Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

18.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Soğanları söken, pulyaları öldürenleri kınarken…

Dün vurgulamıştık… Bu ülkenin simgelerini ortadan kaldırmak, söküp götürmek; kısaca yok etme eğilimi bu vatana, bu toprağa en büyük ihanettir. Taş ocakları gibi, doğanın anasını bellemektir!

Medoş Laleleri, orkideler ülkemizin güzellikleridir, kültürümüzün bir parçasıdır. Bunlar için festivaller yapılır, yürüyüşler düzenlenir. Burada yaşayan, ayrıca festivaller döneminde dıştan gelen yabancıların ilgisi büyüktür. Onların duygularını anlamak, bu topraklarda sahip olduğumuz zenginliklerin farkına varmakla eş anlamdadır.

İlgili sivil toplum örgütleri sahip olduğumuz güzelliklerin tahribatı karşısında feryat ediyorsa, bu çiçeklerin soğanlarını söküp götürenleri polise şikâyet ediyorsa, demek ki ortada ‘hazine soygunu’ türü ciddi bir soygun var demektir.

Bir kez daha bu konuyu gündeme taşırken, İngiliz gazetelerinden aktarılan bir haber karşısında adeta ürperdik. Ada’daki İngiliz üssünde restoranlara satmak için 800 bin pulya öldürülmüş… Çoğu öten türdeki bu kuşlar, üste yapay kuş sesleriyle çekilerek ağa yakalandıktan sonra kafalarına iğne batırılarak öldürülüyor. Habere göre; pulya (Ambelebulya) avı yasak olmasına rağmen, kaçak avcılar avlanmak için gizlice İngiliz üssünü kullanıyor.

Başta kuş severler olmak üzere; çevrecilerin, hayvan severlerin tepkilerini duymak istiyor herkes.

Lale soğanlarını sökenler gibi, pulyaları öldürenleri de kınarken, bu ülkeyi seven insanların içinden geçenleri anlıyoruz. Ama bir başka etkinliği görünce de moral buluyor, teselli oluyoruz. Ülkedeki bitki türlerine karşı hoyratça davranışlar bir yana, Creditwest Bank çalışanlarının Hamitköy’de 20 bin fidan dikmesi doğa sevgisinin inadına artmakta olduğunun işaretidir.

Orman fakiri olan ülkeye ne kadar çok fidan dikilir, bakımı ve koruması yapılırsa, öyle inanıyoruz ki, Anamur Suyunun da yardımıyla yeşillendirmeyi genişletebilir ve belirli bir süre içinde ‘orman fakiri’ olmaktan kurtulabiliriz.

***

Verheugen’den çok geç kalmış bir Türkiye itirafı

Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu eski Komiseri Günter Verheugen’i bu sütunda çok eleştirmiştim. Yaptığı açıklamalardan dolayı ağır bir şekilde defalarca kınamıştım…

Özellikle “Çözüm olsa da olmasa da ‘Kıbrıs’ AB üyesi olacak” şeklindeki sözleri eleştirilerin odak noktasıydı… Bu yöndeki açıklamaların Kıbrıs sorununun çözümüne hiç de yardımcı olmayacağı, katkıda bulunmayacağı, tam aksine Rum tarafını şımartacağını, bunun da müzakere masasına olumsuz yansımaları olacağını vurgulamıştık…

Arkası AB tarafından sıvazlanan bir tarafın, müzakere masasında uzlaşmazlığını daha da artıracağı, karşısındakinden daha çok tavizler isteyeceği, böylelikle görüşmelerden sonuç alınamayacağı bilinmiyor muydu? Kaldı ki, Kıbrıs sorunu çözümlenmeden taraflardan birini AB’ye almanın, AB kurallarıyla bağdaşmadığını, sorunun daha da karmaşık hale geleceğine dikkat çekmiş ve uyarılarımızı yapmıştık…

Aradan bunca zaman geçti, biz savunduklarımızın arkasındayız, çünkü zaman bizi haklı çıkardı.

Gerçi Verheugen de, Kıbrıs’ın üyeliğinden bir süre sonra, AB’nin yanlış yaptığını söylemişti, ancak atı alan da Üsküdar’ı geçmişti…

Türkiye ile Hollanda arasındaki diplomatik kriz nedeniyle ‘Hürriyet’ gazetesine konuşan AB’nin Genişlemeden Sorumlu eski Komiseri Günter Verheugen, “Türkiye’ye kriterleri yerine getirirse AB’ye tam üye olacağının garantisi verilmelidir. Türkiye ise iç sorunlarını demokratik ve hukuk devleti kuralları içinde çözeceği güvencesi vermeli” dedi. Avrupa’da hiçbir ülkeyi faşistlerin yönetmediğini, Türkiye’nin de bir diktatörlük olmadığını belirten Verheugen, Türkiye’nin Avrupa ülkesi olduğu konusunda şüphesi bulunmadığını ifadeyle, “AB kurumlarının bir kısmı Türkiye’yi Avrupa ülkesi olarak tanımıyor ve üyelik vaadini geri almak için popülist yollar arıyor” şeklinde konuştu…

Deneyimli bir eski Komiserin sözlerini yabana atmamak gerek. Çok geç olmasına rağmen, hem AB, hem de Türkiye açısından yararlı olduğuna kuşku duymadığımız bu yaklaşımlar, aradaki buzların erimesine yardımcı olabileceği gibi, Kıbrıs konusunda da olumlu yansımalara neden olabilir.

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.