Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

22.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Üç ülkeden, teröre karşı dünyaya örnek olmak…

Birkaç gün sonra defterini dürecek olan 2016 yılı, tarihe ‘Terör Yılı’ olarak geçecek… Dünyanın her yanında, özellikle de Doğu Akdeniz’de, Ortadoğu’da terör olayları bu yıl tavan yaptı. Binlerce, on binlerce, hatta milyonlarca insan bundan etkilendi.

En başta Suriye bataklığında terör kol gezerken, büyük güçler bile çare üretemedi, çaresiz kaldı. İnsanlar ülkelerini terk etmek zorunda kalırken, niceleri Akdeniz’in sularına gömüldü, niceleri sığınabildikleri ülkelerde yaşam mücadelesine devam etti.

Türkiye, 2016 yılında terörden en fazla payını alan ülkelerden biri… Nice şehitler verildi, nice ocaklar söndü. Irak’ta bombalar patlamaya, insanların canını almaya devam etti. Uzakdoğu’da, Pakistan ve Bangladeş’te, Afrika ve de Avrupa’da terör dur durak bilmedi. Dünyanın korkulu rüyası oldu.

Terör örgütlerini keşfeden ve besleyenler, gün geldi, onlarla mücadele etmek zorunda kaldı. Suriye’de Uluslar arası Koalisyon havadan bombaladı, bazı yerel güçlerle karadan operasyon düzenledi.

Sonuç? Kökü kazınabildi mi?..

Türkiye ‘Fırat Kalkanı’ operasyonuyla terörün nasıl temizlenmesi gerektiği konusunda adeta örnek oldu, ders verdi. Bir güvenlik şeridi oluşturdu. Ta başından beri ‘güvenlikli bölge’ oluşturulması konusunda çağrılarda bulundu, ama gerekli desteği göremedi. Veya bazı güçlerin işine gelmedi. Türkiye’nin yaptığı öneriler ışığında son zamanlarda Washington’dan Suriye’de uçuşa yasak bölge oluşturulmasının gerçekten gerekli olduğu yönünde açıklamalar yapıldıysa da, geç kalındı.

‘Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye misali…

Evet; diyebiliriz ki, Suriye bataklığının temizlenmesi konusunda en büyük çabayı gösterenlerden biri de hiç kuşkusuz Türkiye. Avrupa, papağan misali laf üretirken, Türkiye, dünyanın odak noktası haline gelen Halep konusunda bastırdıkça bastırdı. Binlerce masum insanın Halep’ten tahliyesi gerçekleştirilmiş oldu. Tabii bu konuda Rusya’nın ve İran’ın hakkını teslim etmek gerek.

Üç ülkenin dışişleri bakanlarının Moskova’da bir araya gelerek, Suriye krizine bir çözüm bulabilmek için kararlar alması, elbette dünya kamuoyu tarafından çok yakından izlenmektedir. Rusya, İran ve Türkiye, Moskova toplantısında kabul ettikleri deklarasyonla, Suriye’de ateş-kesin genişletilip, Şam yönetimi ile muhalifler arasında barış görüşmelerinin yeniden başlaması konusunda anlaştı. Deklarasyonda üç ülkenin barış görüşmelerinin garantörü olacağı ifade edildi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, “Rusya, Türkiye ve İran, Suriye’deki barış görüşmelerini tekrardan başlatma konusundaki deklarasyonu destekliyor” dedi, Lavrov, “Üç ülke de, Suriye’de önceliğin rejim değişikliği olmadığı ve hedefin Suriye’nin toprak bütünlüğü ile bağımsızlığını korumak ve ‘teröre karşı mücadele etmek’ olduğunu söyledi.

Lavrov’un sözleri gayet net ve açık. Hedef Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığını korumak, teröre karşı da mücadele etmek…

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de, ülkelerin İŞİD ve El Nusra’ya karşı ortak bir mücadele yürütmesi gerektiğini ifadeyle, “terörist grupların hiçbir ülke için geçici veya kısa dönemli faydaları olamaz” dedi.

Suriye’de öncelikle ateş-kesin kalıcı hale gelmesi ve bu arada müzakerelerin çatışmasız bir ortamda sürdürülmesi umut verici ciddi ve önemli bir adım. Ancak buna destek değil de, köstek olabilecek adımlar atılabilir mi? Çıkarların çatıştığı bu bölgede ve bu ortamda takozların olmaması mümkün mü? Örneğin üçlü toplantı öncesi Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un bir suikast sonucu öldürülmesi tesadüf olabilir mi?

Hatta aylar önce Rus savaş uçağının düşürülmesi bir tesadüf müydü?

Bir yandan Suriye’de barışa doğru adımlar atılırken, diğer yandan da bunların soruşturulması önemlidir. En önemlisi de, bu tür provokatörlerin ve terör olaylarının iki ülke arasındaki ilişkilerin ileriye götürülmesine engel olamayacağı yönünde gerek Ankara’dan, gerekse Moskova’dan yapılan açıklamalardır.

Son olarak, Kıbrıs’ta Türkiye’nin garantörlüğüne karşı çıkanların, Moskova’da yayınlanan deklarasyona bir bakmaları ve garantörlüğün ne demek olduğunu idrak etmelerini salık veririz.

 

 

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.