Cyprus Today sol
  • 01 Haziran 2018, Cuma 8:56
AliBATURAY

Ali BATURAY

Bizlere farkında olmadan enjekte edilen kötülükler

Daha küçücük yaşımızdan itibaren birçok şey öğreniriz. Öğrendiğimiz her şey “yararlı” değildir, “zararlı” şeyleri de öğrenmiş oluruz. Kültürümüzü, toplumsal değerleri, kuralları ve de öğrendiğimiz bir dolu şeyi daha kendi kişiliğimizde yoğururuz. Peki bunları benimser miyiz? Benimseyip benimsemediklerimiz, kişiliğimizin oluşmasına da katkı koyar. Kişinin toplumsallaşması böyle bir şey midir? Öyle olduğu söylenir.

Birçok şey öğreniyoruz, peki tüm öğrendiklerimizi benimsemeli miyiz? Tüm öğrendiklerimizi benimseyip özümsemeli miyiz? Maalesef tüm öğrendiklerimiz yararlı değildir ve doğru öğrenirsek, yararlı olmayandan uzaklaşmayı da bilmiş oluruz. Çocuk ve genç yaşta değilse bile, olgunlaştıkça neyin iyi, neyin kötü olduğunu çok daha iyi kavramaya başlarız.

Ancak biz ne kadar kaçmaya çalışırsak çalışalım, bir taraftan da zararlı olan şeyler çeşitli aygıtlarla bize enjekte edilir. O enjekte edilen şeylerin zararını kısa zamanda belki görmeyiz ama en olmadık zamanda içimizde bir patlamaya neden olabilirler. Örneğin “şiddet kültürü” enjekte edilmesi, “tüketim kültürü” aşılanması belki kısa vadede değilse bile zaman ilerledikçe bizi teslim almaya başlar.

Çeşitli aygıtlarla pasifleştirilmeye, asosyal veya apolitik edilmeye çalışılırız, mutlaka bunun amaçları vardır.  Apolitik bir toplum fazla sorgulayıcı olmaz, kaderine razı bir pozisyona bürünür. Asosyal insanlar da bir ottan farksızdır. Televizyonlar, sinema filmleri, reklam filmleri, internet ortamı, sosyal medya,  bu tür zararlı “kültürleri”, zararlı eğilimleri biz farkında olmadan bize enjekte ederler.

En olmadık zamanda bizlere enjekte edilenlerin etkisiyle değişik davranışlara bürünebiliriz. Rol modellerle bize alıştırdıklarını uygulamaya başlarız… Kumar, bet, uyuşturucu, sigara, alkol, şiddet işte hep farkında olmadan bize alıştırılmaya çalışılan zararlılardır. 

Televizyonda “reyting” ya da gazetelerde “tiraj” için en büyük araç olan “şiddet”, daha sonra yaşamımızı esir alan duruma dönüşür. Bizlere aşılanan şiddet kültürü nedeniyle, yargı yoluyla hakkımızı arayacağımıza şiddete başvururuz. O kadar ki, hayatımızın her anına, alanına şiddeti taşırız. Bir bakmışsınız sevdiklerimize bile şiddet uyguluyoruz… Son zamanlarda en küçük olaylarda bile kişilerin uzlaşamayarak, birbirini darp etmesi hep bu şiddet kültüründen kaynaklanmaktadır.

Dizi filmlerin neredeyse yüzde 98’inin ayakta kalmak için dayandığı nokta şiddet ve hüzündür. İnsanlar izlediklerini, okuduklarını, öğrendiklerini, bir şekilde içselleştirdikleri kötülükleri ya da zararlı davranışları zorda kaldıkları anda uygularlar.

Evet her insanın dayanma gücü farklıdır ama birçok insan bu öğrendiklerini istemese de uyguluyor. Çok zorda kalan kişi, yakınlarından ya da bir uzmandan destek alarak, içinde bulunduğu girdaptan kurtulabilecekken, kısa yoldan kendisine enjekte edilen kötülüğü hatırlar, gözünde o canlanır ve örneğin “intihar” eder. Kişi, hayatta hiçbir şeyin insan yaşamından daha önemli olmadığını unutur ve daha önce gördüğü, okuduğu, ona enjekte edilen kısa yol olan “intiharı” seçer. Ya da haksızlığa uğradığında, ya da çaresiz hissettiğinde birisini öldürür. O nedenle bizlere bu kötülükleri enjekte edilmesini engellemeliyiz.

İnsanın psikolojisi bozulabilir, kafası yerine olmayabilir, belki kendisini kaybetmiştir ama işte o anda daha önce kendisine öğretilen, yıllarca enjekte edilen “kötü modeli” hatırlayıp, onun yaptığını uygular. İşte böyle olmamalıdır. Kişilerin uzmanlardan destek almasının ayıp olmadığını bu topluma anlatmalı ve benimsetmeliyiz, bize aşılanan kötülüklerden nasıl uzak duracağımız konusunda bilinçlenmeliyiz. Öğrendiğimiz her şeyi benimsemek zorunda olmadığımızı bilmeliyiz, “kötüyü” ayırabilecek uyanıklıkta olmalıyız. Psikolojisi bozulan yakınlarımızı, “Aman bir tuhaf oldu bırak ne hali varsa görsün” diyerek yalnız bırakmamalıyız. Tam tersine ona destek olmalı, bir psikolog ya da psikiyatristten destek almasını sağlamalıyız. Yanında olup, varlığımızla bile destek olmalıyız.

Tuhaflaşan yakınlarımızı uçuruma düşmeden kurtarmalıyız. Çocuğunu öldüren annenin olayı gerçekten çok acı ve dayanılmazdır ama bu kötü olaydan çıkaracağımız çok dersler vardır. İnşallah meraklıların bir şey öğrenip dedikodu yapması düzeyinde kalmaz bu tartışmalarımız ve yararlı bir sonuca evrilir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık