HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

25.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Süreci lafta desteklemenin hiçbir kıymeti yoktur! Niye?

Mont Pelerin başarısızlıkla sonuçlandı ya, her zamanki gibi gene başladılar ‘destek beyanına.’

Ne denli samimidirler, o ayrı mesele!

Anastasiadis, “Müzakerelere kaldığımız yerden devam etmeye hazırım” diyor. Bir nevi alay etme anlamında mıdır, değil midir, iyice tahlil etmek gerek!

Yarın, öbür gün görev süresi sona erecek olan BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, liderlere ortak kararlılıklarını sürdürüp, çözüme ulaşmak için ellerinden geleni yapmaları çağrısında bulunuyor.

İngiltere’nin Avrupa ve Amerika’dan Sorumlu Devlet Bakanı Alan Duncan, ülkesinin sürece desteğini yineleyerek, “müzakereler sonuçsuz kalmamalı” diyor. Ama İsviçre’de hangi tarafın çark ettiğini açıklama cesaretini gösteremiyor. Yine yarın, öbür gün görevini bırakacak olan ABD Başkan Yardımcısı, Anastasiadis’in yakın dostu ve aynı zamanda ABD’deki Rum-Yunan lobisinin adamı Joe Biden, hem Akıncı’yı hem de Anastasiadis’i telefonla arayarak, cesaretlendirmeye çalışıyor.

İyi, hoş da; müzakerelerin çökme nedenlerini niye açıklamıyorlar? Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün de ifade ettiği gibi, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Mont Pelerin’deki görüşmelerin gerek 1’inci turu, gerekse 2’nci turunda her türlü esnekliği göstermesine rağmen, başarısızlığın kimden veya kimlerden, hangi nedenden veya nedenlerden kaynaklandığını niye söyleme cesareti gösteremiyorlar?

Böyle önemli bir zirve başarısız olmuşsa, bunu her iki tarafa da fatura etmek haksızlık değil midir? Adaletle bağdaşır bir yanı olabilir mi? Haksız tarafı şımartma ve daha da uzlaşmazlığa teşvik etme anlamı taşımıyor mu?

Bunları geçtik.

İngiltere’den ABD’ye; AB’den, BM’ye, Rusya’ya ve tüm Avrupa ülkelerine varıncaya kadar Kıbrıs sorununa ilişkin müzakerelerde Kıbrıs Türk tarafının mağdur ve adaletten yoksun bir konumda olduğu biliniyor mu?   Özellikle 24 Nisan 2004 Annan Planı referandumundan sonra, Kıbrıs Türk halkının plana evet demesine karşılık, tüm ambargolar ve izolasyonların kaldırılacağına dair AB’nin söz verdiği, ancak sözünü tutmadığını bu ülkeler biliyorlar mı?

Bilmemelerine imkân yok! Peki; bunun için ne yaptılar? Özellikle Kıbrıs sorununun önemli aktörleri sayılan ABD, garantör İngiltere ve diğerleri ne yaptı? Ambargoların kaldırılmasına ilişkin söz veren AB’ye baskı yaptılar mı? En azından sözünü hatırlattılar mı? Hiç olmazsa kendileri ambargoları etkisiz kılmak için en ufak bir çaba gösterdiler mi? Halbuki bu konuda görevlerini yerine getirmiş olsalardı, ne New York’a ihtiyaç kalırdı, ne de Mont Pelerin’e! Gerekli açıklamaları yapsalar ve Kıbrıs Türklerine uygulanan insanlık dışı ambargoları kaldırma yönünde adım atsalardı, inanın; karşı taraf şımarıklığından vazgeçer, yelkenleri indirir, bu sorun da 48 saat içinde çözüme kavuşurdu…

Şimdi de kalkmışlar haklı ile haksızı aynı kefeye koyarak, başarısızlığa neden olan tarafı yine şımartıyor ve dolaylı olarak çözümsüzlüğü körüklüyorlar. ‘Süreci destekliyoruz, devam ettirilmelidir’ gibi lafların da artık samimi olduğundan kuşkuluyuz. Çünkü bu tür tavırlar, her zaman Kıbrıs Rum tarafına puan ve zaman kazandırmaktan başka bir işe yaramaz. Esasında ne çözüm için, ne de paylaşım için hazır değillerdir. Bu nedenle boşuna akıntıya kürek çekilmesin!

Esasında bu konularda ve yazdıklarımıza paralel olarak, en iyi değerlendirmeyi yapanlardan biri de Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun oldu. İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) toplantısına katılan Atun, 2004 yılında eş zamanlı yapılan referandumu anımsattı ve şöyle dedi:

“Yarım asırdır adaletsiz bir şekilde izolasyon altında yaşamaya maruz bırakılan Kıbrıs Türk halkının, sonu olmayan müzakerelere ve belirsiz bir geleceğe mahkûm edilmesi mümkün değildir. Son görüşmelerde de çok açık bir şekilde anlaşılmıştır ki, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek hedefi, Türk topraklarının tamamına sahip olmak ve bunu sağlayacak koşulları elde etmektir.”

Gerçek olan da bu değil mi?

Burada bir ekleme yapmak gerekirse; sadece Güney Kıbrıs’ın değil, Yunanistan’ın da hedefi aynıdır!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.