Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

21.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

‘Toplum polisi’ bile var

Kıbrıs’ın Rum tarafında ‘toplum polisi’ uygulamasında büyük başarı kaydedildiği, 74 toplum polisinin 24 belediye ve 92 köyde faaliyet gösterdiği bildiriliyor.

Toplum polisleri aktif çalışmakta, futbol turnuvaları, çatapat kullanımından kaçınılması ve trafik kurallarına uyulması gibi konularda konferanslar düzenlemekte, vatandaşla ilk temas noktasını oluşturmaktadırlar. Bu kişiler, vatandaşı malını koruma gibi konularda bilgilendirmekte, toplum sorunlarının çözümü için gerek kurumsal, gerekse kişisel olarak ilgili mercilerle temas etmekte, güvenliği sağlamakta ve sivil toplumla kendi alanlarında kişisel temasa geçmektedirler.

Doğrusunu isterseniz, bu haberi okuduktan sonra, ‘Bizde niye yok?’ diye hayıflanmamak elde değil. Yıllar önce ‘turizm polisi’ oluşturulacaktı, ne oldu? Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, bir dönem bu konuda çok hevesliydi, ancak hükümetin ömrü yetmediydi…

Aradan yıllar geçti, değil ‘turizm polisi’, ‘toplum polisi’ bile yok!

Kim bilir, belki de ihtiyaç yok!

Aman olmasın, çünkü normalde polis sayısı, olması gerekenin çok altında… Bir de emekli çıkanları ve de açılacak yeni kapıları hesaba kattığımızda, belki de polise bin adet takviye az bile gelir. Polis sayısı geçmişte bazı ihmaller sonucu, hatta bilinçli olarak artırılmamış, dolayısıyla vukuatlarda her geçen gün artış kaydedilmişti… Halbuki asayişten, kamu düzeninden sorumlu olan polisi eldeki olanaklar ölçüsünde araç-gereç bakımından olduğu kadar, teknolojik açıdan da desteklemek, sayıyı da tatminkâr düzeye çıkarmak gerekir.

Bunlar yokken polis örgütünü ileri geri suçlamak maharet değildir.

Konu polisten açılmışken şunu da ifade edelim, sayı ve kıt olanaklara rağmen özellikle geceleri yapılan devriyelerde saptananlar bir rapor halinde ilgili makamlara gönderilmektedir. Hangi yerde sokak lambasının yanmadığına, çevre kirliliğine varıncaya kadar…

Söz konusu raporların ilgili bakanlıklar tarafından devlet ciddiyetiyle ele alınarak değerlendirilmesi birçok sorunun dal budak salmadan çözümünü kolaylaştıracaktır.

 

 

***

 

Kendileri itiraf ediyor,

“Biz ırkçıyız” diyorlar

 

Rum Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı rapora göre, Güney Kıbrıs’ta ırkçılık giderek tırmanıyor. Başlangıç noktası ten rengi ve siyasi inançlar olan ırkçılık olaylarında artış olduğunu yazan ‘Haravgi’ gazetesi, son 10 yılda 193 ırkçı nitelikli olay yaşandığını bildirdi.

Şikâyette bulunanların 57’si Kıbrıslı Rum, 33’ü Kıbrıslı Türk, 18’i de Yunanlı. Gazete, ırkçılık olaylarıyla ilgili olarak Rum polisine hiçbir zaman Kıbrıslı Türklerle ilgili suçlamada bulunulmamasının da dikkat çekici olduğunu kaydetti.

İşin ilginç yanı, Güney’de yaşayan Yunanlıların da ırkçılıktan şikâyet etmeleri… Rum’un damarı biraz kabardı mı, ‘hade re kalamara’ diyerek Yunanlıyı bile küçük düşürmeye çalışır. Asya ve Afrika ülkelerinden gelenlerse ırkçı saldırıya uğrasalar da tehdit ve korkudan dolayı polise gitmezler, şikâyet de etmezler.

Hani Baflılar için söylenen ‘Ben Baflıyım Kardeşim’ diye okunan güzel bir şarkı var ya, ‘Ben ırkçıyım arkadaş’ diye bir şarkı yazılsa nasıl olur? Ha; olmayanları tenzih ederiz. Zaten Rumların tümünü de aynı kefeye koymak haksızlık olur. Burada önemli olan Rum Yönetiminin tavrıdır. Mesela 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle düzenlenen etkinliklere katılmak amacıyla Ada’ya Larnaka’dan giriş yapan Sırp çocuklarını hapsetmek ve Kuzey’e geçmelerine izin vermemek de bir ırkçılık değil midir?

Nitekim Sırbistan Dışişleri Bakanlığı da, grubun havaalanından ayrılmasına izin verilmediğini açıkladı.   Güney’de ırkçılık tehlikeli boyutlara varırken, iki taraf arasında orta bir yol bulabilmek kolay mı?

‘Ha, bizde yok mu?’ diyeceksiniz. O kadar da değil yani!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.