HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

17.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Plebisitten 7 yıl önce Rum çiftçiler ve Türk bayrağı…

Bu günlerde yine çok konuşulan Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etme, birleştirme veya bağlama anlamına gelen ENOSİS, oldum olası bu Ada’ya felaketten başka bir şey getirmedi. Böyle olmasına rağmen ENOSİS’in hâlâ baş tacı yapılması anlaşılacak gibi değildir.

Kıbrıs’ta sanki de Türk yokmuş gibi sahiplik ve büyüklük taslamak, Türkleri hakir görmek, ortaklığa, eşitliğe kabul etmemek, tarihin derinliklerinden gelen bir saplantıdır. Bu saplantı aile ortamında, okulda ve kilisede iyice beslenmekte ve belirgin bir hal almaktadır. Herhalde Rum meclisinin son aldığı karar üzerine Başpiskopos II. Hrisostomos zevkten dört köşedir. ELAM’ı ayarladı, bombayı patlattı, müzakere sürecini berhava etti.

Şimdilerde köşesine çekilerek gelişmeleri izliyor, tepkileri değerlendiriyor, yeni hesaplar yapıyor.

Zaten meclis kararından birkaç gün önce Baf’ta “Türkçe söylüyorum; çözüm yok” diye mesajı vermedi miydi? Arkasından ne geleceğini tahmin etmek bu kadar zor muydu?  Herhalde DİSİ’yi de ayarlamış olacak ki, ‘Sen çekimser kalırsan bu iş olur biter’ dedi.

Başpiskopos Makarios da, 1959’da Zürih ve Londra Anlaşmaları’nı imzalayarak Londra’dan Adaya ayak bastığı gün yaptığı konuşmada, “Hiç merak etmeyiniz, bu anlaşmalar ENOSİS’e giden yolda bir sıçrama tahtasıdır” demişti…

Kısacası ENOSİS plebisiti 1950’de yer aldı, ama 1950 öncesinde de ENOSİS gündemde vardı. Daha 1931’de Vali Konağı boşuna mı ateşe verilmişti? Ada’da 300 YIL süren Türk egemenliğinin sona ermesi ve Kıbrıs’ın İngiliz yönetimine geçmesiyle yine ENOSİS istemi dile getirilmedi miydi?

Kıbrıslı Türk ve Rum çiftçiler, 1942 yılında bir araya gelerek ‘Kıbrıs Çiftçiler Birliği’ni kurmuşlar ve bir yıl sonra 1943 yılında iş genel kurula gelmişti… İngiliz sömürge dönemi olduğundan, genel kurulun yapılacağı binaya İngiliz bayrağının yanı sıra, bir de Yunan bayrağı çekilmişti… Türk üyeler de, genel kurula ellerinde Türk bayrağı ile ve de bir tercüman ile gitmişlerdi… Ancak Rum çiftçiler, binaya Türk bayrağının çekilmesine, hatta Türk tercümana bile karşı çıkmış ve sonuçta Türk bayrağı çekilememişti…

Bunun üzerine genel kurula katılmak üzere Rum kesimindeki binaya giden Türk çiftçiler, birlikte kurdukları bir örgütün Yunan bayrağı altında yapılmasını içlerine sindiremeyip, Türk kesimine dönmüş ve derhal Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği’nin temelini atmışlardı… Dt. Erdoğan Mirata’nın babası merhum Behçet Mirata başkanlığa getirilirken, merhum M. Kemal Deniz Genel Sekreter olarak görevlendirilmişti… Bu arada kurucular arasında Nevzat Karagil, Akıncılar’dan Ali Rauf ve Nergisli köyünden Ali Naci vardı…

Bu olay ENOSİS plebisitinin gerçekleştirildiği 1950 yılından yedi yıl önce yer almıştı…

Aynı mantık, aynı düşünce maalesef aradan yıllar geçse de değişmiş değildir. Hâlâ Kıbrıslı Türkleri, kendi egemenlikleri altındaki devlete yama olarak görmekte, eşit olarak kabul etmemektedirler. İşin gerçeği budur ve bu zihniyet devam ettiği sürece de Ada’da yeni bir ortaklık kurulması mümkün değildir.

Bizler, sürekli yazıyor ve diyoruz ki, bu adada Türkler de en az Rumlar kadar hak sahibidir. Irkçı yaklaşımlardan soyutlanarak bu gerçekleri görebilmek lazım… Benimsemek ve hazmedebilmek lazım…   Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da dün yaptığı konuşmada ifade ettiği gibi, bu güne kadar Ada’da meydana gelen acıların sorumlusu ENOSİS olmasına rağmen, müzakerelerin en kritik aşamasında Rum Meclisinde böyle bir karar almanın hiçbir mantığı yoktur!

Dünkü Akıncı-Anastasiadis görüşmesinin nasıl bir havada geçtiğini tahmin edebiliriz. Zaten Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı durumu anlattı, Rum liderin öfkesinden kapıyı sert bir şekilde çekip gittiğini söyledi. Ama inanın, Rum basını yıllardan beri aynı taktiği uygulayarak, masadan kaçanın Akıncı olduğunu yazacak ve Türk tarafını suçlayacaklar… Ancak ipleri gerenin ve koparanın hangi taraf olduğunu BM de bilmektedir.

***

Ahmet Özer Şenol girişimci bir dosttu…

Babası 1960’lı yılların tanınmış börekçilerindendi ve sokak sokak gezerek bisikletin üzerinde enfes böreklerini satardı… Dün Antalya’da toprağa verilen Ahmet Şenol Özer, fakir bir ailenin çocuğu olarak büyümüş, kendi kendini yetiştirmişti… Bir dönem Ciğerci Ahmet’in dükkânının yan komşusu olarak ticaretle uğraşmış, Dikmen’e yerleşmişti. Sonraları da Ercan Havaalanı’ndaki minik büfesinde, hediyelik eşya yanında gazete bayiliği de yapmıştı…

Ercan’a yakın olduğundan Meriç (Mora) köyüne yerleşmişti… Uzun zamandır kendisinden haber alamadığımız Ahmet Şenol Özer’in vefat ettiğini ve Antalya’da toprağa verildiğini dünkü KIBRIS Gazetesi’nde okuduk. Girişimciliğiyle bilinen bir değerdi. Tanrı’dan rahmet, ailesine, sevenlerine başsağlığı dileriz.

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.