Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

15.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Caydırıcı ceza veremedikten sonra...

Yazı yazarken çok taraflı düşünürüm, kimseye haksızlık yapmak istemem.

Zaman zaman eleştirdiğim kişilerin yerine koyarım kendimi ve onları anlamaya çalışırım.

Haksız eleştiriler yapmamaya özen gösteririm.

Ekip olarak gazeteye haber seçerken de aynı titizliği göstermeye çalışırız..

Hiç hata yapmadığımızı söyleyemem, çünkü zamanla yarışıyoruz, bir gün bitmeden yenisi başlıyor, hep bir gün sonrası için koşuşturuyoruz.

Yetiştirme kaygımız var, bu telaş içinde mutlaka hatalar yaptığımız da olur ama bunu en aza indirmeye çalışırız.

Yaptığımız haberleri yalanlamaya çalışırlar, “Acaba bir hata yaptık mı?” diye düşünürüz ama biraz daha olayın üzerine gidince hata yapmadığımızı anlarız.

Yüzde yüz haklı olduğumuz zamanlar da bizi yalanlamaya çalışırlar... Alıştık artık bunlara…

Dediğim gibi olan biten her şeyi anlamaya çalışıyorum.

Mesela yapılan her yanlışın, ortaya çıkan her sorunun mutlaka kötü niyetli olarak yaratıldığına inanmıyorum, öyle bir art niyetim yok.

Çoğu kez iyi niyetli yapılan işlerden de kötü sonuçlar çıkabilir.

Her eleştirdiğimiz kişiye “kötü niyetlisin” demek istemiyoruz.

Dünya iyisi insanlar tanıdım ben ama yaptığı işleri batırdı, birçok kesimi perişan etti.

İyi niyetli, iyi kalpli olmak, başarı için yeterli değildir.

İyilik tabii ki güzel bir özelliktir ama başarı için başka meziyetler de gereklidir.

Biz hükümeti, bakanlıkları, kurumları eleştirirken o makamların yetkili kişilerini, kişiliklerini hedef almıyoruz.

Kimsenin kişiliği, şahsiyeti ile bir sorunumuz yok, tam tersine bu makamlarda insan olarak sevdiğimiz, arkadaşımız olan insanlar da var.

Ancak bu mesleği yapacaksak, kimseyi ayıramayız, hatalı gördüğümüzü, yanlışları yazarız, mesleğimizin gerektirdiği budur...

Bazı başka şartlar da kurumların başarısızlığına neden oluyor, mesela yetersiz yasalar, uygulanamayan yasalar, ya da uygulatılamayanlar…

Partizanca istihdam edilen, yeteneksiz, yetersiz personel de başarısızlıkta rol oynayabilir.

Ancak ne isterse olsun, başarısızlık, başarısızlıktır…

Sonra yasalar, vicdanları rahatlatacak düzeyde olmalı.

Yasaların, tüzüklerin emrettiğini uyguladığınızda vicdanlar rahatlamaz, başkaları için caydırıcı olmazsa neye yarar ki?

Evet bir kazanın, ihmalin sonunda ölüm varsa, bunun karşılığı olabilecek bir bedel yoktur tabii ki.

Öleni geri getiremedikten sonra verilecek hangi cezanın anlamı ya da kıymeti var ki?

Yok elbet ama verilecek cezalar, başkalarını bir değil bin kez düşündürecek derecede caydırıcı olmalı.

O büyük cezayı düşündükçe titremeli başkaları ve “Bunu yaparsam batarım, biterim” demeli.

Geçitköy’de meydana gelen ve bir aileyi darmadağın eden trafik kazasıyla ilgili, ihmali olan şirkete bir asgari ücret para cezası kesildi.

Yani 2 bin 20 TL… Koskoca bir şirkete 2 bin 20 TL ne ki?

Derdim söz konusu şirketle değil, ismi aklımda bile değil ihmali olan şirketin.

Benzer başka suçlarda da aynı ceza kesiliyor. Bu çok komik bir cezadır.

Çalışma izni ile ülkeye gelen kişiler, sadece müracaat ettiği alanda hizmet verebiliyor, farklı bir alanda hizmet veremiyor, bunun cezası da bir asgari ücret.

Aslında bu tür suçların cezası 5 asgari ücretti ama son düzenleme ile bir asgari ücrete indirildi.

Bu yapılırken iyi niyetli düşünülmüş, işçiler cezaya giriyor, patron 5 asgari ücreti ödeyemiyor, kişiler zararını görüyormuş. O nedenle ceza bir asgari ücrete indirilmiş.

Tüm dünyada cezalar caydırıcı olsun diye artırılırken bizde “iyi niyetli” bir hareketle düşürülüyor.

Tabii ki böyle olunca da kimse yasadan ya da yasaktan korkmuyor; mantık, “bedelini öder” istediğimi yaparım oluyor.

Tabii ki Çalışma Bakanlığı’nın görevi değildir sokakta seyreden şoförün hangi çalışma izni ile görev yapıyor olduğunu tespit etmek, o polisin işidir ama sorun, kimsenin bakanlıktan korkmuyor, çekinmiyor oluşudur.

Denetlenmeyeceğini, denetlense de hiçbir şey olmayacağını düşünüyor işveren, ya da vereceği ceza onu korkutmuyor. Sonra işte böyle canlı bombalar ortaya çıkıp cinayet gibi kazalar yapıyor.

“İşveren ya da halk da bilinçli olmalı, kendisini ve sokaktaki vatandaşı riske atmamalı” dedi bir yetkili geçmişte. Elbette tüm suçu yetkililerde aramak acımasızca bir tavırdır, doğrudur, soruna çok taraflı bakmak lazım ama halkı bilinçlendirmek de yetkililerin görevlerinden birisidir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.