KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

29.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çirkinlikler güzelliklerden daha fazla

Bazen soruyorlar bize “Hiç mi güzel bir şey yok bu ülkede? Hep olumsuzlukları yazıyorsunuz” diye...

Biz istemez miyiz size her gün güzel haberler yazalım?

Keşke güzellikler ülkesi olsak da hep güzel haberler yazsak.

Birkaç yıl önce aralarında benim de olduğum bir grup gazeteci İsveç’e bir medya organizasyonuna gitmiştik.

Orada önümüzde İsveç’te çıkan gazeteleri koydular...

Gazeteler İsveççeydi, anlamıyorduk, okuyamıyorduk ama buna rağmen bir şeyi fark etmemizi istediler.

Uzun uzun inceledik, neyi fark etmemiz gerektiğini bir türlü anlamadık.

Başka bir ülkeden gelip, orada konuşma yapan gazeteci, “İsveççe bilmiyorsunuz ama haberlere, özellikle fotoğraflı haberlere dikkatle bakın” dedi.

Anlamıştık sonunda, gazetelerde, ön sayfada, iç sayfalarda ağırlıklı olarak dünya haberleri vardı, dünyadaki sorunları işliyorlardı, çünkü İsveç’in sorunları yok denecek kadar azdı.

Bir arkadaşımız, “Bir gazeteci için ne kötü değil mi, yaşadığınız ülkede sorun olmasın, ya da çok az sorun olsun... Sorun olmayınca bir gazeteci neyle uğraşabilir ki?” dedi.

Sorunsuz ülkede gazetecilik yapmak nasıl bir şeydir bilmiyorum ama sorunlu ülkede gazetecilik yapmasını bilmeyenler ya da yapmayanlar, sorunları çıkaranların yanında olanlar da çoktur...

Gazetecilik doğası gereği protest bakmayı, sorunları görmeyi, sorunların çözülmesi için ısrar etmeyi gerektirir.

İyi şeyleri, güzel haberleri vermek de gazeteciliğin gereklerindedir kuşkusuz ama bu meslekte esas olan insanların sorunlarına çözüm bulunması için çaba sarf etmek, halka tercüman olmak, sesini duyurmaktır...

George Orwell’in o klasikleşen sözünü tekrarlayalım isterseniz; “Gazetecilik birilerinin yazılmasını istemediği şeyleri yazmaktır. Bunun dışındaki her şey halkla ilişkilerdir.”

Gazetecileri bazı kesimler sever gibi görünür ama inanmayın, gazeteciler genelde sevilmez, çünkü her şeyi didiklerler, birçok kişinin başına dert açarlar.

Gazetecilerin çok düşmanı olur, yazdıklarından, söylediklerinden dolayı patronlarına şikayet edilirler, işten çıkarılması ya da azarlanması, ipinin çekilmesi istenir.

Gazeteciler tehdit edilir, darp edilir, hatta öldürülür bile...

Medya tarihi bu tür olaylarla doludur.

Tabii gazeteciden gazeteciye değişir, “Tatlı su gazetecisi” olacaksanız sorun yok...

George Orwell’in dediği gibi birilerinin yazılmasını istemediği şeyleri yazmadıktan sonra yaptığınız iş neye yarar?

Biz zaten birileri rahatsız olsun da sorunlara çözüm bulsun diye uğraşıyoruz.

Ülkemiz gerçekten çok sorunlu, biz İsveçli gazeteciler kadar şanssız değiliz, bizde malzeme çok.

İsveç’te halk şanslı sorunları az olduğu için, gazeteciler ise şanssız çok fazla sorun olmadığı için.

Bizde ise halk şanssız, çok fazla sorunu olduğu için ama gazeteciler şanslı çok fazla malzemeleri olduğu için.

Şaka yapıyorum, keşke ülkemiz sorunlardan arınsa, refah, sıkıntısız bir vatan olsa da biz varsın dünya haberleri ile uğraşırdık, ya da ne bileyim meslek değişirdik.

Görüyorsunuz işte her tarafımız sorun, her gün bir saçmalık, her gün çağdışı uygulamalar, yasadışı işlemler, trafik kazaları, iş kazaları, kaçakçılık, yolsuzluk, yığınla polisiye olay...

Bir taraftan “devletiz, sonsuza kadar yaşatacağız” diyorlar, diğer taraftan bir devlette olmayacak ne varsa yapıyorlar.

Her iktidara gelen her şeyi yapabileceğini sanıyor ve yapıyorlar da...

Gazeteciler yazdığı zaman ise mutlaka bir cevapları, bir mazeretleri, savunmaları vardır.

Biz sorunları yazarken sadist bir ruh haline dönüşmüyoruz, tüm amacımız her şeyin düzgün olması içindir.

Örneğin Gazimağusa Limanı’nda memurların mum ışığı ve el feneriyle çalışmasını haber yapmak hoşumuza mı gidiyor sanıyorsunuz?

Hoşumuza gitmiyor, üzülüyoruz, utanıyoruz ama görmezden de gelemeyiz...

Biz de bu ülkede yaşıyoruz ve ülkemize üzülüyoruz.

Taş uğruna dağların oyulmasına tepkiyi de, kumar yüzünden intihar edeni de, yargı kararına uyulmamasını da, doğamızın kirletilmesini de, kurumlarımızın soyulmasını da, trafik kazalarında insanlarımızın can vermesini de, üretimden kopuk asalak gibi yaşamamızı da yazıyoruz, söylüyoruz çünkü bunlar düzelmezse ülkenin yaşanabilir bir ülke olmayacağına inanıyoruz...

Haksızlıklar, adaletsizlikler, yolsuzluklar, yasa tanımazlıklar, adam kayırmacılıklar, “ben yaparım olur” mantığı bizi bitiriyor, çürüyoruz...

İşte isyanımız bunlaradır, söyleyin bu kadar sorun içinde, bu çamur deryasında nasıl güzel şeyler yazalım?

Güzel şeyler de yazacağız mutlaka ancak şimdi değil, çünkü çirkinlikler maalesef güzelliklerden daha fazla.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.