Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

19.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Sürece virgül konulurken, Hrisostomos da kin kustu!

Bir süreden beri zaten görüşmelerin suyu çıkmıştı… Rum lider Nikos Anastasiadis’in, görüşmelerden ziyade seçime yönelik tavırları, hidrokarbon yatakları ile ilgili arayışları ve ağızda çiğneye çiğneye Baf Sakızı’na dönüştürülen ‘Türkiye’ye baskı” söylemleri işlerin nereye varacağının habercisiydi… Hani ‘insan bu kadar gönülsüz olur’ derler ya.

Bu zihniyet değil miydi Rauf Denktaş’ı, ABD, Avrupa ve dünya nazarında ‘Mr. No’ diye lanse eden? O kadar ki, “Denktaş olmasa bu iş halledilir, Kıbrıs sorunu çözülür” diye seslendiren bunlar değil miydi? Malum bazı ülkeler kanalıyla Erdoğan’ı bile etki altına almışlardı. Türkiye’deki bazı köşe yazarları da aynı tempoda ses veriyorlardı… Sanki de Rum tarafı ve Yunanistan sütten çıkmış ak kaşıktı!

Bu yönden maharetlidirler. Lobileri güçlüdür.

Halbuki Denktaş, makul olmayan herhangi bir talepte bulunmadı. Toprakta ‘Yüzde 29+’yı bile önerdi. Ama gene olmadı. Sonra sırayla Mehmet Ali Talat ve Derviş Eroğlu geldiler. Gene bir sonuca varılamadı. Hep kör olası zihniyet yüzünden! Şimdi de Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı son görüşmede, tüm başlıkları içeren bir paket model önerisi sunduklarını, ancak Rum tarafınca kabul edilmediğini açıkladı. Akıncı ayrıca ‘yapıcı önerilerde bulunduğunu’ söyleyen Rum liderin öneri değil, önkoşul ortaya koyduğunu ifadeyle, “Hiçbir Kıbrıslı Türk liderin böyle bir metodu kabul etme imkânı yoktur” dedi.

Ve sonunda müzakerelere bir nokta değil, virgül konuldu. Zaten hiçbir zaman nokta konulmaz. Ne kadar restleşmeler olsa da, kapılar ne kadar çekilip vurulsa da; gün gelir, yeni şartlar oluşur, birileri devreye girer ve sonuç alınsa da, alınmasa da görüşmeler gene başlar. 1968’den bu yana çok gördük bunları.

Hepsi bir yana, Kilise’nin başı Başpiskopos Hrisostomos’un kin, nefret ve intikam duygusuyla söyledikleri yenir yutulur cinsten değil. Başpapaz, “Olduğumuzdan daha iyisine gitmemiz söz konusu değilse, niçin anlaşma yapmaya gidelim? Tutumumuzu sertleştirmemiz gerekiyor” dedi.

‘Acaba Anastasiadis’le danışıklı dövüş mü’ diye akıllara soru gelmiyor mu? Dahası Hrisostomos, “300 binden fazla doğulu, kaba TC kökenliye sahibiz. Eğer burada kalıp her aile bir düzine çocuk yaparsa, nereye gideceğiz” dedi ve “bunların yüz yıl sonra bile Avrupalı olması söz konusu değildir” diye ilave etti.

Bu kadar kin ve nefret tohumlarının ekildiği topraklarda neyi paylaşacak, nasıl paylaşacağız? Zaten paylaşıma gelmiyorlar ki! Akıncı, bir süre önce kesintiye uğrayan görüşmelerin yeniden başlamasıyla birlikte güven artırıcı önlemlere ağırlık verilmesi gerektiğini seslendirdiğinde, Anastasiadis hiç o yoldan gelmemiş, hatta tepki göstermişti… Akıncı’nın bu konuda ne denli haklı olduğu, her şeyi altüst etmede uzman olan Hrisostomos’un son söylemleriyle bir kez daha ortaya çıkmış bulunuyor.

Bu tür ırkçı, faşist beyanların gölgesi altında sürdürülen görüşmelerden herhangi bir sonuç, bir uzlaşı beklenebilir mi?

İstedikleri özetle 1974 öncesine dönüş. Tüm Ada’ya hakim olmak ve bu topraklarda Türklerin de yaşamasına lütfen izin vermek… Dahası Türkiye’nin bir gün zora girmesi ve Kıbrıs Türkleriyle ilgilenemez duruma gelmesi halinde harekete geçerek, Ada’daki Türklerin şu veya bu şekilde ‘icabına’ bakmak!

Başpiskopos, iki toplum arasındaki köprüleri devamlı surette berhava ederken, dün sabah Fener Rum Patriği Bartolemeos’un televizyonda söylediklerini izliyordum. Türkiye’den ve Türklerden övgüyle söz ediyordu. Bakış açıları birbirine zıttı.

***

Gülseren Kışlası’na giderken anneleri kına yaktı ve törenlerle uğurlandılar…

‘Devlet de engellileri bu kadar mutlu edebilse” başlıklı dünkü yazım üzerine, Engelliler Federasyonu Başkanı Günay Kibrit’le sohbet ederken, “Aman abi gecikmediysen ne olur yazıya bu notu da ekle” dedi ve şunları aktardı:

“Engelli gençlerden bazıları Gülseren Kışlası’na gitmeden önce, Türkiye’de olduğu gibi ‘ana kuzusu’ kabilinden avuçlarına anneleri tarafından kına yakıldı ve davul-zurna eşliğinde törenlerle uğurlandılar.”

Bu olay, üniformalı olarak ve ant içerek gereğini yerine getiren, sonra da terhis belgesi alan, künye takan engelli gençlerimizin ne denli mutlu olduklarının göstergesidir. Vatan uğruna hizmet vermekten duydukları heyecan ve sevincin kanıtıdır.

Onlara böyle bir günü yaşatanlara, imkân sağlayanlara selam olsun.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.