Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

10.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Beklentimiz yüksek değil ama neden olmasın?

Yaşamımız boyunca hayal kırıklıklarımız da olur.

Hayat, hep istediğimiz gibi gitmez, zaman zaman tökezleriz de...

Hayatın içinde başarısızlık, kaybetmek, amaca ulaşamamak da vardır...

2004’te Annan Planı referandumunda Güney Kıbrıs’tan gelen “hayır” ile Kıbrıs’ta bir çözüme varılamaması, hayatımın en büyük hayal kırıklıklarından birisiydi.

Kendimizi o kadar kaptırmıştık ki, kendimize gelmemiz kolay olmadı.

Ben ki yıllarca muhalefette kalmış ve çok sayıda seçim kaybetmiş bir partinin üyeliğini ve delegeliğini yaptığım halde Annan Planı referandumu kaybını kabullenemedim.

Bu kayıp, bambaşka bir kayıptı, telafisi zor bir kayıp...

Yıllarca bu kadar yaklaşılmamıştı çözüme...

Bir defa daha o kadar yaklaşılacağına inancım kalmamıştı.

Bir defa daha o coşkulu kalabalıkların sokaklara döküleceğine ihtimal vermiyordum.

Halen de düşüncelerim çok fazla değişmiş değil.

Bence 2003- 2004’teki heyecan bir defa daha zor yaşanır...

Hatta bir defa daha o kadar çok televizyonlardaki, radyolardaki tartışmaları dinleyecek insan bulmak da kolay değil artık.

Nasıl da herkes işi gücü bırakıp tartışan insanları dinliyordu?

Nasıl da gazetelerde bir olumlu haber daha okumak için yanıp tutuşuyordu insanlar.

Bir daha asla aynı mitingde, aynı miting alanında yan yana gelmeyecek insanlar birlikteydi.

Farklı partilerin bayrakları bir birine karışmıştı.

Kıbrıs’ta çözümden veya Avrupa Birliği’nden bir hayli insanın beklentileri farklı farklıydı ama sonuçta tümü de Kıbrıs’ta bir çözüm istiyordu.

Bir peri masalı yaşıyormuş gibiydik…

Tabii ki peri masalının da sonu vardı ve masal bittiğinde kolay kolay kendimize gelemedik.

O büyük travmayı atlattıktan sonra, bir daha gönlümü kaldırmadım.

Zaten yıllar boyu umutlanmamı gerektirecek çok fazla bir şey de olmadı.

Tam tersine umutlarımızı kıracak onlarca olay yaşandı.

Akıncı- Anatsasiadis müzakereleri, belki de 2004’ten sonra ilk kez bu kadar ciddiydi, bu kadar çözüme yaklaştırmıştı bizi...

Kesinlikle bir 2004 değil ama ondan sonraki en umut verici nokta...

Tamam ortada bir hayli sorunlu konu var ama yine de insanın içine ufacık da olsa umut veren bir şeyler var.

“Ne görüyorsun?”, “Nereden biliyorsun?” diyorlar böyle konuştuğumda.

Ben “İlla ki çözüm olacak” demiyorum ama okuduklarım, izlediklerim, konuştuğum bazı insanlar, yıllardır gazeteci olarak bu süreçleri izlediğim için geçmişle bugünü, eski süreçleri karşılaştırabiliyor ve bir farklılık olduğunu görebiliyorum.

Ha, bu yeter mi?

İçimize umut veren bir şeyler var ama bugüne kadarki tempo gerçekten de çözüme yetmez.

Birçok şey hazırdır da Cenevre’de sonuca mı varılacak, yoksa hiçbir şey tamam değil de 3-4 gün içinde mi halledilecek?

Kısa sürede bu kadar anlaşmazlık nasıl giderilecek, garantörlerin rolü ne olacak, gerçekten merak konusu.

Beklentilerimi yüksek tutmuyorum.

Gönlümü kaldırıp da yeni bir hayal kırıklığı yaşamak istemiyorum.

2004’te işin romantik yanı da vardı doğası gereği ama artık romantikleşmeye de gerek yok.

Zaten romantik olmayı gerektirecek bir ortam da bulunmuyor.

Cenevre’den olumsuz bir sonuç çıkacağına inananlar, olumlu düşünenlerden daha çok...

Belki böylesi daha iyidir, olumsuz düşünürken olumluya kavuşmak, iyiyi beklerken kötüyle karşılaşmaktan daha iyidir.

Bu arada vatandaşların müzakerelere çok fazla ilgi göstermediği belirtiliyor.

Vatandaşlar, arka arkaya gelen elektrik, akaryakıt, tüp gaz zamları, kış şartları nedeniyle meyve- sebze fiyatlarının yüksek rakamlara ulaşması, dövizin yükselişi ve buna bağlı olarak hayatın pahalılaşması karşısında o kadar bunaldı ki, kendi derdinden başka hiçbir şeyle ilgilenmiyor.

Beklentimizi yükseltmedik ama güzel habere bayram etmek, bizim için zor olmayacak.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.