Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

09.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözüm istemeyi, “Rumları istemek” gibi basite indirgememek gerekir

Gözlerimiz Cenevre’de… 2004’ten bu yana umutlar bu kadar yeşermemişti.

İlla ki oradan bir şey çıkacak, çözüm kapıları açılacak diye yüksek bir beklenti içinde değiliz ama sanki istenire olacakmış gibi bir his var içimizde.

Son günlerde hem bizim basında, hem de bölgeden gelen haberler içinde hep kötü senaryolar var…

Cenevre’ye gidilirken anlamsız bir karamsarlık hakım.

Kimine göre bunlar karamsarlık değil de gerçekçilikmiş… Gerçekçilik değil kötümserlik bence bunlar…

Cenevre’de bir tıkanıklık olacak, aşılamayacak ve yine hayal kırıklığıyla dönülecek senaryoları...

Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ı ilhak senaryoları ve daha neler neler…

Anlatılanlar gerçeklerlerden öte birilerinin gönlünden geçenler gibi geliyor bana...

Tabii bir de Rum Lider Nikos Anastasiadis’in “Kıbrıs Konferansı”nda hangi sıfatla olacağı meselesi çıktı başımıza… Kıbrıs Cumhuriyeti’ni temsil edecekmiş… Ne gereği varsa bu kavram karmaşalarına?

Rum tarafında da illa ki içe karşı bir şov, işi karmaşıklaştırma, kriz çıkarma huyu var…

Neyi temsil edersen et be adam, orada ol, çözüm için adım at ve sus…

Öte yandan, Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün “Türkiye ile konuştuk, korkmayın bir şey olmaz” tavırları var...

Türkiyeli yetkililerle kim konuşursa kendine göre bir anlam çıkarıyor, bunu da anlayabilmiş değilim.

Çözümcüler Türkiye’nin çözümden yana olduğu, çözüm istemeyenler de çözüm istemediği izlenimine kapılıyor…

Neden böyle oluyor, kim bizi aldatıyor, çok merak ediyorum.

Neler olacağını anlamak için çok fazla zaman kalmadı, kim neyi doğru anladı göreceğiz…

Başbakan “rahat olun” diyor ama ya çözümden korkanlar, ya da çözüm istemeyenler ne yapıyor?

Yoksa yanlış mı söyledim, sorsan herkes çözüm ister, değiştiriyorum, “temkinli olanlar” diyelim; işte onlar çok telaşlı…

Sanki her şey bitmiş, ortaya bir uzlaşı çıkmış ama bu uzlaşıda Türk tarafı kandırılmış, büyük yıkımın ilk adımı atılmış gibi telaş var onlarda.

Sanki de Kıbrıs Türk halkının sonunu getirecek bir metin ortaya çıkmış, özellikle içimize gelecek Rum nüfusu konusunda bizi kandırmışlar, zaman içerisinde Kıbrıs’ın tamamı Rumlaşacak, biz nüfus olarak eriyeceğiz yok olacağız…  Felaket senaryoları dillere dolandı yine… Henüz bir uzlaşı yok ama korku çok…

“Bizi kesecekler, yutacaklar, eski kötü günlere döneceğiz...” diyenler de var tabii…

Girit’e benzetenler mi istersin, Bosna’ya mı, Filistin’e mi, Suriye’ye mi?

Dünyada ya da çevremizde ne kadar kötü örnek varsa bize uyarlanıyor.

Elbette dünyadaki ve çevremizdeki olaylardan ders çıkaracağız, bir itirazım yok ama bazı örnekler çok uç, bazısı coğrafik, siyasi ve tarihsel açıdan bizimle bağdaşmıyor.

Hade bu benzeştirmelere itiraz etmeyeyim, korkuları da anlıyorum, bu toplum çok zor zamanlar yaşadı ama önce uzlaşma olsun, uzlaşma metnini görün, planı görün, haritayı görün, ondan sonra hep beraber bakarız Bosna’ya mı benzeriz, Filistin’e mi ya da başka bir yere mi, ona da karar veririz ve “hayır” deriz…

Sosyal medyada bakıyorum; Cumhurbaşkanı Akıncı, “Rum’a yama olma veya Türkiye’ye vilayet olma siyasetimiz yoktur” dediği için eleştiriliyor.

“Rum’a yama olmayız” sözü görmezden gelinerek, “Türkiye’ye vilayet olma siyasetimiz yoktur” dedi diye bazı kesimler Akıncı’yı topa tuttu.

Gereksiz eleştiriler, illa ki müzakereleri yapacak kişiye çamur atma, Türkiye’ye karşı kötü gösterme çabası…

Peki siz Akıncı’yı eleştirenler; söyleyin bana, var mı Türkiye’ye vilayet olma siyasetimiz?

Kim belirledi, kim açıkladı bu siyaseti siz söyleyin?

Birleşik bir Kıbrıs yaratmaya giderken, çözüm bulmaya çalışırken ne diyecekti yani Akıncı, “Türkiye’ye vilayet olmak istiyoruz” mu diyecekti? Akıncı’nın üstlendiği misyona ters bir durumdur bu.

Bu arada yine başladı bazı kesimler, çözüm isteyenlere, “Neden Rumlarla birlikte olmak istiyorlar? Neden Rumların kucağına oturmak istiyorlar?” diye tepki göstermeye.

Çözüm isteyenler Rumları istedikleri için değil, öncelikle kendisi için istiyor bunu.

Ben mesela çok bencilce olacak ama bir anlaşmayı öncelikle tüm Kıbrıslı Türkler ve kendim için istiyorum, amacım illa ki Rumlarla olmak değil, onlara duyduğum aşktan değil…

Tüm insanları severim ben, o başka mesele ve iki toplum var bu adada ve onlarla çözüm yapacağız ama ben çözümü insanca yaşamak için, dünya vatandaşı olmak için, uluslararası hukuk bu ülkeye gelsin diye istiyorum.

İnanın bana ben çözümü, anlaşmayı, siz çözüm istemeyeler için de istiyorum, gelecekte siz de memnun kalacaksınız.

Tüm çözüm isteyenler de benimkine benzer gerekçelerle istiyor, konuyu “Rumları istemek” gibi basite indirgemek çok saçma ve anlamsız…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.