Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

03.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Sağlıkta sistemi oturtmak, kamu reformunu tetikler!

Konumuz sağlık… Hani ‘Her şeyin başı sağlık’ ya da ‘Sağlık gibisi yok’ derler ya…

Nice milyarderlerin ağzından “Keşke milyarlarım olacağına sağlığım yerinde olsaydı” sözü çok kez işitildi. Bu da sağlığın her şeyden önemli olduğunun göstergesi…

Gerek ülke içinde, gerekse ülke dışında; başta Türkiye olmak üzere; İngiltere, ABD, Almanya ve diğer ülkelerde Kıbrıs Türkünün bağrından çıkan ve takdir toplayan öyle değerli hekimler var ki, başarılarını, buluşlarını zaman zaman medyada izliyoruz.

1930’lu, 40’lı yıllarda sağlıkta Rumlar daha ileride idi… Hatta Barış Harekâtı öncesine kadar, Türk hastalar alışılagelmiş şekilde başta kadın - doğum olmak üzere; Rum doktorları tercih etmekteydiler. Zaman içerisinde, özellikle de Kıbrıs Türk Halkının Varoluş ve Özgürlük Mücadelesi Lideri Doktor Fazıl Küçük’ün tıp tahsilinden sonra ülkeye dönmesiyle doktor sayısı da artmaya başlamıştı… O dönemlerde fakirlik vardı. Dr. Küçük’ün, haftada bir, cuma günleri hastalara ücretsiz bakımı başlatması sağlıkta bir çığır açmıştı…

Bu arada ortak ‘cumhuriyet’ döneminde şimdi Rum kesiminde kalan ‘Lefkoşa Genel Hastanesi’nde Rum ve Türk doktorların yanı sıra, çok değerli hemşireler, hastabakıcılar, sağlık elemanları görev yapmaktaydı… Bir defasında zengin bir Rum ailesinin genç oğlu, nedeni tespit edilemeyen bir rahatsızlıktan dolayı aniden yere yığılır ve bayılırdı…

En nihayet Türk ve Rum doktorlar konuyu masaya yatırarak, ne yapılması gerektiğine karar verirler. Beyin ameliyatının şart olduğunu söylerler. Peki; kim yapacak?

Esas soru bu ya. Sonuçta ameliyatı yapmak Kıbrıslı Türk doktora, Dr. Kaya Bekiroğlu’na kalmıştı… Cerrah olan Dr. Kaya’nın üzerine yoktu ve bu ameliyatı ancak o başarabilirdi… Rum doktorlar da Dr. Kaya’yı işaret etmişlerdi. Ameliyat başarılı oldu, Rum genci de sağlığına kavuştu. Oğlunun yeniden dünyaya geldiğini gören babası zengin Rum işadamı Dr. Kaya Bekiroğlu’na “Dile benden ne dilersen” dedi. Dr. Kaya da gayet sakin biçimde “Biz sadece görevimizi yaptık” cevabını verdi.

Olay yalnız Türk gazetelerinde değil, Rum gazetelerinde de ön sayfalarda geniş biçimde yansıtılmıştı o günlerde…

Sağlığın alabildiğine tartışıldığı şu günlerde, yakın geçmişten sağlıkla ilgili bazı kesitler aktarma gereğini duydum.

Demek istediğimiz, birbirinden değerli sağlık personeli olmasına rağmen, bunca yıldır sağlıkta sürdürülebilir bir yapının, bir sistemin oturtulamaması üzücü, daha doğrusu acizlik ya da beceriksizliktir. Sistemsizliği sisteme dönüştürme aşamasında mutlaka engellerle karşılaşılır. Bu da doğaldır. Çünkü birilerinin kazancına çomak sokuyorsunuz. Beri yanda siyasiler de atılan adımları kendilerine göre değerlendirerek, ortamın gerilmesine neden olabilirler. Bunlara yıllardır tanık oluyoruz. Ancak sonuçta kaybeden halk oluyor, sağlık da itibar kaybediyor.

Güzelyurt’a hastane inşaatının tartışıldığı bu günlerde, Yüksek Mahkeme’nin doktorlara ikinci iş yasağı getirmesi kararı, sağlıkta sistemsizliği sonlandırabileceği gibi, yeni bir çığır da açabilir. Sağlıkta sistemsizliğin temeli olarak gösterilen hekimlerin ikinci iş yapmasıyla ilgili olarak Yüksek Mahkeme, hekimlerin hem kamuda, hem de özelde çalışmasının Anayasaya aykırılığını vurguladı ve altı ay içinde gereğinin yerine getirilmesini istedi.

Bu karar çok konuşulacak. Öncelikle Sağlık Bakanı Dr. Faiz Sucuoğlu, “Altı aylık süre verilmeseydi istifa ederdim” derken, Serbest Çalışan Hekimler Birliği de Sucuoğlu’na “Ya kararı uygula, ya da istifa et” çağrısında bulundu. Mahkemenin kararı ülke genelinde 268 doktoru ilgilendirirken, Serbest Çalışan Hekimler Birliği Başkanı Dr. Remzi Gardiyanoğlu, bunun tarihi bir karar olduğunu ve gelinen noktada bazı kesimlerin ders çıkarması gerektiğini söyledi. Bakan Sucuoğlu da kamudaki sağlık çalışanlarının özlük haklarına ilişkin teknik çalışmaların da sonlandırılmak üzere olduğunu belirtti.

Kısacası kollar sıvandı, çağdaş yasa çalışmaları hızlandı. İşin özü tabii ki maaş meselesi… Şimdi kamuda görevli bir hekim, tatmin edici maaş almaz ve ekstra olarak özelde çalışma ihtiyacı duyarsa, onu ayıplamamak lazım. Bu nedenle taban ve tavan ücretin belirlenmesi son derece önemlidir. Bu arada hemşire, hastabakıcı ve sağlık çalışanlarının da durumlarını iyileştirme yönüne gidilmelidir. Sağlığın temel sorunları bunlardır. Hayatın bunca pahalılığı karşısında geçinemeyecek bir ücret, elbette kişiyi alternatiflere zorlar. İşte ikinci bir iş arayışına gereksinim duyulmayacak bir sistemin oluşturulması bu ülkeye ve insanımıza çok şeyler kazandıracaktır.

Sağlıkta çağdaş ve sürdürülebilir bir sistemin oturtulması, öyle inanıyoruz ki, kamu reformunu da tetikleyecektir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.