Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

14.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Türk askeri konusunda Çelik son noktayı koydu

Oldum olası Rumların en gıcık olduğu konu Türk askeridir. Yalnız 1974 sonrası değil, 74 öncesi de öyleydi…

Garanti ve İttifak Anlaşmaları uyarınca Ada’daki İngiliz üslerinde konuşlandırılan İngiliz askerlerine ek olarak, Türkiye ve Yunanistan da, adada alay düzeyinde asker bulundurma hakkı elde etmişti… Yunan Alayı 950, Türk Alayı da 650 kişiden müteşekkildi… Ne var ki, Rum tarafı, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayını hiçbir zaman benimsemedi ve hep provoke etti.

Kanlı Noel diye bilinen 21 Aralık 1963’te Türklere karşı girişilen saldırılarda, Yunan Alayı’ndan her türlü

destek sağlandı. Bir yerde Rum Yönetimi, Yunan Alayı’nı her fırsatta kullandı, Yunanistan da buna göz yumdu.     Bir ara iki alay arasında o denli şiddetli çatışma yaşanmıştı ki, her iki taraf da ağır zayiat vermişti… Rum Mİlli Muhafız Ordusu’nun desteğiyle Yunan Alayı, o dönemde Türklerin nefes borusu olan Lefkoşa-Girne yolunu keserek, denetim altına almak, böylelikle başkentin Türk kesimini kıskaca almak istemişti… Plana göre ana yol, Ortaköy-Gönyeli arasından kesilecek, Lefkoşa ile Boğaz’ın bağlantısı koparılacaktı…

Bu amaçla Türk Alayı’ndan sayı ve silah bakımından kat kat fazla EOKA, Rum Ordusu ve Yunan Alayı, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’na yüklendikçe yüklenmişti… O dönemde Kurmay Albay Mustafa Katırcıoğlu komutasındaki Türk Alayı, bu saldırılar karşısında yürekli bir duruş sergiledi ve kahramanca mücadele verdi.   Zayiat vardı, ama stratejik önemi olan yolun da kontrolünü Yunan Alayı’na kaptırmadı.

Diyeceğimiz tarihten gelen ve tüm dünya ülkelerince de bilinen, takdir edilen disipliniyle Türk askeri, Ada topraklarında ilk günden beri savaş çığırtkanlığı yapmadı, barışın teminatı oldu. İçinde bulunduğumuz coğrafyada kan ve barut kokusu eksilmezken; Kıbrıs’ta, hem de 43 yıldan beri barış hüküm sürüyorsa, bunun nedeni, bunun sigortası Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu topraklardaki varlığıdır. Bu gerçeği herkes de kabul etmekte, ancak kimileri hazmedememektedir. Çünkü geçmişte olduğu gibi, şimdi de niyetleri başkadır.

Neyse ki, Türkiye’nin AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, hazmedemeyenlere de mesaj vererek, noktayı koymuş bulunuyor. Türk askerinin Kıbrıs’ta olmasının barışı koruduğunu söyleyen Çelik, “Bu bir tartışma konusu değildir. Sayısı konuşulabilir, ama Türk askeri orada bir şekilde bulunacak” dedi.

Başkent Paris’te Fransız basınına diğer şeyler yanında, Kıbrıs’la ilgili görüşlerini de aktaran Ömer Çelik’in, bu vesileyle Ada’daki Türk askeri varlığının esas görevini de bir kez daha dile getirmesi, dünya kamuoyuna verilen önemli bir mesajdır. Böylelikle burada yarım yüzyıla yakın bir süredir hüküm süren barışın koruyucusunun Türk askeri olduğu gerçeği bir kez daha anlatılmış bulunmaktadır.

Rum tarafı ve Yunanistan, beğensin ya da beğenmesin; gerçek olan budur!

Aynı zamanda Rum Meclisi’nde aldıkları kararla ENOSİS’i hortlatmak (aslında hiçbir zaman ölmedi) isteyenlere karşı da anlamlı bir mesaj değil midir?

 

***

 

Anamur Suyu niye narenciye bölgesine ulaşamadı?

 

Yıllardan beri Güzelyurt ve yöresindeki toprağın yeraltından deniz suyunun sızması sonucu tuzlandığından, böylelikle narenciye ürününde verim düşüklüğüne neden olduğundan yakınılıyor. Kuyular da tuzlandığına göre üreticinin işi zor…

Burada aklan gelen soru, Anamur Suyu, Ada’nın birçok yerine verildiği halde, niye bu bölgeye bir türlü verilemiyor? Hem de daha yakın olmasına rağmen… Acaba siyasi nedenlerden dolayı mı, yoksa teknik nedenlerden dolayı mı?

Konuyu dün KIBRIS TV’de Ayşe Gürkan’ın programında da tartıştık. Sebebinin ne olduğunu doğrusu merak ediyoruz. Narenciye bahçeleri giderek azalır, üretim ve kalite düşerken, bu ağaçlara tuzlu su yerine, can suyu vermek bu kadar mı zordur?

Yoksa bilmediğimiz başka nedenler mi vardır?

İlgili bakanlık bu konuda bir açıklama yapsın ve gerçeğin ne olduğu anlaşılsın. Asrın Projesi diye tanımlanan Anamur Suyu bu ülkeye geleli uzun bir zaman oldu. Narenciye bahçelerini kurtarmak adına ilk verilmesi gereken yerlerden biri olduğu biliniyor olduğu halde, aradan bunca zaman geçmesine rağmen suyun ulaştırılmaması tuhaf değil midir?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.