HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ali BATURAY

Ali BATURAY

22.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Burası sanki Nazi kampı be abi

Daha önce birkaç kez yazdım ama bir vatandaşımız aradı ve “yine yaz” dedi.

Yazmamı istedikleri konu, kamuya el altından istihdamlar yapılırken, personel ihtiyacı olan dairelerin ihmal edilmesi…

İşlerin çok olduğu devlet dairelerine, devlet kurumlarına istihdam edilen personelin kısa sürede buradan kaçıyor olması...  “Kaçıyor” dedimse sakın istifa ediyor zannetmeyin.

Torpil kullanıp, başka daireye gitmesidir sorunumuz.

“Araç Kayıt Dairesi”, “Sosyal Sigortalar Dairesi”, “Vergi Dairesi” gibi işlerin çok olduğu dairelerde çalışmak istemiyor insanlar.

Bir yolunu bulup oralardan kaçıp, daha rahat dairelere gidiyorlar.

Hem devlet dairesinde çalışacaksın, hem de çok iş yapacaksın, olur mu öyle şey?

Devlet dairesi demek yatmak demek, rahatlık demek...

Öyle bir algı yerleşti, ezilmemek, yorulmamak, rahat olmak için devlet çalışanı olacaksın...

Bir kişi aradı beni, yukarıda saydığım dairelerden birinde çalışıyor.

“Kimi istihdam etseler, kısa sürede başka yere nakillerini aldırıyorlar” dedi.

Bu vatandaş bir de hikaye anlattı.

Daireye bir genç istihdam etmişler, eğitmesi için de bizi arayan vatandaşın yanına vermişler.

Eğitmesi gerekiyor çünkü yapılacak küçük bir hata vatandaşların geleceğine olumsuz etkiler yapabiliyor.

Genç adam şaşkın...

“Bu ne yahu ama başımızı kaşıyacak zamanımız yok. Böyle iş mi olur?” diye sızlanmaya başlamış bizim genç... O dairede cep telefonuyla konuşmak, sosyal medyada gezinmek yasakmış...

Yasak dedikse, yazılı bir yasadan, kuraldan söz etmiyoruz, öyle bir disiplin oluşmuş personel arasında...

Zaten kocaman bir oda, karşılarında da vatandaşlar var...

Cep telefonuyla konuşmak bir yana, durup iki dakika başka bir şeyle ilgilensen, sırada bekleyen vatandaşlar bakışıyla sizi yermiş, bakışı yetmezse lâf atarlarmış…

O nedenle öyle telefonda, bilgisayarda, tablette zaman harcamak mümkün değilmiş.

“Ne biçim yere yolladılar beni?” deyip duruyormuş bu genç adam.

Genç, “Yookkk, ben abimi arayacağım, buradan kaçacağım” demiş.

Abisi de bir bakan... Abisi dedikse gerçek abisi değil, partiden abisi, bakan abisi...

Genç bir gün bir bakanımızı aramış, odadaki herkes de dinliyormuş.

Bakanın adını da telaffuz ediyormuş...

Genç, “Be abi, nere yolladın yahu beni? Yapamam be abi ben burada. Burası sanki Nazi kampı be abi… Aldır be abi beni buradan” diye yalvarmış yakarmış...

“Gencin cep telefonunda bakanla konuştuğuna eminim, çünkü bakanın sesi bana kadar geliyordu. Bakanın sesini tanıdım” diyor vatandaşımız.

Bu tür konuşmalar birkaç gün sürmüş ve nihayet genç oradan alınıp, başka bir daireye verilmiş.

Nazi kampı olmayan, gül bahçesi bir yere gönderilmiş.

Gözlerden uzak, bol bol cep telefonuyla oynayacağı, bilgisayar kullanacağı bir yere.

O dairenin personeli bıkmış usanmış, kalkıp gidip ilgili bakanı bulmuşlar.

Tabii bizi arayan bu kişi bakana biraz sert konuşmuş ve az kalsın başı derde de giriyormuş, iş karıştırdığı, isyankar davrandığı için.

Bakan, “Mecburum böyle yapmaya. Seçim kaybetmemi mi istiyorsunuz? İş karıştırmayın” diye fırça da atmış onlara.

O daireyle ilgili olmayan ama onlara destek olacağını düşündükleri başka bir bakana gitmişler ancak o da diğeri gibi “İş karıştırmayın yahu, o kadar basit değil bu işler” demiş...

O dairenin halen personel eksiği varmış...

Bu vatandaşımız, “Bıktık usandık artık. Ne biçim iştir bu? Nasıl siyasidir bunlar?” diye tepki gösteriyor...

İşte böyle... Nasıl ama hikayeyi beğendiniz mi?

Şimdi şişkin olduğu, aşırı personel barındırdığı belirtilen ve buna rağmen halen istihdam yapılan kamuda bazı dairelerde neden eksiklikler olduğunu anladınız mı?

Teknik eleman gerektiren dairelere neden vasıfsız kişiler alındığına veya fazla işi olan dairelere neden istihdam yapılmadığına, yapılanın da neden oradan kaçtığına anlam verebildiniz mi?

Partizanlığın nerelere dayandığını ve ülkeyi ne hale getirdiğini görüyor musunuz?

Halen de bundan vazgeçilmiyor. İşte size hikayeyi anlattım, bakın bir talep var bir de talebi yerine getiren...

Ya orada personel eksikliğinden dolayı ezilen, ya hizmet bekleyen?

Ne önemi var ki? Partim sağ olsun, partilim rahat etsin, milletvekilliğim, bakanlığım sürsün...

Ülke yönetmek buysa, daha ne yazayım ya da ne söyleyeyim?

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.