Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

21.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Rekabet edebilirlikte turizm öncü olur mu?

Ticaret Odası’nın, geçtiğimiz günlerde yayınladığı “Kuzey Kıbrıs Ekonomisi Rekabet Edebilirlik Raporu” üzerinde değerlendirmeler devam ediyor. Rapor esas alınarak, kendi programımızı yapmamız ve ona göre hareket etmemiz gerekir.

Söz konusu raporda, dövizdeki rekor yükselişe paralel ve yaşanan büyük değer kaybıyla daha da körüklenen ülke ekonomisindeki çöküşün önlenmesi için alınması gerekli tedbirlerle ilgili olarak, Ticaret Odası tarafından hükümete bir mektup gönderilmişti… ‘2016-2017 Rekabet Edebilirlik Raporu’na göre; iş yaparken karşılaşılan en önemli sorunların kaynağında hükümet ve devlet kurumlarının olduğuna değinilmiş ve bürokrasinin büyük dert olduğu ifade edilmişti…

Bu memlekette bürokrasi ne zaman dert olmadı ki!.. Bürokratik engeller olmasaydı, nice yatırımcıları ürkütüp kaçırmaz, istihdam olanaklarını harcamazdık!

‘Kuzey Kıbrıs Ekonomisi Rekabet Edebilirlik Raporu’ hazırlanırken, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğretim elemanları da katkı koymuş ve ülkenin rekabet edebilirlik kat sayısının arzulanan düzeyde olmadığı ifade edilmişti…

Aslında elimizin altında su da var, un da! Ama bir türlü ekmek yapmayı beceremiyoruz. Nedenini arayıp bulmak gerek. Oda’lar, akademisyenler, uzmanlar yol gösteriyorsa, niye o yolu yürümeyelim? Kıbrıs koşullarına uygun gömlek biçtilerse neden giymeyelim?

Bu toplum, en zor günlerde bile imkânsızı zorlamış, imkânlar yaratabilmeyi becermişti… Allah rahmet eylesin, Tüfekçi Ömer Usta ile torno ustası Kemal Sinemacıoğlu, savunma amaçlı ve moral olması bakımından zırhlı tank bile yapmışlardı bu ülkede…

Rum, Yunan ve Avrupa’nın kahrolası yüzkarası ambargosu altında olmamıza rağmen, şimdilerde çok daha geniş olanaklara sahibiz. Her geçen gün balık yemeyi değil, balık tutmayı da öğreniyoruz. Her şeye karşın bu ülkeyi ve de inanlarını daha iyi noktalara taşımakla mükellefiz. Hatta rekabet edebilirlik düzeyine ulaşabilmek için turizmden başlayabiliriz.

Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu’nun, “Kuzey Kıbrıs, turizmde ‘rakip ülke’ olarak kabul edilmeye başlandı” sözleri bizi böyle bir düşünceye sevk etti. Yeni pazarlara girebilmek için aralıksız çalıştıklarını söyleyen Bakan, dünyanın en büyük fuarı olan ITV Berlin Fuarı’nın ardından görüşlerini dile getirerek, tanıtım ve pazarlamaların meyvelerini alacakları umudunu belirtti.

Turizm sektöründe rakip ülke görünümüne girmemiz dahi rekabet edebilirlik konusunda akılcı adımların atılmakta olduğunun göstergesi sayılabilir. Ancak yine de önümüzdeki engellerin bilincinde olmak gerek. Ambargolar ve izolasyonlar altına bulunduğumuz yetmezmiş gibi, Rum turizmcilerin şantaja varan girişimlerini etkisiz hale getirmek lazım. Geçenlerde Berlin Fuarına katılanlardan Salamis Bay Conti Resort Hotel Müdürü Kansu’nun sözlerini anımsamakta yarar var. Kansu, “Kuzey Kıbrıs’a turist göndermek isteyen tur operatörlerine Rumlar ‘Kuzey Kıbrıs’ı pazarlamayın’ şeklinde baskı uyguluyor, vazgeçirmek için para da veriyorlar” demişti…

Değil şimdi, 43 yıldan beri aynı çirkin oyunları izlemekteyiz. Eğer bir gün bu ülkede yanlışlıkla çözüm olursa, inanın çözüm halinde dahi aynı çirkinliklerin sergilenmesine tanık olunacaktır. Sakın ola “Çözümle her şey güllük gülistanlık olacak” demeye kalkışmayın, böyle bir yanlışa düşmeyin! Çünkü ortak cumhuriyet döneminde de aynı rezillikleri gördük, yaşadık. Öncelikle kendimize, Türkiye’ye güvenmeli ve rekabet edebilirlik konusunda üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz.

 

***

 

Mangal olayı iyi tuttu…

 

Geçen 19 Mart’ta bu köşede “Kopan diyalogu acaba mangal kurtarabilir mi?” başlığı altında yayınlamış olduğumuz yazı, öyle anlaşılıyor ki, birçok gazeteye ve meslektaşımıza ilham oldu. Mangaldan, Akıncı’dan, Anastasiadis’ten söz etmeye başladılar…

Malum mangal Kıbrıslı Türklerin de, Kıbrıslı Rumların da vazgeçemeyeceği bir tutku.

Bu nedenle mangalı örnek verirken, ne bilirdik arkasının geleceğini ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da Geçitkale’de “Mart 9’u” etkinliğine katılarak, mangalın başına geçeceğini… Hatta değerli dostumuz, meslektaşımız Rasıh Reşat, “Akıncı mangal yakmayıp da Anastasiadis mi yakacaktı?” diye sordu.

Ne demiştik o yazımızda?: “Sakın ola BM’yi mangalın başına koymayın, kebapları yakar, kömür ederler. O zaman da Anastasiadis elindeki zivaniya bardağını mangala fırlattı mı, kızılca kıyamet kopar.”

Uyarması bizden!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.