Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

08.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

TÜK’te, üretici hak sahibi olursa bu iş çözümlenir!

Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) yaz-boz tahtasına dönüştürüldü. Fon konuldu,  geri alındı… Yüzde üçlük fon kararının 5 Ekim’de geri çekilmesine kadar geçen yaklaşık bir buçuk aylık sürede günlük 25 bin TL civarında para toplandı. Şimdi de 1 milyon TL’ye yakın paranın ne olacağı tartışılıyor.

Varsın tartışıladursun da, Kooperatif Merkez Bankasına olan 120 milyon dolar ile Toprak Mahsulleri Ofisi’ne olan 10 milyar dolar ne olacak?

İşte bütün mesele bu…

Yaz-boz kararlarıyla gelir-gider dengesi altüst olan TÜK’ün önemli bir kurum olduğunu belirten Kurum Genel Müdürü Rağıp Ratip, “TÜK, üreticinin üretmiş olduğu ürünlerin alım güvencesidir. Kurumun görevi yalnızca ithalat yapıp yem ham maddesi tedariki değildir. En önemli görevi, Kıbrıs Türk üreticisinin üretmiş olduğu zahireyi yerinde alıp bunu pazarlayabilmektir” dedi.

TÜK’ün bu güne kadar bu toplumda ne denli önemli hizmetler verdiği nice önemli görevleri yerine getirdiği tartışma kaldırmaz. Ancak yılların ihmali, zarara uğratılması ve popülizm oyunları maalesef kurumu bu noktaya getirdi. Kıbrıs Türk halkı, Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY) şokundan sonra, bir de TÜK şokunu yaşamak istemez ve de kaldırmaz! Esasen kısa bir süre önce ilgili bakan bu konuda görüş beyan ederken, kurumun KTHY’nin akıbetine uğramayacağını, gerekli her türlü önlemin alınacağını söylemişti… Dileriz alınır ve bu güzide kurum yalpalamaktan, yaz-boz tahtasına dönüşmekten kurtarılır.

Ha; bir de şu var. TÜK’ün bu durumlara düşürülmesinde en fazla pay sahibi olanlardan niye hesap sorulmaz?

Eskiden de benzeri durumlar yaşanmadı mı? Pek ala fon konulabilir. Fon olayı birçok ülkede uygulanan bir yöntemdir. Fonda bir aksilik yoktur. Mesela mazotta yüzde 67 fon vardır ve çiftçi toprakla haşir neşir olabilmektedir. Ha; fonun parası aktarılmış, aktarılmamış o ayrı mesele. Ama sen bu fonu koyarken, birilerini kurtarmak için veya o düşünceyle hareket edersen o da ayrı bir mesele!

Bu ülkede altın yumurtlayan tavukların acımasızca kesildiğini çok gördük… Burada tekrar sıralamak içimizden gelmiyor. Hele KTHY dendi mi, hala yüreğimiz cız ediyor. Piyasada dengeyi sağlayan kurumlar teker teker elimizin altından giderken, geride sadece hüzün kaldı. O nedenle Toprak Ürünleri Kurumu’nda da aynı hüznü yaşamak istemiyoruz.

Son çare olarak özelleştirmeden söz etmiştik bir yazımızda… Yine de illa ki özelleştirilsin demiyoruz, çünkü TÜK’te sona gelinmiş değildir. Çalışanları da mağdur etmemek kaydıyla yeni bir yol haritası belirlenerek, her zaman köylünün yanında duran bu kurum yüzdürülebilir ve mutlaka yüzdürülmelidir.

Bu toplumda TÜK’ün ne olduğunu ve ne olmadığını iyi bilenlerin sayısı az değildir. Hangi siyasi görüşe sahip olurlarsa olsunlar, onların da değerli fikirlerinden yararlanmak ve ona göre bir yol haritası çizmek, uygulamaya koymak gerektiği inancındayız. Girne’deki Dome Otel’in durumu da pek farklı değildi, ama sonuçta yüzdürüldü.

Daha önceleri, bu konuların uzmanlarından Patates Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Yeşilada ile görüşmüş ve düşünce ve önerilerini bu sütunda aktarmıştık… Dün de Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği eski başkanlarından Alican Kabakçı ile kısa bir sohbet yaptık. Bu isimler Kıbrıs Türk halkının yakından tanıdığı, toprakla uğraşan, tırnaklarını toprağa geçiren eli nasırlı insanlar… Üstelik başka ülkelerde bu işlerin nasıl yürütüldüğünü de biliyorlar. Katkı koymamaları için herhangi bir neden yok! Türkiye’deki Toprak Mahsulleri Ofisi’nin deneyimli yetkilileri de pek ala katkı koyabilir.

Örneğin Alican Kabakçı, “Şu anda TÜK’ü kurtaracağız demekle TÜK kurtarılmaz” diyor ve şunları ekliyor:

“Eğer hakikaten kurtarmak istiyorlarsa, bunun yolları, yöntemleri vardır. Mesela üreticilere de hisse verilerek bir kooperatif oluşturulabilir. Ancak bu konuda çok titiz davranmak ve ileride kurumun herhangi birinin güdümüne geçmemesi düşünülerek hareket etmek gerek. TÜK’te en büyük sorun paradır ve para da maaşlara gitmektedir.

Bir yerde sorun siyasidir. Siyasiler, TÜK’ü üreticinin ortak olabileceği, söz sahibi olabileceği bir yapıya dönüştürebilir. Adına ister kooperatif dersiniz, ister şirket veya bir başka şey; ama sonuçta hedef ve amaç TÜK’ü kurtarmak olmalıdır!”

Evet; ülkemizde her alanda o kadar çok değerli uzmanlar, deneyimli kişiler vardır ki, yukarıda da ifade etmeye çalıştığımız gibi, onların görüş, düşünce ve önerilerinden yararlanmak gerek. ‘Ben yaparım olur’ düşüncesiyle bir yere varamazsınız.

Sürekli olarak üretici ile muhatap olan TÜK’te, bu ülkenin üreticisi niye hak sahibi olmasın, niye söz sahibi olmasın?

 

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.