KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

19.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Prof. Dr. Nurhan Atasoy ve Osmanlı’nın eserleri

Bugün Pazar… Hafta boyunca Kıbrıs sorunu ve de Akıncı-Anastasiadis gerginliğini irdeledik. Kapıyı vurup çıkan Anastasiadis’in müzakere masasını nasıl da gerdiğini, bundan böyle hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını vurguladık. Kırılan testinin ne kadar özenle yapıştırılsa da, eski halini alamayacağını ifade ettik.

Kolay mı? Bir testi kırılacak, parçalara ayrılacak, ondan sonra da yapıştır babam yapıştır! Ne diyelim, şu ENOSİS ideali değil midir bu Ada’daki tüm kötülüklerin, felaketlerin nedeni? Hâlâ aynı zihniyetin sürgit etmesi kesinlikle hayra alamet değildir.

Bunları vurguladıktan sonra gelelim konumuza… Her ulusun geçmişiyle övündüğü tarihi vardır. Hele de üç kıtaya hükmeden, nam salan, oralara kendi kültürünü, örf ve adetlerini götüren Osmanlı’nın! Şimdilerde televizyon ekranlarında geçmişe ait diziler, filmler gırla gidiyor. Hem de birbirleriyle yarışırcasına…

Osmanlı’yı en iyi tanıyanlardan, bu konudaki çalışmalarıyla ün salan tanınmış sanat tarihi profesörü Dr. Nurhan Atasoy’u dinledik. Öylesine hoş ve sohbetimsi anlatımından etkilenmedik destek yalan söylemiş. Oluruz.

Merit Otelleri Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Özbaş’ın, yakın dostlarından Prof. Dr. Nurhan Atasoy’la ilgili kısa bir takdim konuşmasından sonra, mikrofonu eline alan Atasoy, genelde kitaplarını Türkçe ve İngilizce yazdığını söyledi. Ayrıca Japonca da var, Fransızcaya, Almancaya da tercüme ettiler.

Osmanlı minyatür sanatından örnekler veren ve bu arada İbrahim Paşa Sarayı’nda yaptığı incelemeleri anlatan Atasoy, bir ara Filiz Çayman’la birlikte ‘Miniature adlı kitabı yayınladıklarını ifade etti. Öyle eserler var ki, bunların hepsi birer hazine. Örneğin “17. – 18’inci Yüzyıllarda Avrupa Sanatı, ‘Surname-i Hümayun’ gibi… Sultan Murat’ın 52 gün 52 gece sünnet düğünü yapmasının sırlarını da ortaya koyan Prof. Atasoy şunları aktarıyor:

“Sultan Murat bu düğünlere, hünerlerini göstermeleri için tüm İstanbulluları davet etmişti… Amaç, Osmanlı’nın yaptıklarını Avrupa’ya anlatmaktı… Bu arada ‘Otağ-ı Hümayun’da çadırların Osmanlı’daki önemi vurgulanıyor. “Ben Türk çadırlarını da tanıtmak istiyorum, çünkü öğrencilerime de anlatmak zorundayım” diyen Atasoy, bir defasında Avrupa’ya çadır seferi yaptığını, incelemelerde bulunduğunu ifadeyle, Osmanlı çadırlarının müthiş bir kültür olduğunu dile getiriyor.

Çadırlar, ‘Hazine Çadırı’, ‘Mutfak Çadırı ve ‘Yönetim Çadırı’ diye bilinir. Bu çadırları savaş dönemlerinde develer taşırdı. Osmanlı savaşa 700 deveyle giderdi. Bunların nerelerde duraksayacağı, nasıl besleneceği büyük bir sorundu. Bunun altında göçebe kültürü yatıyor. Anadolu’da halen ‘göçer – konar’ insanlar vardır ve çadır kültürünü ve bu geleneği sürdürüyorlar.

Padişah sefere çıktı mı, 700 devenin taşıdığı çadırlar askere moral da veriyordu.

‘Sultan’ kitabının ön sayfasında ise Fatih Sultan Mehmet’in bir resmi yer alırken, giyim-kuşam tarihi, Derviş çeyizi ve Osmanlı kıyafetleri ‘Ottoman Costume’ kitabında yansıtılıyor. Bu arada Lale Uluç’la birlikte yazılan ‘Osmanlı Kültürünün Avrupa’daki Yansımaları 1453-1699’ adlı eser de çok değerli. “Bu amaç için Avrupa’ya nice seferler yaptım” diyor. Prof. Dr. Atasoy. Ama ‘Osmanlı Bahçeleri’, ‘Harem’ ve Julian’la birlikte hazırlanan ‘İznik’ adlı kitap okumaya ve görülmeye değer. Bu kitaptan sonra İznik seramikleri, motif ve çinileri tüm dünyaya tanıtılmış oldu.

Tabii ki bunları araştırmak ve kaleme alarak kalıcı eserler ortaya koymak hiç de kolay değil. Çok zengin anıları olan Prof. Atasoy, bir ara New York Üniversitesi’nde ve Londra’da hocalık yaptı, 20 ülkeden 70 müze dolaştı. Osmanlı dokuma sanatını anlatan ‘İpek’ adlı kitap bir başka değer. Kıbrıs Vakıfları ile ilgili bir takım düşünceleri de bulunuyor.

İlerlemiş yaşına rağmen Nurhan Hoca tam bir bilgi dağarcığı… Arada bir esprileriyle süslediği sohbeti saatlerce ilgiyle dinlenir ve kimsenin canı da sıkılmaz. Zaten en önemli özelliklerinden biri de bu. Dikkatleri dağıtmadan, konular üzerinde öyle bir bilgi akışı yaratıyor ki, zamanın nasıl geçtiğini anlayamazsınız.

Keşke çok daha geniş bir ortamda bu gibi tanıtımlar, konferanslar düzenlenebilse… Bu sayede Türk milletinin, Osmanlı’nın kültür ve tarih zenginliği geniş kitlelere aktarılmış olur. Tarih profesörü Dr. Nurhan Atasoy’un Kıbrıs Vakıfları ile ilgili çalışmalarına da bir an önce başlaması dileğiyle…

***

Ünal Ersoy, Enformasyon Dairesi’nin ilk Foto-Film Amiriydi…

Geçtiğimiz günlerde bu dünyadan göçen, Alayköy’de sakin Ünal Ersoy, eski adıyla Ünal Salahi değerli bir meslektaşımızdı… Ortak cumhuriyet döneminde Enformasyon Dairesi’nde göreve başlamış, merhum Hüsrev Erdentuğ’la birlikte çalışmış, dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük’ün dış ülkeleri ziyaretinde Necati Sağer’le birlikte kendisine eşlik etmiş, ziyaretlere ilişkin fotoğrafları çekmişti…

Tanınmış gazetecilerden, meslektaşımız merhum Özer Hatay’ın bacanağı olan Ünal Ersoy, varoluş mücadelesindeki hizmetleriyle de bilinmektedir.

Kendisine Tanrı’dan rahmet, eşi ve ailesi ile sevenlerine başsağlığı dileriz.

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.