üyesi ülkelerden olmak üzere, dünyanın çeşitli yerlerinden 95 bin öğrencinin öğrenim gördüğünü söyledi.

Akıncı’nın işaret ettiği gibi, çözüm olsun ya da olmasın, özellikle yüksek öğretim ve turizm alanlarında büyük potansiyel var.

Velhasıl, toplantıdan toplantıya değil, fakat her zaman haksız izolasyonlar konusunu kaşımak, inadına dayanışma ve işbirliğini artırmak, geliştirmek en geçerli yöntemdir. Bize öyle geliyor ki, Erdoğan, Akıncı ve Atun’un verdiği mesajlar üye ülkelerce algılanır ve uygulamaya konulursa, Kıbrıs Türk halkının önü daha fazla açılmış olacaktır.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.