HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

23.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Şu temeli atın, suyu da Güzelyurt’a götürün!..

Heriflerin aklı fikri ENOSİS’te… Buna rağmen “Yunanistan’dan bir vali gelsin de, burayı idare etsin” denilse, ona da karşı çıkıyorlar. Onların istediği ENOSİS’tir, esas gönüllerinde yatan, bu Ada’da Türklüğün olmaması, Türklükten eser kalmaması ve Kıbrıs’ın tümüyle bir Elen adasına dönüşmesi, bu topraklarda Yunan bayrağından başka bir bayrağın dalgalanmamasıdır!

En barışçı olanı da bunu istiyor, en ırkçı olanı da!

Öyle olmasaydı, yarım yüzyıldır süregelen müzakere sürecinde bin kez uzlaşma sağlanır ve bu Ada’da yan yana iyi komşular olarak barış içinde gül gibi geçinip giderdik. Bütün mesele, en az kendileri kadar hak sahibi olan Kıbrıslı Türkleri ortak veya eşit olarak kabullenememe, hazmedememedir. Ha; azınlık statüsüne razı isen, Yunan bayrağı altında yaşamayı kabul edersen hiçbir sorun kalmaz!

Bunları bilerek yolumuza devam etmek ve iç cephemizi güçlendirmek, sağlamlaştırmakla karşı karşıya bulunuyoruz. Elli yıldır süregelen ve bel bağlanan müzakere masasında kaybettiğimiz, değeri hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar kıymetli zamanı hiç olmazsa kısmen de olsa kazanmanın yolunu bulmak ve bu yolda kararlı adımlarla yürümek, mesafe almak mecburiyetindeyiz.

Mesela aylardır gündemi meşgul eden şu Güzelyurt Hastanesi temelini artık atın. Her türlü dedikoduya rağmen harcı dökün o temele. Dökün ki, Güzelyurt’ta kalıcılığımız bir kez daha mühürlensin. Dökün ki, Güzeyurt’un olası bir anlaşmada taviz olarak verilemeyeceği anlaşılsın. Dökün ki, Rum okullarında ENOSİS plebisitinin yıldönümünü kutlama kararına karşı, bizim çocuklarımız da “Oh be Güzelyurt, nihayet modern, çağdaş bir hastaneye kavuşacak” diyerek sevinsinler.

Lefke’nin altıncı ilçe olması kararının ardından bu güzel mesaj da dosta düşmana duyurulsun, havada rengârenk balonlar uçurulsun.

Daha bitnedşi, geçenlerde Güzelyurt’a Anamur Suyu’nun henüz ulaşmadığını, bu yüzden tuzlu suyla mücadele eden, ancak artık takadı kalmayan narenciye bahçelerinin SOS verdiğini ve can suyunun zamanında imdada yetişememesi halinde bahçelerin kuruyacağını yazmıştık…

Dün ‘Yenidüzen’ gazetesi bu konuyu manşetine alırken, üreticileri konuşturdu ve onların görüşlerini yayınladı.

Kuzey Kıbrıs Narenciye Üreticileri Birliği Başkanı Turgut Akçın, “Bölgeye su verilmezse 2017 yılında Yüzde 57 civarında bahçelerden verim alınamayacak” dedi. Cypfruvex İşletmecilik Ltd Koordinatörü İbrahim Aktekin de, narenciyenin var olma ve yok olma noktasında olduğunu ifade etti. Bu arada üreticiler de su gelirse narenciyenin kurtarılabileceğini, gelmezse de narenciyenin öleceğini söylediler.

Genel kanı, Türkiye’den gelen su Güzelyurt bölgesinde tarıma verilmezse gelen yıl narenciye kalmayacak. Su olmadığından ağaçlara bakılamıyor, bu yüzden de verim her geçen gün düşüyor.

Dürüst Çoban bu konuda şunları vurguladı: “İrfan Nadir döneminde su çok boldu, ticaret daha değerliydi. O dönemde limandaki altı gemiyi doldurduğumuzu biliyoruz. Ürünlerimizi dışarıya yollayabiliyorduk. Hem tırcısı, hem işçisi birçok kişi bu işten ekmek yiyordu. Şimdilerde su bulup ağaçlara bakamaz olduk.”

Velhasıl Güzelyurt’ta narenciye üreticisinin en başta gelen sıkıntısı su… Ağaçlarda direnç kalmayınca verim de sürekli düşmekte… Bu durumda üreticinin şevki kırılmakta, ağacına bakamaz hale gelmekte, strese girmekte, geliri de azalmaktadır.

Anlayacağınız ‘Sarı Altın’ denilen narenciye sektörü için tehlike çanları öyle bir çalıyor ki, Mısır’daki sağır sultanın bile duymaması mümkün değil. Denizin tuzlu suyunun istilasına dur diyebilecek bir tek alternatif var, o da ‘Anamur Suyu.’

Elimizin altında böyle bir imkân varken, narenciyeyi göz göre göre ölüme terk etmek vicdanlara sığar mı? O mübarek suyu oralara ulaştırmak ve bahçelerin kurumasını önlemek için başka ne yapılabilir? Yoksa, bu konuda da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı mı gerek?

Aslında bu sorunu gene de çözecek olan TC Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu olsa gerek. Eroğlu, bugüne kadar 2 milyon 360 bin fidanı KKTC’de toprakla buluşturduklarını ve bunların bir kısmının gelir getirici türden olduklarını, dolayısıyla bölgedeki vatandaşlara gelir sağlayabileceğini söyledi.

Acaba diyoruz, ilgili bakan olarak Nazım Çavuşoğlu ile Veysel Eroğlu bu soruna birlikte el atsalar nasıl olur?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.