Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

06.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Zamana oynama olacak mı?

Artık yavaş yavaş dikkatler İsviçre’ye kayıyor. ‘Bir sonuç çıkar mı, çıkmaz mı? Çıkarsa ne olur, çıkmazsa ne olur?’ İşte zihinleri kurcalayan nice soruların esası bu!

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, siyasilere ve Türk kamuoyuna; Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis de aynı şekilde siyasilere ve Rum kamuoyuna son gelişmeler hakkında bilgi verdi, görüşlerini aktardı.

İlk bakışta ‘benzerlik veya ayrılık var mı?’ diye göz atmakta yarar vardır.

Örneğin Akıncı, İsviçre’de olumsuz bir sonuç çıkması halinde, bunun 2016’nın çözüm hedefinin sonu anlamına geleceğini, 2017’nin risklerle dolu olduğunu yeniden vurguladı. Anastasiadis ise ilerleme olmazsa da, diyalogu kesmeyeceklerini söyledi, “Biz 42 yıldır çözüm için çalışıyoruz” dedi. Bu sözler gerçeği yansıtmış olsaydı, 42 yılda 42 kez çözüm olurdu… Sadece Annan Planı referandumunun sonuçları bile Rum liderin iddialarını teyit etmiyor.

Yani bu oyun, ilelebet oynanacak mıdır?

Akıncı, Türkiye’nin güvencesinden vazgeçmeyeceğini yineledi, Anastasiadis ise ‘birleşme için’ Türk Ordusu’ndan kurtulmak gerektiğini söyledi. Devamla 4 Yunan’a karşı 1 Türk vatandaşı olacağını ifade etti.

Bunun değerlendirmesini sizlere bırakırken, bana göre 4’e 1 oranında ekstradan bir gol yedik, ama şu kritik aşamada bunun da yorumunu yapmayacak, derinliğine irdelemeyeceğiz.

Öyle anlaşılıyor ki Rum tarafı, Türk tarafına ‘haritaları görelim’ diyor. Hatta Rum Yönetimi Sözcüsü Nikos Hristodulidis, “Harita verilmezse, toprak kriterlerinde anlaşma yok demektir” şeklinde demeç veriyor. Harita olayı, ‘beşli’ veya ‘çoklu’ konferansın da şartı haline getiriliyor.

Yeri gelmişken şu çoklu veya beşli terimine de bir açıklık getirmek gerek. Rum tarafı kesinlikle ‘Beşli’ değil, ‘Çoklu’ diyor. Bundan da kasıt, AB veya BM Güvenlik Konseyi’ni de sürece dahil etme çabasıdır. Nedense İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da ‘Beşli’ yerine ‘Çoklu’ demeyi yeğliyor.

Bir başka ayrıntı da, Anastasiadis’in “Hedef, olabildiğince Rum’un topraklarına dönmesidir” şeklindeki sözlerinde yatıyor. Aynı konuda Akıncı, adanın topraklarının burada yaşayan her insana yettiğini belirtiyor ve “Mülkiyet konusu büyük oranda tazminatlarla çözülecek” şeklindeki görüşünü tekrarlıyor. Esasen Kıbrıs Türk tarafı, merhum Rauf Denktaş’tan beri Talat’a, Eroğlu’na ve şimdi de Akıncı’ya kadar yarım asra yakın bir süreden beri toprak konusunda hep aynı tavrı ortaya koymuyor mu? Aklın yolu da bu değil midir?

Aradan nerdeyse yarım yüzyıla yakın bir zaman geçti. Üstelik ‘Nüfus Mübadelesi Anlaşması’ da ortada. Madem ki, bu ada toprakları her insana yetiyor, bırakın da bu insanlar artık rahat etsin, huzur bulsun!

Rum tarafı illa ki, kendilerine göre verilmesi gereken yerleri gösteren haritanın masaya konmasını istiyor. Ne dersiniz; Akıncı da av haritasını oraya koysa yetmez mi?

***

Kaybedilen değerleri unutmayalım!

Türkiye’de ömrünü sanata hasreden usta oyuncu Gazanfer Özcan’ın eşi, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Gönül Ülkü Özcan İstanbul’da toprağa verilirken, ülkemizde de sevilen simalardan, ünlü ‘Sıla-4’ müzik topluluğunun kurucu ve elemanlarından Ferahzat Gürsoy’un oğlu sanatçı Mustafa Gürsoy’un acı haberiyle sarsıldık. Henüz 46 yaşında olan piyanist Mustafa Gürsoy, Thalassaemia Derneği’nde çeşitli görevler üstlenmiş ve arkadaşlarıyla birlikte derneğin aktif hale gelmesinde önemli hizmetlerde bulunmuştu…

Bu arada Asmaaltı’nda Büyük Han’ın simgesi sayılan ve bir süre önce ölümüyle dostlarını üzen Kahveci Ahmet Dayı’dan (Kanan) sonra, Asmaaltı’nın iki kıdemlisi daha göç etti. Zersim Selim Altıncık, yaşamını kunduracılıkla, sonraları kundura mağazası çalıştırmakla geçirdi… Çocukluk yıllarında Baf’ın Hrisofu (Altıncık) köyünden Lefkoşa’ya gelmiş, köyünün ismini de soyadı olarak almıştı… Aynı şekilde eski polislerden, sonraları özene bezene yaptığı özel pastırmalarıyla ünlenen Ali Recai Borucuoğulları da, Kunduracı Zersim gibi Asmaaltı’nın simgelerindendi.

Asmaaltı gibi, Çatalköy de iki sevilenini geçtiğimiz günlerde kaybetti. Herkes tarafından sevgi ve saygıyla anılan Pembe Aksu ile Yusuf Onat yaşama veda ederken, değerli dostumuz TAK Müdürü Neriman Saygılı’nın babası, Alsancak’ta sakin Mehmet Saygılı ve aynı köyden Hakkı Yarel’in vefatları derin üzüntü yarattı.

Öte yandan Yenidüzen gazetesinin kurucularından Akın Elektrikçi ile şanlı Erenköy direnişinde, silah arkadaşlarına devamlı moral veren, sivil hayatta da sevilip sayılan, başarmayı ve paylaşmayı öğreten Kamil Nuri Özerk’i unutabilmek mümkün mü? Tümüne de Tanrı’dan rahmet, aileleri ve sevenlerine başsağlığı dileriz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.