HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Akay CEMAL

Akay CEMAL

30.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yolların geçit vermediği KKTC’de bir ‘Kara Salı’

Sabahın karanlığında uyandığımızda, şok edici haberlerle tepeden tırnağa bir titreme sardı vücudumuzu… Girne-Değirmenlik dağ yolunda meydana gelen feci trafik kazasında can kayıpları olduğu haberi kısa sürede tüm ülke çapında yayıldı.

Hani ‘Kara haber erken duyulur’ derler ya…

Ne Kıbrıs sorunu, ne Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocas’ın, “Askerin çekilme tarihi için koşul istedik” şeklinde küstahça açıklaması, Eide’nin mekik diplomasisi, Kilisenin başı Hrisostomos’un Anastasiadis’e “Ayak dire. Ayakları suya ermezse kendilerine devlet varlığı verme. Her çıkmaz bize sıfırdan başlama fırsatı verir. Bazı öneriler yap, elini masaya vur, masrafı düşünme. Giderleri kilise ödeyecek” şeklinde esas niyetleri ortaya koyan açıklamaları, ne de TKP’nin yeniden siyasi yaşamda yerini alması kimseyi ırgalamadı.

Herkes trafik kazasına ve giden canlara odaklandı… Kapkara bir hüzün bulutu oluştu toplum üzerinde… ‘Bu kadarı da olmaz’ dedirten kederli mırıldanmalarla herkes hastanelere koşuştu…

Ne karaymış şu dünkü Salı…

Trafik kazalarıyla güne başlayan ülke elbette sadece biz değiliz. Kaza, Avrupa’nın ve dünyanın en gelişmiş ülkelerinde de olur. Türkiye televizyonlarında her Allahın günü alıştık bu tür acı haberlere… Ama orası 80 milyonluk bir ülke. KKTC’nin eti ne, budu ne? Böylesi haberlere alışık değiliz buralarda. Nüfusumuz İstanbul’un bir semti kadar bile değil. Üstelik de ‘Kırk dervişiz, birbirimizi bilmişiz’ misali, avuç içi kadar bu ülkede, bu minik toplumda herkes, herkesi bilmekte ya da tanımaktadır…

Nitekim Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Başbakan Hüseyin Özgürgün, feci kaza nedeniyle İstanbul ziyaretlerini iptal etme kararı verdiler ve yaşamlarını yitirenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve yaralılara da acil şifalar dilediler.

Minibüsle kamyonun çarpışması sonucu canlarını yitirenlerin ne suçu, ne günahı vardı? Onlar, Karaağaç’tan Lefkoşa’ya Bülent Ecevit Anadolu Lisesi ve Sedat Simavi Endüstri Meslek Lisesi’ne geliyorlardı… Taş ocakları bölgesinde yüklü kum kamyonu ile çarpışan minibüste ölenler ve yaralananlar oldu. Minibüs şoförü Denktaş Mutluel’i tanırdım… Birkaç yıl önce vefat eden babası Veli Mutluel, Barış Harekâtı’ndan sonra Baf bölgesinden Kuzey’e geçerken, köyündeki Atatürk büstünü de beraberinde getirendi. Denktaş’ın yakın dostların olduğundan, evlatlarından birinin adını da Denktaş koymuştu… Veli Mutluel ile eşini ve evlatlarını, merhum meslektaşım, can dostlarımdan Halil Kaymaklılı’yı ziyarete gittiğimde görür, sohbet ederdik. Kaymaklılı ile komşuydular…

Bu arada içerisinde Brezilya’lı futbolcuların da bulunduğu uçağın Kolombiya’ya giderken düşmesi ve 76 yolcunun yaşamını yitirmesi de aynı güne denk geldi.

Girne-Değirmenlik dağ yolunda meydana gelen kaza ve nedenleri çok konuşulacak. Ancak şu kadarını ifade etmek gerekir ki, söz konusu yol bir süreden beri miadını doldurmuştu… Girne ve yöresinden Ercan’a gitmek isteyenlerle, turistler de dahil, Ercan’dan gelenlerin güzergâhı olarak kullanılan bu yol güvenlik konusunda sıfır puana sahip… Belirlenen tonajı uymayan kamyonlar, affedersiniz dağ yolunun anasını ağlattı. Türkiye’de olduğu gibi, burada da ‘kısa sürede işimi bitireyim’ telaşıyla 5 tonluk yük yerine, 8 ton koyunca ne tür tehlikeler taşıdığı ve kazalara davetiye çıkardığı bilinmiyor mu?

Benzer manzaraları ana yollarda çok kez görüyoruz. Tıka basa doldurulan kamyonlar trafikte adeta ‘can pazarı’ yaratıyor. Çünkü bu memlekette tonaj kontrolü yapılmıyor, dileyen dilediğince yükletiyor. Yüklet Allah yüklet!

Ondan sonra lastik de patlar, fren de!

Bir süre önce bir tanıdığın arabası söz konusu yolda, hem de yokuş üstü arızalanmış, ancak park edebilecek ‘cep’ olmadığından motorundan su fışkırarak ta ki park edebilecek bir yer bulana kadar yüzlerce metre gitmek zorunda kalmıştı…

Yollarımız konusunda bu güne kadar çok şeyler yazıldı, çizildi, söylendi. Yazılıp söyleniyor da! Tabii ki trafik kurallarına uymama, acelecilik, cep telefonlarıyla konuşma, mesajlaşma kazaların artmasına neden olmaktadır da, birçok yollarda olduğu gibi, Değirmenlik dağ yolunda da bunlara ek olarak çok eksiklikler, yıpranmışlıklar vardır ve bunlar araçların ve insanların güvenliği bakımından büyük tehlike arz etmektedir. Ömrünü dolduran yollarda bir de aşırı tonajlar taşındı mı, varın gerisini siz düşünün!

Eğer devlet isek, öncelikle bunların üstesinden gelmek zorundayız. Bu konularda hiçbir mazeret kabul edilemez. Devletin, hükümetlerin ihmalleri insan yaşamına fatura edilemez!

Talihsiz korkunç kazada canlarını yitirenlere Ulu Tanrı’dan rahmet, yaralılara acil şifalar dilerken, acılı ailelere başsağlığı ve sabır temenni ederiz.

 

 

 

 

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.