Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

20.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Son perde açılırken…

Bugün ve yarın Kıbrıs için önemli mi, önemli… ‘Kader günü’ de denilebilir. Bu Ada’nın kaderi nedense hep dışta belirleniyor. 16 Ağustos 1960’ta kurulan, ancak Rum tarafının kaprisleri yüzünden ömrü kısa süren ortak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kaderi de Zürih’te ve Londra’da belirlenmişti…

Liderler ekipleriyle birlikte Mont Pelerin’e hareket ederken, ‘Çözüm ve Barış Platformu’ Lefkoşa’da Dereboyu’nda yürüyüş düzenledi. ‘Barışın tam zamanı’ sloganı atıldı, ateş yakıldı.

İsviçre zirvesi öncesinde CTP ve TDP yeniden AKEL’in kapısını çaldılar ve sürece destek beyanında bulundular. Tufan Erhürman ve Cemal Özyiğit başkanlığındaki CTP ve TDP heyetleri ayrıca Anastasiadis’in partisi DİSİ Genel Başkanı Averof Neofidu ile de bir araya geldiler. Erhürman’ın “Dönüşümlü Başkanlık yoksa evet demeyiz” şeklindeki açıklaması da önemli bir mesaj niteliği taşıyor.

Kısacası tüm dikkatler yeniden Mont Pelerin’e çevrildi. Bu arada Değirmenlik kökenli Rumlar da, Değirmenlik’in Rum idaresine iade edilmesini talep eden bir muhtırayı Anastasiadis’e sundular.

Doğal olarak herkesin kendine göre bir beklentisi var. Türkün de, Rum’un da! Hatta Ada’da yaşayan Maronit’lerin, Ermeni’lerin, İngilizlerin, son zamanlarda sayıları artan Rusların ve diğerlerinin de! Aslında onların fazla bir beklentisi yok da, sonunda karar verecek olan Türkler ve Rumlar. Kıbrıs’ın esas sahipleri…

Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ise yakın takipte… Aynı şekilde AB ve ileri gelenleri de!

ABD’nin yeni başkanı Donald Trump ise kendi kabinesini kurmakla meşgul. Çalışma arkadaşlarıyla sürekli mesai yapıyor. Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da, kendinden öncekilerin yarattıkları bataklıkları kurutabilir ve bu bölgenin insanlarını barış ve huzura kavuşturabilecek bir ortamı sağlayabilirse, en güzel işi yapmış olacak. Çünkü Irak halkı, her şeye karşın Saddam Hüseyin dönemini, Libya halkı da aynı şekilde Muammer Kaddafi dönemini aramaktadır. “Bizler daha önceleri çok daha huzurluyduk” diyorlar.

Hani süper star Ajda Pekkan’ın “Aman petrol canım petrol” diye bir şarkısı var ya… Petrolün verdiği iştahla, buralardaki rejimleri yıkarak, ‘Diktatörlüğü sonlandıracak, demokrasiyi getireceğiz’ lafazanlıkları tamamen düzmece ve kamuflajdı…

Irak, Suriye, Libya ve daha nice ülke halkları gerçekleri geç anladı, ama iş işten geçmiş oldu. Oralardaki bataklıklarda ayrıca dünyanın başına bela olan terör grupları da oluşturuldu…

Tüm bunlar olup biterken, söz konusu ülkelerde her gün bombalar patlar, mermiler sıkılırken, masum insanlar can verirken; yaşadığımız Ada’daki barış ortamının değerini bilmek lazım. Bu barışı bir çözümle kalıcı hale getirme görevi, bizden ziyade Rum tarafına düşmektedir. Nitekim Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da, Mont Pelerin’e hareketinden önce yaptığı açıklamada, “Biz üzerimize düşeni yaptık, sıra Anastasiadis’te” demek durumunda kaldı.

Akıncı’nın “Bir haftalık arada, Kıbrıs Rum tarafı ile Yunanistan’dan gelen haberler bende, maalesef 20 Kasım sabahı karşılaşacağımız tutumla ilgili endişeler yaratmış bulunmaktadır” sözü son derece önemli ve anlamlıdır.

Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ve Anastasiadis’in, özellikle garantiler konusu başta olmak üzere; bazı konularda önkoşullara sarılmaları kafaları karıştırmaktadır ve bunların kabulü mümkün değildir. Koşul içeren tavırlar sürece ancak olumlu değil, olumsuz etkiler yapabilir.

İşte Akıncı’nın da işaret ettiği endişeler bunlardan kaynaklanmaktadır. Rum ve Yunan liderlerinin, “Bir şeyler kopardık, ama bu yeterli değildir. Biraz daha sıkboğaz edelim ki, daha fazlasını koparalım” mantığını hızla terk etmesi gerektiği inancındayız. Aksi halde sonuç olumsuz çıkarsa, bundan Türk tarafı sorumlu olmayacaktır. Temennimiz bu son turda Anastasiadis’in üstlendiği rolü sorumluluk bilinciyle oynamasıdır.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.