HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

09.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

TÜK tam bir kördüğüm…

Bir süreden beri gündemden düşmeyen, hatta gündemin ilk sıralarında yer alan Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) konusu tam bir kördüğüme dönüştü…

Uzun yıllar Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği’nin başkanlığını yapan, un ve ekmek fiyatının belirlenmesi için zamanında Rum üreticilerle birlikte masaya oturarak ‘Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti’ ile pençe peş pazarlıklar yapan merhum Hüseyin Gültekin, bu tartışmalar, daha doğrusu çekişmeler karşısında yattığı yerde huzur bulabilir mi? TÜK’e büyük hizmeti geçmişti… Zor günlerin adamıydı Hüseyin Gültekin. Bu gibi hallerde randevuya gerek duymadan Rauf Denktaş’ın kapısını çalar, girerdi…

Aynı pazarlık masasında Ahmet Mutallip, Necati Taşkın ve Fırıncı Rifat da bulunanlar arasındaydı…

TÜK’ten bahsederken, biraz da yakın geçmişi şöyle bir kurcalayalım dedik.

Geçen gün de ifade ettiğimiz gibi, bu güzide kurumun yaz-boz tahtasına dönüştürülmesinden kuşkuluyuz. KTHY’nin akıbetine uğramasından kuşkuluyuz.

Ticaret Odası ile üreticiler bu konuda karşı karşıya… Oda, yüzde 3 oranında fon uygulaması kararının geri çekilmesini olumlu karşılarken, uygulamanın piyasaya pahalılık getirdiği açıklamasını yaptı.

Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları ile Patates Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Yeşilada ise ilginç açıklamalarda bulundular. Naimoğulları, fon uygulamasının sanki TÜK’ü kurtarmak için yapılmış bir uygulama gibi gösterildiğini ifadeyle, bundan dolayı Ticaret Odası ile bazı tüccar ve bazı siyasilerin tepkisine neden olduğunu söyledi. Fon kararının yeniden uygulamaya konmasını isteyen Başkan, özellikle süt ve süt ürünleri gibi ithal ürünlere fon uygulanması gerektiğini kaydetti.

Yeşilada ise “yıllarca fon uygulaması olmadığından, yurt dışından gelen ürünlerle biz nasıl rekabet edebiliriz” diye sordu. Ambargolar nedeniyle patates üreticisinin ürettiği ürünü pazarlamakta ciddi sıkıntı yaşadığını kaydeden Yeşilada, buna rağmen ülkeye donmuş patates ithaline izin verildiğini belirerek, “yerli üretimimizi korumazsak vay halimize” şeklinde görüş beyan etti.

Her iki başkanın da ifade ettiği gibi, TÜK bir denge unsurudur ve kaybedilmesi halinde tarımsal alandaki dengeler de etkilenir, hatta altüst olur. Zamanında PEYAK da bir denge unsuruydu… Piyasayı dengeler ve tüketici de rahatlardı. Onu da batırdık. KTHY denge unsuru değil miydi? KTHY hayatta olsaydı, bilet fiyatları şimdiki gibi uçar mıydı? Hatta Türk Hükümeti, anımsadığım kadarıyla açığı, bir diğer deyişle ‘kara deliği’ kapatmak için 9 milyon dolar bir katkı daha yapmış, ama o da yetmemişti… Denizcilik Şirketi, Turizm İşletmeleri ve ETİ de birer denge unsuruydular…

Tümü de battı gitti! ‘İşe göre adam’ değil, ‘Adama göre iş’ yüzünden… Kör olası popülizm yüzünden!

Patates Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Yeşilada’nın altını çizdiği gerçekler acı vericidir. Ambargolar altında dahi bu toplum üretebilmekte ve ürettiğini de satmak istemekte, bunun için de her yolu denemektedir. Ama Rum üretici aynı durumda değildir. Onlar ambargo altında ve dünyadan izole edilmiş değillerdir. Ürettiklerini günü gününe dış piyasalara ihraç edebilmekte, herhangi bir engelle karşılaşmamaktadırlar.

Bir dönem Kıbrıslı Türk üretici de aynı haklara sahipti ve Yeşilırmak’ın çileği, Beyarmudu’nun patatesi, Yeşilköy ve Güzelyurt yöresinin kolokası Londra piyasasında görücüye çıkardı…

Hele Asil Nadir’in el atmasıyla narenciyede çağ atlamıştı bu toplum.

Geçen süreçte, yukarıda nedenlerini sıraladığımız yanlışlardan dolayı birçok kurum, geride acılar bırakarak

iflâs bayrağını çekti. İnanıyoruz ki, şu anda TÜK’te çalışanlar da huzur ortamında değillerdir. ‘Ne olacağız’ kaygısıyla tedirgindirler. Kurumu bu hale getirenler ise ellerini kollarını sallayarak dolaşmakta, herkes birbirini suçlamaktadır. Ama beri yandan borçlar yerinde saymamakta, faizler adım atmaktadır.

Sayıştay el atsa da bu saatten sonra ne olabilir? Meclis’te Soruşturma Komisyonu kurulsa da bu saatten sonra ne olabilir?

Örneklerini KTHY konusunda da gördük… Ne oldu, hiç!

KTHY ve diğerleri için söylenebilecek tek söz: “Kendi gitti ismi kaldı yadigâr.’

Bunları düşündükçe ve kaleme aldıkça karamsarlık yaratmak da istemiyoruz. Eninde sonunda bu konuda sağduyunun galebe çalacağına inanıyoruz.

Kördüğümü bir kılıç darbesiyle çözebilsek…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.