KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

30.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Sanem Koç’tan önemli bir eser: “Annem Ne Cesurmuş”

Hafta boyunca başta Kıbrıs sorununa ilişkin gelişmeleri, bu arada sektörlerin ve halkın karşı karşıya bulunduğu güncel sorunları, sıkıntıları irdelerken, çoğu zaman haftanın bir gününü de daha değişik konulara, örneğin - elde varsa - kitap tanıtımına ayırırız.

Sanem Koç’un ‘Annem Ne Cesurmuş’ adlı kitabında, 11 Kıbrıslı Türk kadının yaşanmış hayat hikâyesi anlatılırken, “Geleceğimiz için mücadele vermeleri gerekiyordu” deniliyor.

Sanem Koç, 229 sayfalık kitabın son sayfasında ‘Ben Kimim?’ başlığı altında kendisini anlatmaya çalışıyor, çocukluğunun Lefkoşa’da Köşklüçiftlik’te geçtiğini, oyun oynarken bile aklına hep kitapların takıldığını, bu yüzden hediyelerinin de genelde kitap olduğunu yazıyor. Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Yönetimi masterini yapan Koç, özetle şöyle diyor:

“Kitaplar yanında, farklı sosyal aktivitelere de dahil oldum. Radyoculuk, köşe yazarlığı, koro ve amatör tiyatro çalışmaları gibi birçok faaliyetlerin içinde bulundum. Yenilikleri ve yaratmayı seven bir insan olarak, daha çok yazmak ve yeni kitaplarla sizlerle yeniden buluşmak dileğiyle…”

Yazar, kitabın oluşum hikâyesini aktarırken, Kayıp Türklerin Aileleri Cemiyeti tarafından 20 Haziran 1964’te Lefkoşa’da Sarayönü’nde (Atatürk Meydanı) düzenlenen ve çoğunluğu kadın olan mitingin fotoğrafını Dr. Fazıl Küçük Müzesi Müdürü Altay Sayıl’da görünce çok etkilendiğine işaret ediyor ve özetle şunları kaydediyor:

“Sayıları 10 bin kişiyi bulan grup, masum Türklerin Rumlar tarafından kaçırılmalarını ve kayıp şahıslar hakkında bilgi yokluğunu protesto etmek amacıyla Lefkoşa Atatürk Meydanı’nda toplandı. Mitingde taşınan pankartlarda; “Altı aydır evlat acısı çekiyoruz”, “Sabrımız tükendi”, “Evlatlarımızın ve kocalarımızın katilleri hesap vermelidir”, “Çocuklarımız babasız, yuvalarımız bakımsız kaldı”, “Ordu Kıbrıs’a” gibi yazılar yazmakta, kadınlar seslerini bu şekilde dünyaya duyurmaya çalışmaktaydılar.”

Kitapta Fikriye Ecesoy, Gülbahar Osman Göçkün, Firdevs İslâmoğlu, Güzide Tunç, Vahide Hasan Mağusalı, Dr. Ayten Berkalp, Emine Aşık, Havva Tuncer Suphi, Pervin Dorak, Türkan Aslan ve Mesude Çetinalp isimli kadınlar başlarından geçen ve birbirinden ilginç anıları tarihin akışı içinde anlatırken, gerçek yaşam öykülerine tanık olacaksınız. Örneğin Fikriye Ecesoy, “Doğduğum zaman babam cephedeydi, göğsünden yaralanmıştı. Annem ise ben bir buçuk yaşındayken vefat etmişti… Amcam beni ve kardeşlerimi alıp Sandallar köyünde kalan halamın yanına, kardeşlerimi de dedemin yanına bıraktı” diyor ve şunları ekliyor:

“En son Küçük Kaymaklı’ya yerleşmiştik… Ama 21 Aralık 1963’te olayların başlamasıyla bütün düzenimiz bozuldu. Rumlar, Türklere saldırmaya başlamışlardı… Korku içindeydik ve bu yüzden komşularla hep beraber kalıyorduk. Bir gün komşum Firdevs Hanım çocuğuna süt almak için bakkala gittiğinde, Rum okulundan çıkan silahlı Rumların üzerimize doğru ilerlediğini ve Türkleri topladığını görünce bize “Ne duruyorsunuz, Rumlar Türkleri topluyor” bağırarak uyarıda bulunmuştu… Kaymaklı baskınından sağ salim kurtulmayı başarmış ve Lefkoşa’da Hisar’dan içeri daha güvenli bölgeye varabilmiştik.”

Gülbahar Göçkün anılarını anlatırken, “Bütün hayatımız, planlarımız, geleceğe dair her şey bir anda duman olmuştu. Artık okulda; siperlerden, mevzilerden, kum torbalarından söz eder olmuştuk” diyor ve “Ah güzel evim” diye iç geçirirken, Limasol’da bir evde 50 kişi kaldıklarını gözyaşları ile anlatmaya çalışıyor. Gülbahar Hanım, “Kurşun yağmurunda erken doğum olmuştu… Hastanedekiler bebeğime çok güzel bir paket hediye etmişlerdi. O minik kıyafetleri ve Doktor Ayten Hanım’ın ablası olan, eski komşumuz Kıymet Hanım’ın ‘Hepsi de yenidir, bebek için ayırdım” demesini hâlâ anımsıyorum” diyerek duygularını dile getiriyor.

Kitabın 54’üncü sayfasında Başhemşire Firdevs İslamoğlu’nun şu sözlerine özellikle yer vermek istedim:

“Bu karışık ve tehlikeli dönemde bizim büyüğümüz sayılan ve şu anda pek çoğu aramızda bulunmayan kadınlarımız, Kıbrıs Türk halkına çok emek vermişlerdir. Başhemşire Türkan Hanım, Kan Bankası’nın kurucusu Melahat Hacıbulgur, ameliyat hemşiresi Ferhunde Hacıahmet ve kız kardeşi Vedia, Gülsüm Ebe, Fikriye Ebe, Vedia Atalay ve adları şu anda aklıma gelmeyen, aramızda olmayan arkadaşlarımızın da hizmetleri büyüktür. Kendilerini buradan anarak, toplumumuza katkılarından dolayı teşekkür ederim.”

Bazı sayfalara siyah-beyaz fotoğrafların serpiştirildiği kitapta, uzun soluklu onurlu mücadelede birbirinden ilginç ve mesaj içerikli anılara tanık olacaksınız. Bu arada ünlü tiyatro sanatçısı merhum Kemal Tunç’un eşi Güzide Tunç’un dağda askerleri ziyarete giderken çekilen fotoğrafıyla Mücahide Hatice Tahsin’in Ağırdağ civarında atış denemesi yaparken tespit edilen fotoğrafı da görülmeye değer.

Eline sağlık Sanem Koç. Nice başarılara…

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.