HUNKAR SAG GIYDIRME
Ali BATURAY

Ali BATURAY

01.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

80’lerdeki Bekirpaşa Lisesi otobüsü kazasından bugünkü kazaya

1980’li yıllarda Bekirpaşa Lisesi öğrencilerini okul gezisi için taşıyan otobüs trafik kazası yapmış, 4 kişi hayatını kaybetmiş, birçok kişi yaralanmıştı.

Okul otobüsü, Lefkoşa- Mağusa anayolu üzerindeki Korkuteli köyü yakınlarında yoldan çıkıp tarlaya devrilmişti.

O sıralarda ortaokul öğrencisiydim ama ben Bekirpaşa Lisesi’nde okumadım, o otobüste yoktum ancak komşumuz Nurgül Ilgaz, o otobüsteydi ve iki ayağı da kırılmıştı.

Nurgül, hem kazada arkadaşlarının ölmesinin ve kendisinin de ölümden dönmesinin travmasını atlatmak, hem de iki kırık ayakla yeniden yürüyebilmek için çok mücadele etmişti.

Kimisi Nurgül’ün yürüyemeyeceğini, kimisi de yürüse bile ayağının aksayacağını, engelli olarak yaşamına devam edeceğini iddia etmişti ancak, ölümün kıyısından dönen Nurgül, öyle bir bağlanmıştı ki hayata, öyle bir azim göstermişti ki ayağa kalmış ve yürümesinde de hiç sorun olmamıştı...

Ben o otobüste bulunmadığım, kaza yapan otobüsü bile görmediğim halde, Nurgül’ün anlattıklarından, gazetelerden okuduklarımdan o kadar etkilenmiştim ki kendi okulumdaki okul gezilerine gitmeye korkar olmuştum.

Sanki benim bulunduğum öğrenci otobüsü de kaza yapacak gibi geliyordu bana.

O zamanlar bir ortaokul öğrencisiydim ama hatırlıyorum, o kaza aynen bugünkü gibi ülkede büyük bir infiale neden olmuştu.

O yıllarda bilgisayar yoktu, internet yoktu, cep telefonu yoktu, sosyal medya diye bir isim yoktu, basın-yayın bu kadar gelişmemişti, bu kadar fazla gazete yoktu, özel televizyon kanalları yoktu ama yine de kaza ülkenin bir numaralı gündem maddesi olmuş uzun süre tartışılmıştı.

O zamanlar bu kadar otomobil de yoktu, ülkede bu kadar yabancı da yoktu ama hatırlıyorum o zamanlar da neler yapılması gerektiği, nelerin eksik olduğu, benzer kazaların olamaması için nelerin yapılması ya da yapılmaması gerektiği tartışılıyordu.

Ne ilginçtir ki bugün de ne yapacağımızı tartışıyoruz… Yıllardır ne yapacağımıza karar veremedik...

Üstelik nüfus çoğaldı, ülkede farklı ülkelerden, farklı kültürlerden gelen çok sayıda insanlar da trafikte.

Farklı trafik kültürü almış insanlar bir süzgeçten, eğitimden geçmeden trafiğe dalıyor.

Tabiatıyla araçlar da çoğaldı.

Araçları kullanırken artık bir tehdide dönüşen cep telefonları var, araç kullanırken konuşan, mesaj yazanlar var...

Ancak hiç değişmeyen sorun, altyapı sorunu, bozuk yollar, kazaya davetiye çıkaran kavşaklar, anayollara çıkan tehlikeli tali kavşaklar, tehlike saçan yarım çemberlerimiz...

Bakın 1980’li yıllardan 2016’ya geldik, çağ bile değişti, 80’li yıllar 20’nci Yüzyıl’dı, şimdi 21’inci Yüzyıl’dayız...

80’li yıllardan beri “trafik için ne yapabiliriz?” diye sorup dururken sorun daha da büyüyor, bizi daha fazla içine çekiyor.

Başka büyük kazalar olduğu halde niye Bekirpaşa Lisesi otobüsü kazasına gittiğimi sorabilirsiniz.

Hem o da bir öğrenci otobüsü olduğu için hem de hafızamın alabildiği en gerideki olaya gidebilmek için 1980’lere gittim.

O kadar geriye gittim ki bugüne geldiğimde halen birçok sorunu çözemediğimizi size gösterebileyim diye...

Büyük kazalar olduğunda, insanlar öldüğünde hep bir tepki seli olur, herkes kızar, yönetenleri eleştirir, yöneticiler de hep sorunu çözme sözü verir ama ondan sonra unutulur.

Yapılması gerekenler yapılmaz, ta ki yeni bir ölümlü kaza olana kadar...

Trafik kazalarıyla ilgili o kadar çok şey yazıldı, o kadar çok şey söylendi ki artık diyecek bir şey kalmadı.

Onlarca öneri, başka ülkelerden verilen örnekler, toplantılar, çalıştaylar, hepsi havaya uçup gidiyor.

Yalnızca bugünkü hükümeti sorumlu tuttuğumu sanmayın, gelmiş geçmiş tüm hükümetler sorumlu.

Şimdi de yine iptal edilen toplantılar, iptal edilen açılışlar, yarım kesilen yurt dışı gezileri ve yine bir şey yapıyormuş gibi pozlar.

Apar topar ağır vasıtaların trafiğe çıkmasıyla ilgili birkaç değişiklik, ehliyet verilmesiyle ilgili düzenlemenin gözden geçirileceği kararı.

Belki bir yerden başlıyorlar ama biliyor musunuz, bu yapılanlar insanlara “küfür gibi” geliyor.

Bu kadar zaman neredeydiniz be kardeşim, illa ki birisinin ölmesi mi gerekiyor bir takım kararlar almak için?

1980’lerden bugüne halen trafikte ne yapacağımıza karar veremememiz ne kadar kötü, ne kadar moral bozucu değil mi?

Şunu da söyleyeyim, sokak güzeldir, sokak sonuç getiricidir, sokak bizimdir, sokak geleceğimizdir, sokağa inmek için illa ki birilerinin ölmesini beklemeyin...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.