KTV
  • 26 Haziran 2017, Pazartesi 9:52
AkayCEMAL

Akay CEMAL

Yürekleri burkan kazalar ve hüzünlü bir bayram…

Bayrama yine buruk girdik. Yine trafiğe kurban verdik… İki gencecik kızımız kahrolası trafik kazasında yaşamlarını yitirdiler. Biri Lapta’nın köklü isimlerinden, Dolmacı ailesinden Elif Dolmacı, diğeri de, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) mezunu Doğancı’dan Seda Bertan. Biri 26, diğeri de 24 yaşında.

Hem Lapta yasta, hem de Doğancı! Genelde tüm toplum…

Gel de bu bayrama ‘bayram’ deyiver… Hani ‘Bayram gelmiş neyime’ sözüne galiba da hak vermek gerek!

Dün de yazmış ve demiştik ki, ‘insanların kimi mutlu, kimi üzgün.’ Kapısını felaketin çaldığı insanda, bayram da olsa, seyran da olsa tat-tuz kalır mı? Onların evlerinde bayram havası değil, matem havası esiyor.

Aynen bayram arifesinde toprağa verdiğimiz BRTK çalışanı Hakan Çakmak kardeşimizin evinde olduğu gibi! Aynen toplumumuzun tanınmış eğitimcilerinden, adanın ilk zooloğu, Sağlık Bakanlığı Yataklı Kurumlar eski müdürü, Milli Eğitim Bakanlığı Genel Orta Öğretim Dairesi eski müdürlerinden Ali Riza Özkök’ün evinde olduğu gibi…

Aynen Lefkoşa’dan Babür Özaltay’ın, Aysel Akdoğan’ın evinde olduğu gibi…

Seda Bertan Mimarlar Odası’nın üyelerindendi… Nice projeleri vardı hayatta. Ama kısmet olmadı. Elif Dolmacı’nın da nice hayalleri vardı. Hepsi de bir anda yıkılıverdi.

Hani ‘Ateş düştüğü yeri yakar’ derler ya; bu son ateş toplumu da yaktı. Yattıkları yer cennetten mekân olsun,    Allah ailelerine sabır versin diyoruz.

Eskiden değil bayramlarda, diğer günlerde de böyle acılar pek yaşanmazdı. Trafik canavarı yol kesmezdi o günlerde. Teknoloji bu kadar gelişmiş değildi… Ne akıllı-akılsız cep telefonları vardı, ne de bilgisayarlar! Araba deseniz belirli kişilerde vardı. Köylerden şehirlere, kasabalara daha çok toplu taşıma aracı olarak kullanılan genelde ‘Bedford’ marka köy otobüsleriyle seyahat edilirdi…

Kimi otomobil derdi, kimi de ‘tomofil veya tomopil’.

Civar köylerden Lefkoşa’ya, Mağusa, Larnaka, Leymosun ve Baf’a yolcu taşıyan otobüsler hanlarda duraklar, akşamüzerleri tekrar köylerin yolunu tutarlardı… Eskiden şimdiki gibi şatafatlı, geniş yollar ne gezerdi? Yollar daracıktı ve çoğu zaman iki otobüs karşılaştığında, her ikisi de fedakârlık yaparak bankete iner ve yola devam ederdi…

Şimdiki gibi hız düşkünlüğü yoktu, olsa da araçlar kaya gibiydi. Şimdilerde sadece dış görünüş güzelliğinden başka ne var? Tamponu dahil, her tarafı plastik.

Bu acıları yaşadıkça, gördükçe, eskilerin ‘nerde o eski bayramlar’ diye hayıflanmalarına hak vermezlik edemeyiz. Eskiden muhabbet bir başkaydı. Genelde halk fakirdi… Şimdiki gibi değilse de, zengini de bulunurdu. Rumların durumu da farklı değildi…

Kimin haddineydi öyle ikide bir yumurta doğuran tavuk gibi, aklına estikçe ayakkabı ya da elbise almak?   Nerdeydi öyle bolluk? Gömlek, pantolon ya da ayakkabı (potin) dediğin bayramdan bayrama alınırdı. Çocuklar o yeni giysi ve ayakkabıların o kadar özlemini çekerler ki, yataklarının başucuna koyarlar ve bayram sabahı tarif edilmez bir mutlulukla uyanırlardı…

Arife günü evlerin toprak fırınlarından dumanlar çıkar, mis gibi kokular etrafa yayılır, bayramın müjdesini vermiş olurlardı… Birbirinden güzel susamlı çörekler, börekler, zeytinli ve hellimliler bayramın ikramı ve geleneğiydi…

Evin reisi, eskilerin deyimiyle Şeher’e (Lefkoşa) geldi mi, en başta mutlaka helva alır, yanında çeşitli şekerlemeler ve lokumlarla köye dönerdi… Helva götürmedi mi, azar işiteceğini bilirdi. Bayram sabahı fırından çıkan sıcak köy ekmeğiyle birlikte tadına doyum olmazdı… Ekmek sıcak değilse de, iki dakikada gabira yapılırdı…

Çocuklar aileden başlayarak, akraba, dost ve tanıdıkların ellerini öper, harçlıklar biriktirilir, sonra da oyuna…

Lefkoşa’da Ahmet Dayı’nın cincirakları vardı. Atlıkarıncalar, salıncaklar çocukların başlıca eğlencesiydi.

Ama açık konuşmak gerekirse, o eski bayramlar yok artık. O eski dostluklar, muhabbetler, yardımlaşma, dayanışma, hoşgörü kültürü epeyce törpülenmiş vaziyette. Hisler, düşünceler farklı.

Ancak teknoloji çağına rağmen, toplumlar kendi değerlerini unutmamalı, sahip çıkmalıdır. İnsani değerleri eskiden olduğu gibi ön planda tutar, daha üst seviyelere çıkarabilirsek, bu ülkede o oranda başarılı olur, yol kat eder, toplumsal benliğimizden taviz vermeden nice zorlukları ve engelleri aşabiliriz.

Her şeye rağmen tadında bir bayram dileklerimizle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 10 6 0 4 5 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 BAF ÜLKÜ YURDU 10 5 1 4 12 16
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
7 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
8 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup