Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

20.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Sendikacılıkta düzenlemeye gitmek iç barışı güçlendirir…

İki öğretmen sendikası düzenlediği basın toplantısında, son dönemde hükümetin sendikalara yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını, amacın sendikaları kapatmak olduğunu iddia etti.

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Tahir Gökçebel, ülkede en örgütlü ve ‘muhalif’ olan, toplumun sorunlarına sahip çıkan öğretmen sendikalarına sistematik bir saldırı geliştirildiğini söyledi. Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Başkanı Şener Elcil de ‘halkın sesi’ durumunda olan sendikaların susturulmak ve etkisizleştirilmek istendiğini öne sürdü.

Bu iddialar, Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün, geçen gün Mecliste “Bazı sendikalar haddini aştı” şeklindeki sözleri üzerine yapıldı.

Şaşırtmaca yapılmasına karşıyız. Her iki sendikanın, diğer sendikalar adına söz söylemesi ne kadar doğrudur? Amaç sendikaları kapatmak eğil, sendikacılığı istismar ederek, her şeye maydanoz olanlara esas görevlerini hatırlatmak ve bir düzenleme getirmektir. Yoksa sendikaların kapatılmasına biz de karşıyız. Ama bazı sendikacılar, özellikle de öğretmen sendikaları sık sık ölçüyü kaçırır, hangi zümrenin sendikası olduklarını unutup da siyasete dalarsa, o zaman art niyet var demektir.

Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün avukatlığını yapma gibi bir iddiamız da yok. Ancak ‘Bazı sendikalar haddini aştı’ sözleri yalan da değildir. Bu sözler gerçeği yansıtıyor. Bunu mecliste olsun veya olmasın, tüm siyasi partiler bildiği gibi, halk da farkındadır. Dahası söz konusu iki sendikanın üyeleri de bu işlerin farkındadır.

Bu nedenlerle sendikacılıkta yeni bir düzenleme gereksinimi ortadadır. Söz konusu sendika yöneticileri, kendilerini ilgilendirmeyen, bağlamayan konularda her gün bildiri üstüne bildiri yayınlamaktansa, en iyisi siyasi bir parti oluşumuna gidip de toplum sorunlarıyla ilgilenir olsunlar. Ancak bu konuda başarılı olamayacaklarını bildiklerinden, sendikacılığın arkasına sığınarak, hem KKTC’yi itibarsızlaştırmaya, hem de Türkiye ile bağlarımızı zayıflatmaya çalışmakta, ayrıca anavatan Türkiye karşıtlığını tırmandırma çabasına girmektedirler.

Köpek yellendikçe protestolar, grevler, eylemler düzenlemek sendikacılığın hangi maddesinde vardır. Gece karar alıp da, sabah greve gitmek, sendikacılığın hangi maddesinde yer almaktadır? Asrın Projesi diye nitelenen Anamur suyu konusunda bile TC Büyükelçiliği önünde eylem düzenlemenin sendikacılıkla bağdaşan bir yanı var mıdır? Lefkoşa’daki Yunan Büyükelçiliği önünde eylem yapmayı gerektiren o kadar çok neden vardır ki, bir günden bir güne orada eylem yapabildiler mi?

Sıkar mı?

Dıştan aldıkları talimatları yerine getirmek bir ‘görev’ olarak addedilebilir… Ancak bunu Türkiye karşıtlığına dönüştürmek haddini aşmak değil midir? Sırf birilerine şirin görünmek için KKTC’nin altını oymaya, Anastasiadis ve Rum tarafı, Yunanistan, AB ve çok iyi bilinen ‘ötekiler’ öyle istiyor diye, her fırsatta Türkiye’ye küfretmek, Kıbrıs Türk halkının ‘sığınacağı tek liman’ olan Türkiye ile bağlarımızı zayıflatmaya çalışmak, maksatlı olarak çıkarılan ajandada gerçekleri ters yüz etmek, ‘haddini aşmak, çizmeyi aşmak’ değil midir?

Girne-Değirmenlik dağ yolunda meydana gelen kazayı bile istismar ederek, öğrencileri alet olarak kullanıp, Türkiye’ye küfreden pankart açtırmanın Türkiye ile ilgisi neydi? Bu ne alakaydı?

Öğretmen tayinleri ve benzeri konularda kendini Milli Eğitim Bakanlığı’nın yerine koyma çabaları ‘haddini aşmak’ anlamında değil midir?

Ama ne yapalım ki, zamanında popülizm uğruna öyle yetkiler verildi ki, ipin ucu öyle bir kaçırıldı ki, toparlamak şimdiki iktidara kaldı.

Değerli dostum Dr. Mehmet Cevaz diyor ki; “Thatcher döneminde İngiltere’de sendikacılık yeni boyutlar kazanmış ve herkes mükellefiyetlerinin bilincinde hareket eder hale gelmiştir.”

İngiltere’de bile!

‘Yarası olan gocunur’ derler. Biz de diyoruz ki, kimse gocunmasın. Ülkenin iç barışına olumlu etki yapacaksa – ki mutlaka yapacaktır – çağdışı kalmış yasalarda çağdaş ve demokratik bir düzenlemeye gitmek ülke çıkarlarıyla eşdeğerdir.

Yeniden düzenlemede çok geç bile kalındı.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.