HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ali BATURAY

Ali BATURAY

27.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bakanlık, ithalatçı ve üretici bir birini gammazlıyor

Birkaç gündür Tarım Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanı Nazım Çavuşoğlu ile Ticaret Odası arasındaki tartışmayı takip ediyorsunuzdur herhalde... Bu tartışmaya, Bakan Çavuşoğlu’ndan taraf Sanayi Odası da katıldı.

Sanayi Odası, Çavuşoğlu’nu desteklerken Ticaret Odası’nı da karşısına aldı.  Ticaret Odası da dün hem bakanı hem de Sanayi Odası’nı hedef alan bir açıklama yaptı.  Tartışma nasıl başladı bir bakalım isterseniz.

Hükümetin Toprak Ürünleri Kurumu’nu (TÜK) kurtarmak için 87 ithal ürüne koyduğu yüzde 3’lük fon kararına tepki gösteren Ticaret Odası, yapılanın anayasaya aykırı olduğunu belirterek, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

İşte bu karara tepki gösteren Bakan Çavuşoğlu, ithalatçıların ürünlere yüzde 300 zam yaptığını iddia etti.

Hatta Bakan, ithal edilen ürünlerin beyan edilen fiyatını, yüzde 3 fona gidecek miktarını ve piyasada satılan fiyatı vererek, aradaki büyük farklara dikkat çekti.

Bakan Çavuşoğlu, aslında ithalatçının yüzde 3 fondan fazla etkilenmediğini ama bunu fırsat bilerek halka pahalıya ürün sattığını söylüyor.

Hatta bunu peynir, dilimli beyaz peynir ve meyve suyunda tek tek rakamlar vererek açıklıyor.

Rakamlara baktığınız zaman gerçekten de arada büyük fark var.  Aslında bu tür farkları yıllardır fark ediyoruz.

Örneğin Türkiye’ye gidip gelen birisi oradaki ve buradaki fiyatlara baktığında aradaki uçurumu görüyor ancak biz yine de ülkeye girerken verilen bazı vergiler, fonlar, nakliye parası, elektrik gideri falan derken, yani çeşit türlü girdi ile fiyatın arttığını düşünüyorduk.

Gerçi halkın büyük çoğunluğu girdilere rağmen fiyatların yüksek olduğunu düşünüyor ama artık market sisteminde, bazı çeşidi fazla olmayan ürünler dışında her keseye uygun mal satıldığı için fazla ses çıkmıyor.

Çoğu kimse de “ülke koşulları” deyip kaderine razı oluyor ama pahalı bir ülke olduğumuzu söylemek zorundayız...  Şimdi, Sayın Çavuşoğlu’nun tespitleri güzel de bunu öfkelenince mi söylemesi gerekirdi?

Eğer Ticaret Odası, Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasa bize bunları söylemeyecek miydi?

Sayın Bakan ve hükümet son derece iyi niyetli yapmış olabilir TÜK’ü kurtarma operasyonunu ama bilmeleri gereken bir şey vardır ki, yapılacak şey yasalara ve anayasaya aykırı olmamalıdır.

Eğer yasalara, anayasaya aykırı bir iş yaparsanız, tabii ki birileri de gider Yüksek İdare Mahkemesi’ne, Anayasa Mahkemesi’ne başvurur.

Nitekim Halkın Partisi, Girne’de inşaatlarda kat sınırını yükselten Girne Emirnamesi için Yüksek İdare Mahkemesi’nden ara emri aldı.

Bugün aynı emirname için Girne İnisiyatifi de Yüksek İdare Mahkemesi’ne başvuruyor...

CTP’nin “TÜK için fon” ve “seyrüsefer affı” gibi kanun gücünde kararnamelerle ilgili Anayasa Mahkemesi’ne başvurusu var... Ticaret Odası, “TÜK için fon” konusunda Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Tümünün de iptal edilme olasılığı yüksek.

Bir şeyi yapacaksanız, yasalara uygun yapın da mahkemelerden geri dönmesin.

Hükümet olmak, iktidarı ele geçirmek size her şeyi yapma hakkını vermez, “Ben yaparım olur” mantığı iyi bir mantık değil...

Yüzde yüz iyi niyetli olsanız da, başka çıkar yol bulamasanız da önünüzde yasal engel bulunduğunu aklınızdan çıkarmamalısınız.

Size göre iyi niyetli, yararlı bir uygulama gibi gelebilir ama yasalar zaten, kötü niyetli uygulamalar yanında, düşünülmeden yapılan ya da iyi niyetli başlayıp aslında sonunu düşünemeyecek ve kötü bir duruma götürecek yöneticileri engellemek içindir...

Kaldı ki tüm yapılmak istenenlerin sakıncaları birçok kesim tarafından defa defa ve uzun uzun anlatıldı.

Bakanlık, Ticaret Odası ve Sanayi Odası arasındaki kavgaya gelince, hiç de hoş bir görüntü olmadığını söyleyeyim size.

Bu topluma üç kurum da hizmet vermektedir, ha eksiklikleri, yanlışlıkları yok mu, olabilir ama üçünün de önemli görevleri vardır ve toplumun önünde kavga etmeleri iyi bir izlenim bırakmıyor vatandaşın gözünde.

Ticaret Odası, “Yanlış, popülist ve çağdışı tarım politikalarında ısrar eden siyasi zihniyet, Avrupa Birliği gıda güvenliği standartlarını göz ardı ederken, yerli gıda ürünlerine olan güveni sarsmaktadır” diyor.

“Yerli ürünler için gıda güvenliği standartları göz ardı ediliyor” demek ne demektir?

“Yerli ürünler standart altıdır, sağlıklı değildir, güvenerek tüketilemez” demektir... Halkın bu nedenle yerli ürünlere ilgi göstermediği iddia edilmektedir.

Sanayi Odası da “Vergiler pahalılığa neden olmuyor” diyebilmektedir.

İnanın bana, bakan da Ticaret Odası ile Sanayi Odası’nın yetkilileri de sağduyularını yitirdiler.

Bu kavganın kimseye faydası yok, bir birlerinin ayaklarını aşağıya çekmekten başka bir iş yapmıyorlar.

Vatandaşlar, “Halkın cebinden hangisi paramızı alacak diye kavga ediyorlar” yorumunu yapıyor ve Güney Kıbrıs’ın yolunu tutuyor. Üç tarafın da yasalara uygun, gerçekçi ve halkı düşünerek icraat yapmalarını öneririm, verdikleri görüntü bir birini gammazlayan suçlu çocuklar gibidir, benden dostça söylemesi.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Ali Baglarbaşı
    27.09.2016

    Cok önemli konular köşenizde yorumlanıyor ve bilgi veriyorsunuz. Teşekürler. Çok üzülerek önce şunu söylemek isterim, yaşadığımız coğrafyada hiçbir karar ayrıntıları ele almadan tartişilmadan çok bilgili makamların iki dudağı arasından karar olarak alındığını biliyoruz. Halkımız bunu çok normal buluyor. Hukuk düzenini yaşamamiş. Farklı idareler tepeden toplumu idare etti ve etmeye devam ediyor. Zaten sorunlar hep yumak oluyor. Hıçbir çözüm görmedik. Yenileri eklendi. Devlet Diyorlar, ve devletin ekonomisinden habersizler. Kurumlar batmış, işşizler gizli işşiz olmuş , Devlet e ısrarla tekrar yük olmuş. Devlet batınca nerede yük olacağız birileri bunun cevabını bulmalı günler yakın diye düşünmek Çok karamsar olmak değildir.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.