Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

07.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

WAPC’nin KKTC toplantısı ve basın özgürlüğü olayı…

Ülkemiz geçtiğimiz günlerde önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Kısa adı WAPC (World Association of Press Councils’ olan Dünya Basın Konseyleri Birliği’nin genel kurulu KKTC’de, Acapulco Otel’de gerçekleştirilirken, başkanlığa örgüte üye Kıbrıs Türk Basın Konseyi Başkanı Doç. Dr. Şule Aker getirildi.

Basın alanında bir dünya örgütünün başkanlığına bir Kıbrıslı Türk’ün getirilmesinin önemini takdir edersiniz…

Örgütün 17’nci olağan genel kurulunda Kenya’dan Haron Muwangi ve Nepal’den Kishor Shretta başkan yardımcılıklarına seçildiler. Bu arada Genel Sekreterlik görevine Zimbawe’den Loghty Dube, Mali İşler Sorumluluğuna da Türkiye Basın Konseyi’nden Tamer Atabarut getirildi.

Çeşitli ülkelerden gelen konuklar, resmi ziyaretlerin yanı sıra, ‘Asrın Projesi’nin KKTC ayağını, ayrıca Gazimağusa’nın tarihi ve turistik yerlerini ziyaret ettiler. Önceki akşam Başbakan’ın yemeğinde yabancı konuklarla bir kez daha bolca tarafından sohbet olanağı bulduk. Basın özgürlüğünden tutunuz da, buradaki üniversiteler, yabancı öğrenciler ve Kıbrıs sorununa varıncaya kadar pek çok konuyu konuştuk, görüş alış verişinde bulunduk.

Basın özgürlüğü her alanda, her vesile ile tartışılan çok geniş bir konu… Bu nedenle Dünya Basın Konseyleri Birliği Başkanı Şule Aker’in şahsında örgüte önemli görevler düşmektedir. Konuyu Kıbrıs Türk Basın Konseyi Asbaşkanı Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel ile de irdeledik.

“Dünyada gazetecilik görevlerini yapan ve hapiste olan nice gazeteciler vardır. Birçoğu haksız yere cezalandırılmış olup, bizden kendilerini rahatlatabilecek bir ses çıkmasını ümit etmekte, beklemektedirler” diyen deneyimli hukukçu Erginel, düşünce ve ifade suçu olamayacağına dikkat çekti, şunları vurguladı:

“Gazetecinin düşüncelerini yazması ve halka duyurması hiçbir koşulda suç oluşturamayacağı gibi, yayınla birlikte başka suçlar işlendiği iddiası varsa, aleyhine ceza davası getirilebilir. Ancak bu durumda yargılanma sürecinde tutuklu kalmamaları gerekir. Tutuklu yargılanma bir insanlık suçu niteliğindedir. Gazetecinin yazdığı hususlar yanlış veya zararlı ise, bunun müeyyidesi o gazeteciyi etkin bir şekilde tekzip yazmaya veya zararlı yayının etkisini ortadan kaldıracak bir yayın yapılmasını sağlamaya mahkûm etmek olmalıdır.”

“Ev sahibi ülke olan KKTC’de, hiçbir gazetecinin düşünce suçundan mahkûm olmaması, üzerinde durulacak önemli bir olaydır” diyen Erginel, dolayısıyla Konsey’in, dünyadaki tüm yönetimleri gazetecileri korumaya yönlendirmesi, bu konuda tarama yapılması gerek” şeklinde görüş belirtti. Erginel, elde edilecek verilere göre yapılan açıklamaların devletleri daha dikkatli olmaya zorlayacağı gibi, hiç tutuklu gazeteci bulunmayan ülkelerin de bir açıklama ile yüceltilmesinin de bir görev olduğunu ifade etti.

Evet; basın özgürlüğü konusu tüm ülkelerde oldum olası tartışma konusu… Yapıcı eleştiri ve uyarı gazeteci ve yazarın görevidir. Haksızlıklar varsa, yanlışlar yapılmışsa elbette yazacak ve kamuoyuna duyuracaktır. Şahsi meseleler ise gazeteciyi ilgilendirmez. Bu nedenle konulara her zaman toplumsal çıkarlar açısından bakmakta yarar vardır.

-----------

KKTC, Büyükerşen gibi bir değerden çok yararlanabilir…

Lefkoşa ile Girne Belediyeleri, Eskişehir ile ‘Kardeş Belediye’ oldu. Bu münasebetle Adamızda bulunan Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ile geçen akşam Tulip Otel’in lobisinde buluştuk, kucaklaştık ve sohbet ettik. Büyükerşen denildi mi; bırakın Eskişehir’i, tüm Türkiye onu iyi tanır. Eskişehir’i Eskişehir yapan bir isim, bir profesör… Kendisiyle Eskişehir’de de görüşmüştük… Orasının örnek alınacak bir kente dönüştürülmesinde büyük emeği var. Yarattığı eserler, hele o ‘Oduncular Pazarı’ yerli, yabancı herkesin gezmeye doyamadığı bir yer…

Bu bakımdan imzalanan protokoller uyarınca, birçok alanda Eskişehir’in efsaneleşmiş ismi Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in fikirlerinden yararlanmak ve uygulamaya koymak, Lefkoşa ve Girne için olduğu kadar, KKTC için de önemli bir fırsattır. Büyükerşen’in dediği gibi, ‘Kardeş şehir formaliteden ibaret değildir.’ Birlikte deneyimlerin paylaşılması ve şehirlerin gelişmesi için gerekli adımların atılması, birçok sorunun da hallini kolaylaştıracaktır. Nitekim Büyükerşen, turizm, kültür, üniversiteler gibi alanlarda fikir alışverişi yapmanın, uzun vadede ticaret ve sanayi alanında da ortaklıklar doğurmasını temenni etti.

Başlıkta da vurguladığımız gibi KKTC, şehircilik başarısında bir simge olan Yılmaz Büyükerşen gibi bir değerden çok şeyler yararlanabilir!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.