Cyprus Today sol
  • 19 Mayıs 2018, Cumartesi 9:32
AliBATURAY

Ali BATURAY

Çoğalabilmeyi becermek

Güney Kıbrıs’ta Filistin halkına destek amaçlı eylem düzenlendi… “Ne var bunda, Kuzey Kıbrıs’ta da düzenlendi?” dediğinizi duyar gibiyim. Yok, özel bir anlam yüklemeye çalışmıyorum ama olayın güzel yanı eyleme Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkler ve Filistinlilerin birlikte katılmasıydı. Eylemi düzenleyen AKEL’di.. Toplanan kalabalık İsrail Büyükelçiliği’ne yürüdü. Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar, Filistin’in genel olarak uğradığı haksızlığa ve en son olarak da ABD’nin İsrail Büyükelçilik binasını Tel Aviv’den Kudüs’e taşımasına ve de bu nedenle Gazze’de eylem yapan birçok kişinin İsrail askerleri tarafından vurularak öldürülmesine tepki gösterdi.

AKEL’in eyleminde Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar yan yana yürüdü, tepkisini ortaya koydu. Kıbrıslılar, Filistinlilerin uğradığı haksızlığı çok iyi anlayabilmelidir. Benzer acılar bu topraklarda çekildi... Ayrımcılık yaptığımdan falan değil ama özellikle de Kıbrıslı Türkler, Filistinlileri anlıyordur diye düşünüyorum. Gerçekleri görebilen Kıbrıslı Rumlar da anlıyordur tabii ki...

Peki Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar kendi pencerelerinden mi bakıyor olaya, yoksa genel bir pencereden mi? Genel bir pencereden bakabilmek güzeldir… Genel ama doğru bir pencereden… Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rumlarla birlikte yürümesi, Filistin halkı ile birlikte dayanışması gerçekten önemlidir ama soruna bakış açısında da birliktelik, görüş birliği var mıdır, işte o önemlidir. Bu eyleme hangi duygularla kaç kişi katıldı, kaç Kıbrıslı Türk kaç Kıbrıslı Rum? Önemli olan çoğalabilmektir çünkü..

Filistin halkı için, Suriye halkı için ya da dünyanın herhangi bir yerinde ezilen, haksızlığa uğrayan bir halk için Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların birlikte eylem yapabilmelerini önemsiyorum ama bunlar göstermelik ya da numunelik kaldığı sürece bir sonuç getirmez. Bugüne kadar sayısız “iki toplumlu etkinlik” yapıldı. En uzun sürdürülen iki toplumlu etkinlik ise 1 Mayıs kutlamalarıdır ama işte bu iki toplumlu etkinlikler, olumlu olarak geneli etkileyemedi.

İki toplumlu etkinliklerin en fayda getirenlerinin 2003-  2004’te yapılanlar olduğu söyleniyor ama ben buna da pek katılmıyorum. O zaman bile öyle ahım şahım bir iki toplumlu miting düzenlenememişti. Üstelik sonuca baktığımız zaman, 2004 Annan Planı Referandumu’nda iki “evet” çıkmadığına göre, iki toplumlu etkinlikler o zaman da işe yaramadı, bizi çözüme hazırlayamadı. Ha, sakın iki toplumlu etkinliklere karşı olduğumu sanmayın, destekliyorum ama tam tersine amacına ulaşamadığını, layıkıyla ve samimiyetle yapılamadığını söylemeye çalışıyorum.

Tabii ki iki toplumlu etkinliklerin yalnızca “Kıbrıs’ta çözüm” için olmadığını, insani yönler de barındırdığını söyleyebilirsiniz. Ona da bir itirazım olamaz, insani bazı etkinlikler için bir fayda beklenmeyebilir, Filistin halkı için yapılan eylem gibi. Orada Filistinliler ile bir araya gelmek, onlar için manevi ve insani bir tavır ortaya koyabilmek elbette çok önemlidir. Ancak kendi sorununu çözemeyen, kendisi barış yapmayı beceremeyen, çözüme ulaşamayan toplumların böyle eylemlerde bir araya gelmesine ve kaç kişiyle bunu yaptığına yine de biraz bakmakta fayda vardır.

İsrail’de de Filistinlilere yapılanlara karşı çıkan, hatta eylem yapan İsrailliler de vardır. Sağduyulu, gerçeği görebilen, katı milliyetçi bakışla şuurunu yitirmeyen, yönetimlerinin yaptığını benimseyen İsrailliler olduğunu biliyoruz ama esas soru şu; kaç kişidirler ve yönetim üzerindeki etkileri nedir?

Güney Kıbrıs’ta da Kıbrıslı Türkleri anlayabildiğini söyleyen, soruna gerçekçi bakabilen, çözüm isteyen ve yöneticilerinin katı tutumuna katılmayan Kıbrıslı Rumlar vardır, peki onlar kaç kişidir? Çoğalabilmek dediğim budur işte... Kim ne derse desin Kıbrıslı Türkler çözüm istencinde daha samimidir, daha cesurdur, daha sürükleyicidir ve daha fazladır... Aynı cesaret ve istenci Kıbrıslı Rumlarda göremiyoruz.

Kıbrıslı Türklerde de çözüm istemeyenler olduğunu söylemeyin sakın, çünkü çözüm isteyenler çoğunluktadır. Rumların da çözüm isteyenlerinin çoğalması gerekiyor, sonra da birlikte çoğalabilmeleri... “Kıbrıslı Rumları da ikna etmek Kıbrıslı Türklere düşecek” diyor bazen bizimkiler. Hade onu da deneyelim, zorlayalım... İyi de bu Kıbrıslı Türklerin de taşıyacak o kadar ağırlığı varken bunu da sırtlarına yüklemek adil midir acaba?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık