Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

09.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Türkiye’yi dışlayıcı formülün kabulü mümkün değildir!

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, iki taraf arasında mutabık kalınan gizlilik ilkesine aykırı olarak son günlerde yaptığı salvolar, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı da öfkelendirmeye yetmişse, işin içinde bir ‘bit yeniği’ aramak gerek!

Ne diyor Anastasiadis?

“Toprakların geri alınması ya da mülklerin iadelerinin gerçekleşmesinin müzakerelerden başka bir yöntemi var mıdır? Ada’ya ‘yerleşiklerin’ (1974 Barış Harekâtı’ndan sonra Türkiye’den gelip Kıbrıs’a yerleşenler) getirilmesine son verilmesi için başka bir seçenek var mıdır? Kuzey’in (Rumlara göre işgal altındaki bölgelerin) Türkiye’nin vilayeti olmasını engellemenin başka yolu var mıdır?”

Bunları teker teker açmaya, yorumlamaya gerek yok! Özeti ve anlamı şu: “Türkiye’ye karşı gücümüz yetse, bunları başka türlü de hallederiz, ama o gücümüz yok.”

Rum tarafının, İsrail ile, Mısır, Ürdün, Fransa, İngiltere ile savunma işbirliği anlaşmaları imzalamaları ‘iş ola’ veya göstermelik değildir herhalde… Aynı şekilde doğalgaz konusunda illa ki Türkiye dışlanarak bazı ülkelerle atılan imzalar da ‘iş ola’ değildir!

Türk Hükümeti ve Kıbrıs Türk tarafının, müzakere sürecinin bu kritik aşamasında dahi gösterdiği iyi niyet, samimiyet ve esnekliğin herkes farkındadır. Bunu fırsat bilerek, beklenenden daha fazlasını istemek, şımarıklıkla eş anlamdadır ve gerçeklerle de bağdaşmamaktadır.

Evet; Kıbrıs’ta her iki halkın da çektiklerini biliyoruz. Bunların da tek bir nedeni vardır, o da Adanın tümünde hakimiyet kurma ve söz hakkına sahip olma hırsıdır. Rum tarafının bu hırsı son olarak 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtıyla durdurulmuştu… Garantör ülkelerden Türkiye, frenleme işlevini halen sürdürmektedir. Aradan geçen 42 yıl içinde başarılı bir sınav vermiş bulunuyor. Eğer Ada’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir parçası olan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı olmasaydı, şu anda bu ülkede barıştan söz edilemezdi…

Şimdi kritik bir aşamada Anastasiadis’in kalkıp da garanti yerine uluslararası güçten söz etmesi ve Türk askerinin bu gücün içinde yer almamasını istemesini, Türkiye’nin adadan uzaklaştırılmasının ilk adımı diye nitelemek gerek. Cumhurbaşkanı Akıncı bu konuda, Rum liderin ortaya koyduğu düşüncelerle ilgili olarak “Genelde bizim endişelerimizi giderecek bir husus göremedik. Çünkü Kıbrıs Türk halkı kendi güvenliğini TC ile ilişkilendirerek görüyor. Türkiye’yi tamamen dışlayarak bir garanti sistemi oluşturmak ve Kıbrıslı Türklerin bunu kendileri için güvence olarak görmelerini beklemek mümkün değildir” dedi.

Bugün kendi sınır güvenliğini sağlama alma düşüncesiyle ‘Fırat Kalkanı’ operasyonunu başlatan ve yürüten Türkiye, garantör ülke olmasına karşın, 1974 öncesi Kıbrıs’taki soydaşları zulme uğrarken kolay kolay müdahale edebildi miydi?

Sabır taşı bile çatlamış, bardak çoktan taşmıştı… En nihayet tüm adada hakimiyet kurmak isteyenler, Yunan Cuntası ile birlikte çekirge misali 15 Temmuz 1974 tarihinde bir kez daha sıçramış, ama yine başarılı olamamışlardı…

Bu adada Türkiye’yi dışlayan bir garanti sisteminin oluşturulması hayaldir. Bu sevdadan vazgeçsinler… Çeşitli ülkelerle yaptıkları ikili anlaşmalarla doğalgazdan Türkiye’yi dışladıkları yetmedi mi?

Avrupa’nın göbeğinde Bosna’da da, Boşnaklar toplu katliama uğrarken, dünyayı ve özellikle de NATO’yu ayağa kaldırmak için tek çırpınan ülke Türkiye değil miydi? Srebrenica’da bir gecede 10 bini aşkın Müslüman Boşnak kardeşimizi Sırp kasaplarının eline teslim eden BM Gücü Komutanı, Sırp Komutanla bardak tokuşturmuyor muydu?

Bunlara tanık oldu Türkiye ve dünya… En nihayet BM gücü olarak Türk birlikleri oraya girdiklerinde Boşnakların sevinç gözyaşlarını, Türk askerleriyle kucaklaşmalarını, askeri kamyonları öpüp içindeki Mehmetçikleri coşkuyla alkışlamalarını dünya kamuoyu televizyonlardan izlerken donakaldı. Bu denli sevgi ve tezahürat orada görev üstlenen başka bir ülkenin birliğine yapılmamıştı…

Osmanlı’nın 300 yıl idare ettiği Kıbrıs, 1878’de’de İngiliz’e kiralanmış, Türk Bayrağı yasaklanmıştı… Aradan geçen 82 yıl sonra, Kurmay Albay Turgut Sunalp komutasındaki Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’nın Mağusa Limanı’ndan karaya ayak basarken neler yaşandığını, Türk halkının akın akın Mağusa’ya gittiğini, kurbanlar kesildiğini bizim kuşak iyi hatırlar. Ellerini havaya kaldırarak, “Ey Allah’ım; sana şükürler olsun, bugünleri de gördük” diye dua edenlerin sayısı binleri aşkındı…

Onun için Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve garanti sistemi konusunda ne Anastasiadis, ne de bir başkası bize mesel gazel okumasın. Geçmişte yaşanan acılarda ne BM, ne AB ne de bir başkası geçerli not alamadı. Bu nedenle Kıbrıs Türk halkı, gelecek güvencesinin Türkiye tarafından garanti edilmesini istemektedir.

Türkiye’yi dışlayıcı bir tavır, gelecekte Kıbrıslı Türklerin başına çorap örüldüğünde, Türkiye’nin imdada yetişemeyeceği bir sistemi öngörmektedir ki, kabulü asla mümkün değildir!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • okur
    09.09.2016

    türkiyede uygulanan saat farkının burdada uygulanmasına hemen karşı gelen, türkiyeden gelen suya bile karşı gelen türkiyeden gelen turiste dahi yan gözle bakan türkiyeden gelen yatırımcıya hemen diklenene vs. vs. vs.. bir topluma dönüştükten sonra ben de inadına önüme gelen her plana bakmadan evet diyecem diyecemki bu diklenenler nankörler den oluşan bu gruplar(şenel elcil ve saz arkadaşları harmancı ve ekibi murat kanatlı ve yandaşları gibi utanmazların bir gün düşeceği durumu bende keyifle seyredeceğim. ha bunlar azınlık gurup falan denmesin azınlıksa neden diğer çoğunluktan ses gelmiyor surturmuyorlar kınamıyorlar bunları neden bunların sesi çoğunluktan daha fazla çıkıyor . ayıptır yahu.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.