Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

13.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Terör ve ‘Bu Türkler de artık fazla oluyor ha’ kompleksi…

Eğer 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı, başta Batılı devletler olmak üzere; birçok ülkeden Türkiye’ye övgüler yağacaktı… Darbe sonrasında ne gibi yaklaşımlar içinde olduklarını gördük, tanık olduk…

Daha önce Mısır’da bunu denemişler ve başarılı da olmuşlardı… Demokratik bir sınavdan geçen ve halkın oyu ile iktidara gelen Musri’yi devirmişler ve asker kökenli Sisi’yle dikta rejimini getirmişlerdi… Tabii ki ülkedeki işbirlikçileri ile… Onlar için demokrasi amaç değil, araçtı…

Kıbrıs Barış Harekâtını gerçekleştiren, dönemin Türkiye Hükümetinin Başbakanı merhum Bülent Ecevit iktidardan niye düşürülmüştü? ABD niye hemen silah ambargosu uygulamıştı? Halbuki15 Temmuz 1974’te Yunan Cuntası ve Ada’daki işbirlikçilerinin gerçekleştirdiği darbeyle ilan edilmiş olan ENOSİS’e Türkiye sessiz ve seyirci kalmış olsaydı, zamanında Girit’te olduğu gibi, burada da tek bir Türk kalmamış olacaktı ve emin olun o demokrasi havarileri (!) tepki vermeyecek, onaylayacaklardı bile…

Konumu ve gücü itibarıyla Türkiye’yi hazmedebilmek kolay değildir. Kırk yıldır terörle mücadele eden ve yıkılmayan Türkiye’yi hazmetmek kolay değildir. Terör nedeniyle sınırlarını güvenceye almak için ‘Fırat Kalkanı’ operasyonunda önemli mesafe alan Türkiye’yi çekememek doğaldır. Dövizi oynatarak önünü tıkayabilirim düşüncesinin de başarı sağlayamadığını görmek birileri için hüzün verici olabilir.

Türkiye, birçok alanda ‘kendi işini kendisi görür’ duruma gelmişse, dünyada yeni dostlar edinmeye başlamışsa, bir takım atılımlara geçmişse, elbette gözlere diken olur. “Bu Türkler de artık fazla oluyor ha” dedirtir.    Yükselişini önlemek, önünü tıkamak, çarklarına çomak sokmalar başlar…

‘Daha fazla seyirci kalamayız’ diyerek düğmeye basılır. Zaten terör örgütleri bu maksat için dünden razı…   İçteki işbirlikçileri de öyle!

Amaç; caniyane planlarla, masum insanların canına kastetmekle dehşet ve korku salmak, huzuru huzursuzluğa, istikrarı da istikrarsızlığa dönüştürmek için verilen görevleri yerine getirmektir. Çünkü onlar bu işlerin taşeronlarıdır, maşalarıdır. Ha gün gelir, emir aldıkları yerlere de aynı şeyleri yapabilirler… Gün gelir, kendilerini silah, mermi ve donanım açısından besleyenleri de sokabilir.

Bir ülkede birlik, beraberlik, dirlik, bütünlüğü ve düzeni bozmak istersen, ha bre terörle uğraştıracak, meşgul edeceksin ki, başka şeylerle uğraşmasına, başını kaldırmasına fırsat bulamasın. Projelerini hayata geçirmesine şan tanımayacaksın. Uğraştıracaksın ki, halka verilen sözler tutulmasın! Halbuki bilmiyorlar ki, Türk milleti bu tür hain saldırılar karşısında daha çok kenetlenir, dik duruş sergiler.

Hesaplar çok derindir. Türkiye’nin, Irak’ta, Suriye’de kendi güvenliğini sağlama almak için aldığı önlemler çerçevesinde gerçekleştirdiği ve devam eden ‘Fırat Kalkanı’ operasyonunun hazımsızlığından da kaynaklanmaktadır. Dünya da biliyor ki, Bağdat rejimi kukladan farksızdır. Suriye ise kendinde değildir ve ne olacağını kestiremez durumdadır. Hal böyle iken, buralardan Türkiye’ye devamlı surette terörist ihraç edilmesine seyirci mi kalınmalıdır? Ne münasebet!.. Ne Almanya komşu bir ülkedir bunlarla, (Irak ve Suriye) ne de Fransa, ABD veya bir başka ülke… Türkiye’dir sınır komşusu ve faturayı ödeyen de Türk milletidir.

Esasında hazmedilemeyen de bu değil midir? Kırk yıldan beri ödenmekte olan faturaların ardı arkası kesilmezken, Türkiye dimdik ayaktadır ve her şeye rağmen Irak ve Suriye’nin de bulunduğu coğrafyada söz sahibidir. Ha; bazı yanlış politikaların da Türkiye’ye pahalıya mal olduğu gerçeğini de inkâr etmemek gerek. Bunları geçmişte de yazmıştık. Keşke olmasaydı!

Türkiye’yi istikrarsızlığa sürükleme çabasında olanların bir amacı da, bölgede güçlü bir Türkiye olmasının işlerine gelmemesindendir. Bölgede derken, Kıbrıs’ı da dahil etmek gerek. Çünkü Kıbrıs da aynı bölgededir ve Kıbrıs üzerinden de çirkin oyunların oynandığı bilinmektedir. Rum Yönetiminin, Yunanistan’la birlikte İsrail ve Mısır ile oluşturduğu ittifaklar boşuna değildir.

Türkiye’nin Ada üzerindeki etkinliği ve Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin onlar açısından hiçbir değeri yoktur. Bu bakımdan ve gerçekleri bilerek, Türkiye’de olduğu gibi burada da birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın bulunduğu bir dönemden geçiyoruz. İçte ve dışta bu birlik ve beraberliğimizi, dayanışmayı bozmak isteyenler olabilir. Onlara karşı da gerekli önlemleri almak, istikrarı bozmak isteyenlere prim vermemek herhalde yöneticilerin görevidir!

Son haince saldırıda şehit olanlara saygımızı göstermek, onları rahmetle anmak KKTC olarak, Kıbrıs Türk halkı olarak Türkiye ile her alanda daha sıkı işbirliği ve bağlarımızı daha da güçlendirmeyi gerektirir.

Bu vesile ile İstanbul’da meydana gelen menfur saldırıda şehit olanlara Ulu Tanrı’dan rahmet, yaralılara acil şifalar ve aileleri ile Türk milletine başsağlığı dileriz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.