HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Akay CEMAL

Akay CEMAL

08.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Taşla, sopayla hak aranmaz!

Demokrasiyi hazmetmiş, birbirimize karşı geniş hoşgörü kültürüyle yaklaşan bir halk olduğumuzu biz de biliriz, dünya da! Özellikle Türkiye’den gelen siyasiler, konuşmalarında her zaman bizdeki demokrasi anlayışı ve hoşgörüye hayran kaldıklarını ifade etmekten kendilerini alamazlar.

Hâl böyle iken, son zamanlarda ne oldu bizlere?

Melun trafik kazasında yaşamlarını yitirenleri rahmetle, saygıyla anıyoruz. Benzeri kazaların bir kez daha olmaması, gencecik fidanların ölmemesi için, hükümet edenlerin her türlü önemi almak zorunda olduklarını tekrarlamak isteriz.

‘Bu yollar niye doğru dürüst yapılmıyor?’ diye eleştirmek, hesap sormak herkesin en doğal hakkıdır. Karanlıkta, sabahın köründe okula gitmenin de doğru ve adil olmadığını haykırmak, hesap sormak yine en doğal haktır. Yalnız bu günkü yöneticilerden değil, gelmişinden geçmişinden hesap sormak gerek. Eğer hesap sorulsa ve yöneticiler de enselerinde “Demokles’in kılıcı” gibi bir baskı unsuru hissetmiş olsalardı, bu ülke 43 yıl içinde Singapur’u bile geride bırakabilirdi…

Ancak bizde her zaman sapla saman birbirine karıştırılır, hedef şaşırtması olur ve amaca ulaşmak imkânsıza dönüşür.

Hak aramak ya da duyulan öfke ve tepkiyi dile getirmek; yumurta, domates veya portakal neyse de; taşla, şişeyle, sopayla olmaz! O zaman bunun adı zorbalık olur. Eylemlere katılıp da, hayattan kopan, koparılan evlatları için kan ağlayan, gözyaşı döken ana babalar bile isyan noktasına gelirse, “Biz buraya ne için geldik, sendikacılar ne diyor?” şeklinde hesap soruyorsa, başka amaçlar uğruna alet edildiklerinin farkına varıyorsa, demek oluyor ki, işin içinde bir bit yeniği aramak lazım.

Başbakanlık önündeki eylemde hamile kadın polis, karnına aldığı tekme ile yere yığılıyorsa, bunun adı hak arama değildir.

Bir polis, atılan taşlardan kafası yarılır ve kanlar içinde kalırsa bunun adı hak arama değildir.

Saldırıya uğrayan bir başka polis, aldığı darbeler sonucu gözünü kaybetme tehlikesi geçiriyorsa, bunun adı hak arama eylemi değildir.

Bazı öğretmen ve öğrenciler çıkan arbedede arada ezilir ve hastanelik olursa, bunun adı da hak arama değildir!

Hak aramanın adı hiçbir zaman zorbalık olmadı.

Öğrenciler kendilerini olay yerine taşıyanların, katılmaları için her olanağı seferber edenlerin, bir ara ‘Sin de gülle geliyor’ misali ortadan kaybolmalarına dudak bükerken, aralarından bazıları, kan üzerinden siyaset yapmak ve bu oyuna kendilerini de alet etmek isteyenlerin kafalarından geçeni anlamış olacaklar ki, başlarını öne eğerek ayrılmak durumunda kalmışlardı…

Geçen gün de değinmiş ve demiştik ki, iç barışı korumak ve gözetmek çok önemlidir. Çalışma barışı böyle korunmaz ve sürdürülebilir olmaz! Hele polisle öğrenciyi, polisle veliyi, polisle halkı karşı karşıya getirme, birbirine düşürme, birbirine kırdırma çabaları iç barışa indirilen en ağır darbedir.

Olayların arzu edilmeyen boyutlara çekilmesinin kime ne yararı vardır? Ne öğrenciye, ne halka, ne de devlete! Ama gelişmelerin bir karmaşaya, bir kaosa dönüşmesinden birilerinin yararı olacak ki, ortalıkta dolaşan ve fitillemeyi kendilerine meslek edinenler sonuçtan memnun olsa gerek. Acaba vicdanen de rahat mılar?

İşi çığırından çıkarmak istercesine ha bre sobaya odun atanların, ‘Katil devlet’ diye bağıran ve bağırtanların sorumluluğu büyüktür. Ortada katil veya katiller varsa, onlardan hesap sorulur ve sorulmalıdır da! Ama devlete ‘katil’ demek, bu devleti suçlamak ve küçük düşürmeye çalışmak kimsenin haddine değildir. Herkes bu devletin çatısı altındadır ve hesap sorulacak olan makamlardır.

Sapla samanı karıştırıp, ondan sonra ortadan sıvışmak da maharet ve yiğitlik değildir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.