Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

02.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yine Surlariçi konusu

Dünkü KIBRIS Gazetesi’nin manşet haberi yine Lefkoşa Surlariçi ile ilgiliydi. Gülsüm Kanca bu konuda gerek Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı, gerekse bölgedeki esnafla görüştü, onların düşünce ve önerilerini aktardı.

Surlariçi konusunda çok yazılar yazdık, görüşlerimizi ortaya koyduk. Hatta son yazımızda, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Başbakan olduğu dönemde Lefkoşa Surlariçi’ni kısmen de olsa gördüğünü ve ilginç görüş ve önerilerde bulunduğunu da anımsattık.

Bir defa Gazimağusa Surlariçi gibi, Lefkoşa Surlariçi de bir tarih ve kültür hazinesidir. Osmanlı dahil, her döneme ait birbirinden güzel eserlerle sarmaş dolaştır. Maalesef bunların bir kısmı bakımsızlıktan, ihmalden yıkılmış olup, yerlerinde yeller esmektedir. ‘Tarihi eser’ diye diye nice güzelim binalar kendi kaderlerine terk edildi.

Zamanla, özellikle de Barış Harekâtı’ndan sonra Surlariçi’nin durumu değişti, demografik yapısında adeta sarsıntılar yaşandı. Farklı kültürler gelişti…

Peki; gelmiş geçmiş yönetimlerin ve de halkın hiç mi suçu yok demeyeceğiz, ama sorumluluğu hiç mi olmadı?

Başkent Lefkoşa geliştikçe, genişledikçe Surlariçi halkından çoğu oralara, hatta Girne’ye yerleşerek, evlerini, dükkânlarını kiraya verdi, ya da sattı. Her şeye rağmen bölgeden ayrılmayan ev ve dükkan sahibi insanların da olduğunu kabul etmek lazım. Onlar da devede kulak misali…

Mesela yılların işadamı, tanınmış gömlekçilerden Muhittin Güven, Muhtar Hüseyin Eminoğlu ve daha niceleri yaşamlarını Surlariçi’nde sürdürmektedirler.

Her şeye karşın Surlariçi’nde yaşayanları hor görmemek lazım. Onlara ne verdik ki!

Bölgede market işletmecilerinden Avukat Laden Asilzade, oralarda çocuk istismarı da yaşandığını ifadeyle, gençlerin aktivite gerçekleştirebileceği alanlar olmadığından farklı alanlara, özellikle madde bağımlılığına yöneldiğini kaydetti. Kafe işletmecisi Dilek Koraltan ise, 30 yıldır Selimiye Meydanı’nda mekân işlettiğini, şimdiye kadar hiç güvenlik endişesi yaşamadığını belirtti.

Bölgede kültür farkı bulunduğunu anlatan Koraltan, bölgedeki gençlerin sokak kültürüyle yetiştiğini ifade ederek, “İsteseler de başka bir kültüre ait olamıyorlar, sinemaya kafeye, eğlence mekanlarına gidemiyorlar, bunları karşılayacak maddi durumları yok. Onların eğlenceleri de sokakta oturup sohbet etmektir” şeklinde konuştu.

Dedik ya; buraları cazibe merkezi haline getirilmiş olsaydı, Surlariçi bölgesinde çok farklı ve de iç açıcı manzaralarla karşılaşmış olurduk. Ancak konuşanların vurguladıkları hususlar oldukça önemlidir ve üzerinde durulmaya değer. Ona göre de önlemler alınması lazım. O insanların elinden tutmak, yol göstermek ve yardımcı olmak lazım. Kendilerine başka bir gözle bakmak her şeyden önce insanlar arasındaki eşitlik ilkesine aykırıdır.

Kaldı ki başka yerlerde hiç mi suç işlenmez? Belki de daha fazla…

Ancak bölgeyi aydınlatma yerine karartma, insanda güvensizlik duygusunu artırır. Bu bakımdan bölge, diğer bölgelere kıyasla ışıl ışıl aydınlanmalıdır diye düşünüyoruz.

Ha; polis merkezinin Sarayönü’nden ayrılması yanlış mıydı? Hiç de değildi. Geçmişi onurlu Kıbrıs Türk polis örgütünün de kendine ait modern ve çağdaş binaları olması gerekirdi… Buna kavuşuldu. Ancak yine de söz konusu bölgede küçük de olsa bir karakol bulundurulması gerekirdi herhalde…

Diyeceğimiz Surlariçi’ne bir el atılması için zaman henüz geç değildir. Mahkemelerimiz hâlâ o bölgededir. Bankalar, ticarethaneler, Vakıflar İdaresi, Bandabuliya ve diğer tarihi-kültürel miras ilgi beklemektedir. Gerçi yabancı turistlerin yoğun ilgi odağıdırlar da, esas bizim ilgi odağımız olmasıdır önemli olan.

Zaman zaman oralarda yapılan etkinlikler bölgeye renk katmaktaysa da, bunlar gelip geçici şeylerdir. Gene de bu tür etkinlikleri bölgeye daha sık taşımak, Surlariçi’ne değer vermek anlamındadır ki, böylelikle oraları kendini üvey evlat gibi görme psikolojisine kapılmaz, boynu bükük yaşamazlar.

Surlariçi konusunda yapılacak çok şey vardır da, finansal desteğin yanında, planlı ve programlı projelere de ihtiyaç bulunmaktadır.

Aradan 43 yıl geçti, daha ne beklenir?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.