HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ali BATURAY

Ali BATURAY

29.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çocuk işçinin, yürek parçalayan öyküsü

Bu ülkede bazı şeylere gözümüzü kapayınca o şeylerin yaşanmadığını sanıyoruz galiba.

Siz görmek istemeyince bazı şeyleri, zannediyorsunuz ki dünya tozpembedir.

Siz gözlerinizi yumunca sanırsınız ki ülkenizde o olumsuzluklar yaşanmıyor.

Bu ülkede Kıbrıslı Türklerin terk ettiği devlet okullarına ağırlıklı olarak göçmenler gidiyor...

Bu ülkede devlet hastanelerinde daha fazla göçmenler tedavi oluyor…

Bu ülkede göçmen çocukları, “çocuk işçi” olarak çalışıyor.

Bu ülkede göçmen ailelerinde “çocuk gelinler” artmaya başladı.

Bu ülkede göçmenler çok kötü şartlarda çalışıyor, çok kötü şartlarda konaklıyor.

Bu ülkede göçmenler bir birini yaralıyor, öldürüyor…

Bunlar bizi ilgilendiriyor mu?

Hiç sanmıyorum, yabancıların ne yaptığı, nasıl yaşadığı kimsenin umurunda değil.

“Bize ne elin göçmeninden, bize ne yabancılardan” değil mi?

Devlet ilgilenmiyor, Kıbrıslı Türklerin de çok fazla umurunda değil.

“Devlet bizimle ilgileniyor mu ki biz yabancıları düşüneceğiz” diyor vatandaşların çoğu.

Terk edip göçmenlere bıraktığımız sokaklara dönüp de bakmaya bile zahmet etmiyoruz.

Ne zaman fark edeceğiz bu ülkedeki yabancıları, mahkeme haberlerinde, gazetelerde yer aldığı zaman mı?

Mahallede gürültü çıkarırlarsa mı fark ediyoruz onları?

Bu ülkeye beş parasız getirip, suç işlemeye itilen ya da çok kötü şartlarda yaşayan insanları, “insan hakları” adına fark etmemiz, onların da insan olduğunu unutmamamız gerekiyor...

Gizem Özgeç ile Emine Davut’un KIBRIS TV’deki “Onlar Anlatıyor”  programına konuk olan bir çocuk işçi aklıma getirdi bunları.

Türkiye’den göçmen gelmiş çocuk işçinin anlattıkları gerçekten yürek burkuyordu.

Keşke başta ülkeyi yönetenler olmak üzere herkes bu programı izleyebilse.

Yetkililer görmek istemiyor ama bu ülkede “çocuk işçiler” var, hem de çok...

İşte bunlardan birisi yaşadıklarını KIBRIS TV’de anlattı.

12 yaşından itibaren inşaatlarda çalıştığını söyleyen 16 yaşındaki çocuk, bu işte olgunlaştığını kabul edip, “Çocuklar, çocukluklarını yaşasın, işe değil okula gitsin” diyor. Sanırsınız ki 30 yaşında birisi konuşuyor.

7 kardeşi bulunan ve 12 yaşından itibaren ailesine bakmak için inşaatlarda çalışmaya başlamış olan genç, “Bir gün çocuğum olursa asla çalışmasına izin vermeyeceğim” diyor.

Çocuk işçiler için dünya ters dönmüş beyler, ailesi çocuğa bakacağına, çocuk çalışıp ailesine bakıyor.

Siz efendiler 16 yaşındaki çocuğunuza her türlü imkânı sağlarken, her yeni cep telefonu modelini ya da benzeri elektronik aletleri ha bire önüne koyarken, üç kuruşa çalışan çocuklar olduğunun farkında mısınız acaba?

“Kazandığımı aileme veriyorum, bana para kalmıyor” diyor çocuk.

O kadar ezilip eleniyor ama o paradan gönlünce yiyemiyor, gezemiyor, kendisine bir şey alamıyor...

Güvencesiz çalıştırılan çocukları bolca da azarlıyorlarmış...

Çocuk, “Seçme şansım olsaydı huzurlu ve iyi bir hayatım olmasını isterdim. Zengin olmak değil isteğim ama fakir olmak da istemezdim”…diyor.

Ezilmiş insanın hayalleri bile ölçülü, hayalleri bile mütevazı, zengin olmayı düşlemiyor, “Fakir olmayayım yeter” diyor.

Bu çocuk o kadar az şey istiyor ki; “İnşaatta değil de bir restoranda, temiz yerde çalışmayı tercih ederdim”  diye konuşuyor.

16 yaşında ama çalıştığı için kendisini büyük hissettiğini söylüyor ki gerçekten de büyük insan gibi hatta büyüklerden bile daha olgun konuşuyor.

Kendisi gibi birçok çocuğun çalıştığını belirtiyor ve başka çocuklara 20- 22 yaşından sonra iş yaşamına başlamalarını, okullarını bırakmamalarını tavsiye ediyor.

İnanın dinlerken yüreğim parçalandı, hemen kendi çocuklarım aklıma geldi ve irkildim.

Fakir bir ailenin çalışması zorunlu bir bireyi olsa da çocuklar çalıştırılmamalı, 12 yaşından 16 yaşına kadar inşaatta çalışmak ne demek ki?

Daha da çalışmaya devam edecek muhtemelen...

Maalesef ülkede çocuk işçilerle ilgili koruyucu herhangi bir önlem yok.

İş Yasası’nda çocuk işçiliğin tanımı bile yok.

Bunlara daha ne kadar müsaade edilecek, tüm çocuklar çocukluğunu yaşayabilmeli önce...

Çalıştığı ortamda bir kazaya uğrayıp hayatını kaybetmez ya da sakat kalmazsa bu çocuk, çocukluğunu yaşamadı diye yetişkinken bir yanı eksik kalacak...

Boşuna yazıyorum aslında, bunu anlayacak, yüreğinde hissedecek bir yönetici var mı, bunu anlayıp da baskı unsuru olacak ne kadar insan var ki?

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.